Ad Kavmi ve lideri Şeddad Bin Ad insanlar tarafından çok merak edilen bir isim.

Hz. Nuh'un kavminin helak olmasıyla birlikte, yeryüzünde tek bir müşrik kalmadı. Ancak sonraki dönemde Ad Kavmi Hz. Nuh döneminden sonra putlara tapan ilk kavim oldu. 

Ad Kavmi'nin lideri Kral Şeddad Bin Ad kimdir? Kral Şeddad Bin Ad Kur'an-ı Kerim'de geçmekte midir?

Âd, en eski Arap kavimlerinden biri olup küçük-büyük bütün Arapların çok iyi bildiği bir topluluktur. Haklarında kulaktan kulağa dolaşan efsanelerin olduğu bu kavim, helak olup gitmiş; onlardan geriye adlarından başka hiçbir şey kalmamıştır. Arap şiirlerinde de çokça bahsedilen bu topluluk,  “Arab-ı Baîde” diye bilinen ilk Arap kabilesi olup,  Hz Nûh’un oğlu Sâm’ın soyundan gelmektedir.

  Kur’ân-ı Kerim’de Âd kavminin yaşadığı bölgenin ismi “Ahkâf” olarak geçmektedir. Bu kelime Arapça’da; “rüzgârların oluşturduğu hafif tümsek kum tepeleri” manasına gelir. O zamanlar Yemen ile Umman arasında yer alan bu bölgenin sınırı Irak’a kadar uzanıyordu.

İşte bu bölgede yaşayan Ad Kavmi'nin lideri Şedad Bin Ad'idi. Şedad Bin Ad Nemrud ve Firavun gibi ilâhlık davasında bulunan zalim bir hükümdardı.

Öyle ki Cennete benzetmek amacıyla “İrem Bağları” denilen bir bağ yaptırmış ve görkemli binalar inşa ettirmiştir.

Kral Şeddad, Hz. Hud’un peygamberliğine inanmayıp, azgınlıkta çok ileri gittiği için Allah’ın gazabına uğramış ve kavmiyle birlikte yok edilmiştir.

Kral Şeddad'ın Kur'an-ı Kerim'de tek bir Ayette geçtiği bilinmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de şöyle der;  “Görmedin mi Rabbin Ad kavmine ne yaptı? O sütunlar sahibi İrem şehrine … Öyle ki o şehrin bir benzeri yoktu” (K.89/6-8)

İrem Bahçeleri nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?

Şeddad bin Ad’ın, “Yâ Hûd! Senin ilahın o dünyada yaptığı Cennetle öğünürse, ben de bu dünyada bir cennet yapayım ki, onun Cennetinden daha şâhâne olsun!” diyerek dünya servetini dökerek yaptırdığı bir bahçe olan İrem Bağları hakkında çeşitli rivayetler vardır. 

Bu rivayetlerden bazıları şunlardır:

Ad kavminin kralı Şeddad tarafından cennet bahçelerine benzetilerek yaptırılan bir bahçenin adı, daha çok bağ-ı irem şeklinde geçer. Şam' da ya da Yemen' de olduğu söylenen ve cennete benzetilerek yapılan bahçe İrem bağı. Şeddâd' ın cennete güya nazire olmak üzere bina etmiş olduğu bir saray, yahut bir şehir. Alemde misli görülmemiş olan bu saray, yahut şehir, en dil-rüba bağları, bahçeleri muhtevi olmakla lisanımızda bağ-ı irem tabiriyle yad olunur. Aden cihetlerinde olduğunu rivayet ediyorlarsa da, Şam ve yahut İskenderiye şehirlerinden biri olduğunu diyenler de eksik değildir.

Ad Kavmi nasıl helak olmuştur?

Afrikalı çocuğun ezan okuyuşu dinleyenleri mest etti Afrikalı çocuğun ezan okuyuşu dinleyenleri mest etti

Ad Kavmi'nin putlara taparak, Hz. Hud'un onları uyarmasına karşın kibirleriyle daveti geri çevirmeleri ve Hz. Hud'u halka karşı kışkırtmaları kavmin sonunu hazırlamıştır.

 Zevk ve safa içinde iyice azgınlaşan Âd kavmi insanlara da baskı kurduğu, zulmettiği bilinir.,

Yine Ad Kavmi aslında dünyaya tapan, ahireti inkâr eden bir kavim olmuştur.

Ad Kavmi'nin helakı şöyle anlatılır:

Hz. Hûd aleyhisselâmın ısrarlı çağrılarına asla cevap vermedikleri gibi O’na karşı çıktılar. O’ndan kendisiyle tehdit ettiği azabı hemen getirmesini istediler. Bunun üzerine Yüce Allah o kavme belli bir süre kuraklık verdi.  Tarladaki ürünleri iyice azalmış, meralarda ot kalmadığından hayvanları cılız ve süt vermez olmuştu. Kuraklık dönemi, Âd kavmine tövbe etmeleri için verilen son bir fırsattı.

Âd kavminin gözleri semaya çevrilmişti. Ümit içinde gökyüzüne bakıyor, kuraklığı bitirecek bir bulut arıyorlardı. Acınacak haldeydiler. Fakat buna kendileri sebep olmuştu. Çünkü onlar alemlerin rabbi Allah’ı değil, putlarını tercih etmişler, başlarına gelen felaketlerle ıslah olmaları gerekirken daha da azgınlaşmışlardı.

 Kuraklığın bütün şiddetiyle devam ettiği, umutlarının tükenmeye yüz tuttuğu bir gün, ufukta enlemesine yayılan kara bir bulut kümesi gördüler. “İşte yağmur bulutu, işte yağmur bulutu!” diye sevinçten dans etmeye başladılar. Hûd aleyhisselâmın ise göğe baktığında yüzü değişmiş, sevinmek yerine üzülmüştü. Zira O, Allah’ın izniyle kavminin görmediğini görüyor ve adım adım yaklaşan helâki hissediyordu. Son defa kavmine dönüp acı acı baktı ve : “İşte beklediğiniz azap!”  dedi.