Erkam bin Ebi'l-Erkam kimdir? Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın hayatı...

Erkam bin Ebi'l-Erkam kimdir? Erkam bin Ebi'l-Erkam nerede doğmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam ne zaman doğmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl Müslüman olmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl hicret etmiştir? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl evlenmiştir? Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın cesareti, Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın hayatı, Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın vefatı…

Erkam bin Ebi'l-Erkam kimdir? Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın hayatı...

İşte, "Erkam bin Ebi'l-Erkam kimdir? Erkam bin Ebi'l-Erkam nerede doğmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam ne zaman doğmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl Müslüman olmuştur? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl hicret etmiştir? Erkam bin Ebi'l-Erkam nasıl evlenmiştir? Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın cesareti, Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın hayatı, Erkam bin Ebi'l-Erkam’ın vefatı…" sorularının cevapları...

Safa Tepesi eteklerinde bulunan bir evin büyükçe bir odasında bir avuç Müslüman, iki cihan Serverinin mübârek ağızlarından dökülen nurlu kelimeleri dinlerdi. Bu bir avuç Müslüman üzerindeki zulüm ve baskı, henüz son bulmadığından, evin tavanında bulunan nöbetçiler devamlı olarak etrafı gözetlerlerdi. Hemen her gün, birkaç kişi bu mesut haneye gelir, küfrün ve inançsızlığın karanlığından kurtularak, imanın huzuruna kavuşurlardı. Nice büyük Sahabi de, burada Islâm’la şereflenmişti.

ERKAM BİN EBİ’L-ERKAM KİMDİR?

Kavim ve kabilesi, annesi ve babası, hattâ çocukları ve hanımı kendisine düşman olan birçok Sahabi, ancak bu saadet yuvasına geldiklerinde rahat bir nefes alırlar ve iki cihan Serverinin, hidayet güneşinin, kalpleri ve ruhları sımsıcak eden nurani ışıklarıyla hayat bulurlardı. İslâm güneşinin gönülleri aydınlatan ışık huzmeleri, ilk zamanlar buradan etrafa yayılıyordu. Mütevazi, fakat ebedi sahnelere mekân olmuş olan bu ev, mübârek ve ulvi ilhamlara mazhar olmuştu. Bu bahtiyar hanenin sahibi Abdullah bin Erkam diye bilinen Erkam bin Ebi'l Erkam'dı (r.a.). Hz. Erkam'ın âilesi, Cahiliye Devrinde fevkalade izzet ve itibar sahibi idi. Onun için, Mekke müşrikleri Müslümanların burada toplanmalarına fazla ses çıkarmazlardı. Hz Erkam, İslâmiyet’le ilk müşerref olan Sahabilerdendi.

İslam’ın ilk çileli günlerinde, hiçbir fedakârlıktan çekinmeyen Hz. Erkam, Resulullah ve diğer Sahabilerle birlikte Medine'ye hicret etmekten geri kalmadı. Resul-i Ekrem, Medine'de onu Hz. Ebu Talha (r.a.) ile kardeş yaptı ve huzur ve sükûn içinde yaşaması için, Beni Züreyk semtinde bir parça arazi verdi. Hz. Erkam bundan sonra hayatını orada devam ettirdi.

Hz. Erkam, fedakârlıkta olduğu gibi, şecaat ve kahramanlıkta da ileri idi. Başta Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber olmak üzere, hayatta olduğu müddetçe bütün gazâlara iştirak etti. Hz. Peygamberin kendisine tevdi ettiği zekât toplama vazifesini, mükemmel bir şekilde yerine getirdi.

Abdullah bin Erkam, fevkalade takva sahibi idi. Bütün vaktini ibâdet ve tâat ile geçirirdi. Hz. Ömer, "Ben Erkam'dan daha fazla Allah'tan korkan birisini görmedim" der.

Bir defasında Mescid-i Aksa'ya gitmek için Resulullahtan müsaade istedi. Niyeti oraya gidip, o mübarek Peygamberler beldesinde ibadet etmekti. Resul-i Ekrem ona şöyle cevap verdi: "Mescid-i Haramda bir kere namaz kılmak, diğer mescidlerde bin kere namaz kılmaktan daha faziletlidir."

Bunun üzerine Hz. Erkam da oraya gitmekten vazgeçti. Hz. Erkam, işlerinde sadece Allah nzâsını gözetir, karşılığında bir şey beklemezdi. Hz. Osman zamanında bir müddet için beytülmâlin işleri ile vazifelendirilmişti. Hz. Osman, kendisine bu hizmeti karşılığında 300 dirhem takdir edip göndermişti. Hz. Erkam, "Ben Allah rızası için çalıştım. Bu parayı kabul edemem" diyerek reddetti.

ERKAM BİN EBİ’L-ERKAM’IN VEFATI

Abdullah bin Erkam, uzun bir ömre mazhar oldu ve Hicretin 53. senesinde 83 yaşında iken ebedi âleme göçtü. Bu sırada Medine Valisi Mervan bin Hakem'di.

Adet olduğu üzere, Hz. Erkam'ın namazını kıldırmak için öne geçti. Ancak Erkam'ın oğlu öne atılarak, babasının cenâze namazını Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas'ın kıldırmasını vasiyet ettiğini söyleyerek, Sa'd bin Ebi Vakkas'ı yanına çağırdı Sa'd da bu vazifeyi memnuniyetle yerine getirdi ve Hz. Erkam'ın cenazesi Baki Mezarlığına defnedildi. Hz. Erkam'ın İslâm güneşinin yayılmasına mesken olan mübarek evi, daha sonra evlatlarına intikal etti ve onlar da bu mânevî mirası muhafaza ederek satmadılar. Hicretin 140. senesine kadar, hacca gelen Müslümanlar, Safa ile Merve arasında sa'y yaparlarken, bu mübârek haneyi de görürler ve burasının sahne olduğu mübarek tarihi hadisleri hatırlayarak, imanın ve şevkleri daha da artardı.

Halife Mansur, bu evi mirasçılarından satın alarak devlete mal etmiş, ancak Halife Mehdi zamanında yapılan tamiratta, evin asıl hüviyeti kaybolmuştu. Böylece bu mübârek ev daha sonraki nesillere intikal etmedi. Elbette ki, İslâmiyet’te taş topraktan yapılmış maddi eşyaya bizatihi hürmet bahis mevzuu değildir. Ancak bu mübarek ev, orada toplanan ve İslam davası uğruna bin bir türlü çile ve ıstıraplara katlanan Hz. Peygamber (a.s.m.) ve Ashabının mücâhedelerini hatırlamaya vesile olması itibarıyla, mühim bir kıymeti hâizdi ve hürmete şâyândı.

Allah bu mesut evin sahibi Abdullah bin Erkam'a rahmetler yağdırsın.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5