İslâmî Sosyal Yargı Bakımından Zinâcı Erkek de Kadın da Pistir
İslâm’da zinâcı erkekle zinâcı kadın aynı aşağılık çizgisinde görülür. Her ikisi de manevî pislikler içindedir.
Nûr Sûresi’nin yirmi altıncı âyeti bu gerçeği şöyle açıklar:
“Zinâ gibi çirkinlikler‐pislikler cinsel ahlâk yoksunu kişilere, onlar da çirkinliklere‐pisliklere yaraşır. Güzellikler‐temizlikler ise ahlâkı bütün insanlara, onlar da güzelliklere‐temizliklere yaraşır. Ahlâkı bütün insanlar kendini bilmezlerin attıkları mânevî pisliklerden beridirler. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.” 1
Zinâcı erkekle zinâcı kadın aşağılıkta denk oldukları için, cinsel ahlâksızlığını sürdüren bir kadın zinâdan korunmuş bir erkekle evlenemeyeceği gibi, zinâcı bir erkek de cinsel ahlâkını koruyan bir kadınla evlenemez.
Bu husus Nûr Sûresi’nin üçüncü âyetinde şöylece açıklanmaktadır:
“Kendisine zinâ cezası uygulanan zinâcı erkek ancak zinâ eden veya Allah’a ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zinâcı kadınla da ancak zinâ eden veya Allah’a ortak koşan bir erkek evlenebilir. (Evlilik için Alah’a ortak koşmamış ve zinâ yapmamış olmak şart kılındığından,) bu şartlara uygun olmayan böylesi bir evlilik ise, mü’minlere haram kılınmıştır.”2
İslâm bilginlerinin bir bölümü bu âyeti, âyette geçen ve anlamı kapalı olan “Zalike ”ifadesi çizgisinde ve bazı hadîsler ışığında şöylece yorumluyorlar:
Zinâcı bir erkeğin zinâcı olmayan bir kadınla evlenmesi uygun olmadığı gibi, zinâcı bir kadının zinâcı olmayan bir erkekle evlenmesi de uygun değildir. Bu tür bir evlilik asla tavsiye olunamaz. Âyet, öğütlenemeyeceğine işaret etmektedir. Ancak evlenilecek olursa, bu evlilik hukûkî bakımdan geçerlidir.
İslâm bilginlerinin bizim de katıldığımız azınlıkta olan bir kısmı da Nûr Sûresi’nin konumuz olan üçüncü âyetini kendi anlamı, ifade bütünlüğü ve mantığı içerisinde bağımsız olarak şöylece yorumluyorlar:
‐ Tövbe edip zinâdan uzak bir hayat yaşadığını kanıtlamak hali dışında‐ hiçbir zinâcı erkeğin zinâcı olmayan bir kadınla, hiçbir zinâcı kadının da zinâcı olmayan bir erkekle evlenmesi uygun olmadığı gibi, câiz ve geçerli de değildir.3
Zinâ evliliğe engeldir
Zinâ, bir tarafı zinâcı olmayan eşlerin evliliğine engeldir. Çünkü âyet böylesine bir evliliğin mü’minlere haram kılındığını açıklamaktadır.4
Açıklamaya çalıştığımız geniş hükümlü Nûr sûresinin 3. âyetinin indirilişine sebeb olan sunacağımız iki özel olay da zinâyı evlilik engeli olarak göstermektedir.
Fâhişe ile Evlenilemez
Ümmü Mehzûl isimli bir kadın vardı. Fâhişeydi. Sanatını da sürdürüyordu. Bir sahâbî onunla evlenmek istedi. Çünkü kadın, alacağı sahâbîyi bakmayı üstleniyordu.
Bu sahâbî Allah’ın Resûlü’nden izin isteyince Yüce Allah Nûr Sûresi’nin üçüncü âyetini indirdi.[5]
Mersed el‐Ğanevî, Mekke’deki Müslüman esirleri gizlice Medine’ye kaçıran bir mü’mindi.
Onun Mekke’de Anak isimli fâhişe bir dostu vardı.
İşte bu Mersed şöyle anlatıyor:
Allah’ın Resûlü’ne geldim ve şöylece sordum:
‐ Ya Resûlallah! Anak ile evleneyim mi? (Ne buyurursunuz?)
Allah’ın Resûlü bana cevab vermedi.
Bir süre sonra Nûr Sûresi’nin üçüncü âyeti inince Allah’ın Resûlü beni çağırdı ve mezkûr âyeti bana okudu. Sonra da şöyle emir buyurdu:
‐ Anak’la evlenme.[6]
Kaynaklarımızda nüzûl/indiliş sebebi olarak geçen bu iki olay yanı sıra, aşağıda sunacağımız hadisin zâhiri anlamı da, zinânın evlilik engeli olduğu görüşünü doğrulamaktadır.
“Zinâ suçundan sopalanarak cezalanmış bir zinâcı erkek, ancak kendisi gibi sopalanmış bir zinâcı kadını nikâhlayabilir.”[7]
Zinâya pek ağır bir ceza veren ve evlilik içindeki cinsel ilişkiyi akrabalık tesisine sebeb kılan bir dînîn zinâyı evlilik engeli görmesinden daha tabîi bir şey olamaz.
Gerçi zinâyı, zinâcı olmayanla evliliğe engel kılmak tevbe edip ıslah‐ı nefs etmiş bazı zinâcılar için bir mahrûmiyet doğurur. Ancak bu mahrûmiyet bir nesil için söz konusu olabilir. Kaldı ki bu durum zinâcıları birbirleriyle evlenmeye teşvik ederek toplumu zinâcıların sebeb olabileceği ahlâkî tehlikelerden korur. Nitekim yukarıda sunulan hadisten açıkça anlaşılacağı üzere İslâm, zinâcıların birbirleriyle evlenmelerini onaylamaktadır.
Allah’ın Resûlü’ne zinâ eden bir erkeğin, zinâ ettiği kadınla evlenmek istemesine ne buyurduğu sorulunca şöyle buyurmuştur:
Başlangıcı zinâdır. Ancak sonu helâl olan evliliktir. Haram olan zinâ
(zinâcılar arasında) helâl olan evliliği engellemez.[8]
Sonuç
İslâm, sosyal yargı bakımından cinsel suçların fâilleri olan erkekle kadın arasını ayırmaz. Erkeği suçladığı gibi kadını da suçlar. Kadını cezalandırdığı gibi erkeği de cezalandırır. Birini, diğeri aleyhine olacak şekilde korumaz.
Bu gerçeği delillendirecek pek çok misali aşağıdaki bahislerde göreceğiz.