banner29

Aşık Veysel kendisini terk eden eşinin çorabına para koydu mu? Torunu açıkladı...

Ünlü Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'na ait olduğu iddiasıyla sosyal medyada sıklıkla paylaşılan sözler ve kendisini terk eden eşinin çorabına para koyduğu hikayeye torunu Gündüz Şatıroğlu açıklık getirdi.

Kültür-Sanat 27.01.2021, 17:29 27.01.2021, 20:11
Aşık Veysel kendisini terk eden eşinin çorabına para koydu mu? Torunu açıkladı...

Ünlü Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'na ait olduğu iddiasıyla sosyal medyada sıklıkla paylaşılan, ‘Benim sana verebileceğim çok şey yok aslında. Çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen’ sözü tartışmalara neden oldu.

Aşık Veysel'in Ankara'da yaşayan eğitimci ve yazar torunu Gündüz Şatıroğlu, verdiği bir röportajda sosyal medya platformlarında sık sık paylaşılan ‘Benim sana verebileceğim çok şey yok aslında. Çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen’ sözünün dedesine ait olmadığını söyledi. Ayrıca anlatıldığı gibi dedesinin kendisini terk eden eşinin çorabının içine para koyduğu hikayesinin de gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Açıklamaların ardından sıklıkla paylaşılan bu sözün ünlü ozana ait olup olmadığı tartışma konusu oldu.

‘Sonradan icat edildi, Veysel’in olmadığı o kadar belli ki’

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 44 yıl öğretim görevlisi olarak çalışan, şairler ve halk ozanları ile ilgili onlarca kitabı bulunan emekli öğretim üyesi Doğan Kaya da Gündüz Şatıroğlu'nun sözlerine destek verdi.

Ozanın hayatı ve eserlerini anlattığı 'Aşık Veysel' isimli bir de kitabı bulunan Dr. Doğan Kaya, bugüne kadar yaptığı araştırmalarda bu sözleri ozanın kullandığına dair bir bulguya rastlamadığını ifade etti:

"Veysel bizim değerimiz. Ezgileriyle, altı çizilecek bir yığın sözüyle tarihe geçmiş kıymetlerimizden birisi. Ben Veysel'in kitabını hazırladım. Bu kitabı hazırlamak yaklaşık 15 senemi aldı. Hakkında yazılan makaleler, kitaplar ve tezler buldum. Onu çok iyi tanıyan insanlarla temasa geçtim. Bu söylenen sözü hiç duymadım. Sonradan icat edildi. Aslında bu sözün ilk defa ne zaman telaffuz edildiğini veya nerede yazıldığını zor da olsa bulmak lazım. Delilinin ve dayanağının ne olduğunu sormak lazım. Kaynaklardan olsun, kişilerden olsun Veysel'in böyle bir sözün sahibi olduğuna hiç rastlamadım ve bilmiyorum. Zaten fiilen kafiyesiz sözler ve Veysel’in olmadığı o kadar belli ki. İç, sev, git alakasız kelimeler. Veysel böyle söz söylemez. Sözlerini kısa da tutsa Türkçeyi en güzel şekilde kullanır. Ben bu sözün Veysel'e ait olduğu kanaatinde değilim.”

'Ben de kitaba eklemiştim, düzelttim'

Aşık Veysel'in kendisini terk eden eşinin çorabının içine para koyduğu hikayesini daha önce kendisinin de başka bir kaynaktan alıntılayarak kitabında kullandığını ama sonradan araştırarak bir sonraki baskılarda düzelttiğini belirten Kaya, şunları söyledi:

"Benim Aşık Veysel kitabım 3 baskı yaptı. İlk baskıda Veysel'in eşi giderken çorabına para koyduğunu kaynaklardan görüp yer vermiştim. Enteresan geldi ve kitabımda kullanmıştım ama daha sonra şüphe uyandırdı içimde ve araştırdım. Kime ulaştıysam böyle bir şey olmadığını söylediler. Bizim kültürümüz de insanlar sanatçıları çok sever. O kadar çok severler ki mesela Pir Sultan bir tanedir ama ona olan aşkından dolayı bir sürü Pir Sultan yetişir. Bunlardan bir tanesi de Karacaoğlan. Beş tane Karacaoğlan var. Hangi şiir asıl Karacaoğlan’a ait, hangi söz hangisine ait bunu anlamak çok zor. Bu ünlü insanlarda da böyle. Ünlü kişiye sözler sarf ederiz. Bunun başında da devlet kurucumuz Atatürk gelir. Atatürk'e ithaf edilen sözlerin de biraz araştırılması lazım. Bu sözler ne zaman nerede söylenmiş, yaşadığı zaman bu cümleler yayınlanmış mı bunlara bakmak lazım. Yazılan sözleri benimsetmek için şairlerin isimlerini kullanmaya başvurmuşlar.”

İşte sosyal medyada Aşık Veysel'in kendisini terk eden eşinin çorabına para koyduğu hikayenin tamamı:

Aşık Veysel’i 25 yaşındayken köylerindeki en güzel kız olan Esma ile evlendirmişlerdi. Ailelerin uygun gördükleri bu evliliğin olmasını ne yazık ki Esma istememişti. Ama yapacak bir şeyi olmadığı için mecbur kalmıştı. Aşık Veysel eşini çok seviyordu bu nedenle eşini çok kıskanıyordu. Esma ise bu kıskançlıkları gereksiz görerek bunalıyordu. Belki de eşinden ve 8 senelik evliliğinden soğumasının en büyük nedeni buydu. Çünkü daha sonrasında Hüseyin adındaki komşusuna gönlünü kaptıracaktı. Aşık Veysel belki olanları göremiyordu ama hissediyordu. Eşinin onu bir gün bırakıp gideceğinin farkındaydı. Zaten çok fazla bir zaman geçmeden düşündükleri çıkmıştı. Esma bir gece Hüseyin ile birlikte kaçmıştı. Epeyce yol alan Hüseyin ve Esma bir yere oturarak soluklanmaya karar vermişlerdi. Yol boyunca çorabının içerisindeki bir şey Esma’yı rahatsız etmişti. Çorabını çıkararak ne olduğuna bakmaya karar veren Esma gördükleri karşısında çok şaşırmıştı. Çorabında 1 aylık geçimlerine yetecek kadar para vardı. O an Esma her şeyi anlamıştı, Veysel kaçacaklarını anlayarak parasız pulsuz sefil olmasınlar diye Esma’nın çorabına para koymuştu. Bu öyle bir sevgiydi ki kendisini aldatan eşine başka biriyle kaçarken bile kıyamamıştı. Yine aynı sebeple gönlünde açan çiçeğini başka bir adamın söküp almasına izin vermişti. Çünkü biliyordu, o çiçek başka bir gönülde açmayı diliyordu.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?