Selime Coşkun: Kadraja sığdırmaya çalıştığım hakikat!

Siyer Vakfı'nın bu yıl beşincisini düzenlediği ve geleneksel hale getirdiği, Hz. Peygamber’e (S.A.V.) ithaf edilmiş ilk kısa film yarışması olma özelliğini taşıyan Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışması'nın başarılı senaristi Selime Coşkun.

Animasyon dalında da eser kabul eden Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışmasının Animasyon Özel Ödülü’ne, “Who Won? / Kim Kazandı?”  adlı eseri ile Selime Coşkun layık görüldü. Yarışmacı ödülünü Şehir Üniversitesi Rektörü Peyami Çelikcan’ın elinden aldı.

Başarılı senarist Selime Coşkun'a sorduk!

Sinema ve kısa film hayatınız nasıl başladı? 
Lise mezuniyetinden sonra, çizgi filmlerdeki bilinçaltı mesajlarini araştırmamın ardından, kendi neslimin aynı şeylerin kurbanı olmasını istemedim ve Türkiye'de animasyon olayı mevzu bahisi pek olmadığından mecbur internet üzerindeki yabancı kaynaklardan dersler izlemeye başladım, animasyon ve sonrasında film prodüksiyonuna dair bildigim hemen her şeyi bu vesileyle öğrendim.

Kısa filminiz için dubjaj, sesledirme seçimini nasıl yaptınız? 
Film için dublaj yapacak birisini bulmak, yerli ingilizce konuşmasi gerektiği için çok zor oldu.
Mesela kör karakterini yarışmanın son teslim tarihine 3 gün kala, Meryem Ali'nin çevresinden daha önceden tanımadığım Musa abiye ,mesaj atmamla bulabildim.O saatlerde Amerika'da saat gece 3 olmasına rağmen, fragmanı görüp çok beğenmiş ve kahkaha içeren diyalogları dahil gece gece büyük bir hevesle kaydedip yollamıştı. Bunların hepsini gönüllü yaptı, onun için onun fedakarlığıa bir teşekkür için gala gecesinde adını anmaya karar vermiştim. Nasip de oldu çok şükür. Salih niyetinde inatçı olanı Allah hiç yalnız bırakmıyor, bizzat yaşadım.

Geçmişde sinemada maneviyatı ön plana çıkartmak sektörde yalnız kalmayı göze almaktı şimdi isminizin uluslararası film festivallerinde anılması sizce nasıl bir is?
Siyer vakfınını Hasan bin Sabit sinema akademisi eğitimleri duyurusu yaptıklarında tanıdım. İlk bir kaç sene bu işin mantık ve misyonu adına ücretsiz olarak yaş sınırı olmadan tüm katılımcılara, değerli kişilerden oluşan bir seminer dizisi verdiler. Gerçekten değerli bulduğum bir girişimdi. Bu sektöre girmek isteyen pek çok gencin sırtını dayadıkları bir yer oldular .En azından ben öyle hissediyordum. Sonrasında ihtisaslaşarak herkesin ilgisine göre yine ücretsiz atölye eğitimlerine başladılar. Ben de senaryo atölyesine katılmıştım. Tabu dayatılmasından korktuğum için yıllardır gitmeyi reddettiğim bir alandı ama beklediğim gibi olmadı.
Bu filmin senaryosunu zihnimde yapılandırırken de senaryo eğitimi aldığım  Yektacan Özçift 'in tavsiyeleri kulagimda sürekli çınladı diyebilirim. Umarım ilk günki şevkle devam ederler ..  

Geçmişde sinemada maneviyatı ön plana çıkartmak sektörde yalnız kalmayı göze almaktı şimdi isminizin uluslararası film festivallerinde anılması sizce nasıl bir is?
Sektördeki konumum, yahut onun ne olacağı hiçbir zaman aklıma dahi gelmedi. Beni çok etkileyen, sevindiren ve zor anlarımda elimden tutup kaldıran, moral veren çok güçlü şeyler var. Bunları elimden geldiği kadar herkese ve kendime biçilen ömür içinde daimi bir şekilde paylaşma şevkindeyim.
Hiçbir zaman yalnız olmadığımıza dair imanımız var. Bu çok farklı bir motivasyon. Kadraja sığdırmaya çalıştığım hakikatin her türlü zorluğu yarıp zirveye çıkabildiğine inanıyorum. Bunun için bize ihtiyacı bile yok.
Milli sinema ile alakalı ilerde şimdiden düşündüğünüz bir yeni bir proje var mı?
Genel bir fikir olarak şunu diyebilirim belki ,
 "Acziyet " ile "müslüman" kelimesini aynı cümlede görmeyi  ne kadar reddediyorsam , "doğruluk " ile " kudret"in o kadar aynı safta şahlandığını göstermek istiyorum.

Sanat ve kültür alanında “Dünyadaki En Etkin 500 Müslüman” arasında gösterilen Shems Friedlander’ın elinden ödül alırken neler hissetiniz?
Shems Freidlander ile aynı ortamda ilk defa bulunuyorum. Bize plaketi verirken ve  sonrasında yaptığı konuşması esnasında  her halinden belli olan samimi duruşundan, hissiyat  ve enerjisinden gala dönüşü eve gelip kendisini daha fazla araştıracak kadar etkilendiğimi söyleyebilirim.

Muhammed Ali'nin  öz kızı Meryem Ali  projenizin ödül aldığını öğerendiğinde sizi nasıl hislerle karşıladı?
Galada aldığım ödülden daha çok belki Meryem'in mesajına heyacanlandığımı söyleyebilirim. Gala gecesi yapmaya çalıştığım konuşma Ona, Musa abiye teşekkür ve Muhammed Ali'nin müthiş hayatının özeti olan mesajını yıllar sonra gelen yeni nesillere ve ihtiyacı olan  herkese duyurmak içindi.Konusmayi kendisine gönderdiğimde şöyle diyordu mesajinda : 
"Seninle gurur duyuyorum, konuşman gözlerimi yaşlarla doldurdu. Eminim babam da olsa gurur duyardı.Insallah yakında Türkiye'yi ziyaret etmek istiyorum."

banner5