banner16

"Ekrem İmamoğlu ve Y-CHP’nin Yedek 'Proje Planı”

Yazar Tahir Çalgüner, CHP'nin İstanbul BB Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun adaylık sürecini kaleme aldığı yazısında kronolojik olarak sıraladı. Çarpıcı detayların yer aldığı yazıda İmamoğlu'nun nasıl aday gösterildiğini açıkladı.

"Ekrem İmamoğlu ve Y-CHP’nin Yedek 'Proje Planı”

31 Mart Yerel Seçimleri öncesi aday belirleme sürecinde CHP'de neler yaşandı? Ekrem İmamoğlu nasıl CHP'nin gündemine geldi? Bu ve bunun gibi bir çok soruyu cevaplandıran bir yazı kaleme alan Tahir Çalgüner, dikkat çekmeye devam ediyor.

İşte Çalgüner'in o yazısı:

Şu anda, CHP üst yönetimi ve parti meclisinde “Kemalist” olarak tanımlanan kurucu irade temsilcisi tek bir kişi bulunmamaktadır. Milletvekillerinden de yok.

Ekrem İmamoğlu, 23 haziran seçimini kazanamazsa; ilerideki veya yakın zamanda yapılması düşünülen Genel seçimde Cumhurbaşkanlığına aday yapılır ise ve Cumhurbaşkanlığını da kazanamazsa; Muharrem İnce sendromu yaşatılmaması için bu durumda;  Parti içinde iki yedek  ulusalcılığı aşınmış ve törpülenmiş kişi yedekte Genel Başkan adaylığı için bekletiliyor. Aykut ERDOĞDU ve Tuncay ÖZKAN. Yanına birde isterseniz Umut Oran’ı ekleyelim… Hatırı kalmasın.Muharrem İnce’nin siyasi hayatı zaten bitti.

CHP içinde emir ve talimatla iş yapacak ve vasıfsız, ezik çürük yaklaşık 40 kadar hazır kıta milletvekili şu anda Kılıçdaroğlu’na direk bağlı. Bu ekibe 40’lılar deniyor. Yani kurulacak iki yeni siyasi partiyi bile mecliste grup kurduracak ve seçimlere sokacak ve  ittifak yaptıracak bir büyüklük bu.

Ekrem İmamoğlu’un  olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  başarısız olması  durumunda Milletvekili olamayacağından  yukarıda bahsettiğim ikilinin Genel başkanlık için devreye girmesi ile sözde; partili zevatın ve seçmenin güya sırtının okşanacağı ve gazının alınacağı hesaplanıyor.Bu yedek iki kişinin  Ulusalcı ve Kemalist tabanda ise;  itibari değerleri erozyona uğradığından daha faza aşınma olmasın diye çok fazla da ön plana çıkmıyorlar …Çıkartılmıyorlar.

Dolayısıyla, Her halükarda KK sonrası;  10 ARALIK ittihadcı siyasi ekibine yamanmış bir Ekrem +Tuncay+Aykut üçlü forvet düzeninde YCHP nin sahaya çıkış  B planı var.

Yani, YCHP’de değişen bir şey olmayacak...

Seçmen ve Partiliye de;  “Her şey çok güzel oldu” türküleri söyletilmeye devam edecek…

Al sana “Proje” ve ekibi…!!  Çakılmasın diye yani.!!!

Hoşgeldin Güçlendirilmiş Başkanlık sistemi  ...Beş gittin Federatif yapı...

Tahir Çalgüner

Facebook'ta konuyla ilgili karşılaştığım alıntı yazıyı sizinle paylaşıyorum:

- TARİH:2017

Kemal Kılıçdaroğlu, Oğuz Kaan Salıcı ve Canan Kaftancıoğlu’na “İstanbul’un %65’inin Karadenizli belediye başkanları tarafından yönetildiğini” ifade ederek,

- 2019 yerel seçimlerinde İstanbul’un genç,yıpranmamış,Karadenizli bir aday ismini kendisine getirmelerini ister…

- İşte Ekrem İmamoğlu aday belirleme sürecinde değil bundan çok önce belirlenen bu “Profil adaydır”… Kendisine “İstanbul adayı olacağı” Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün evinde sohbette iken telefonla bildirilmiştir.

- Ve İmamoğlu ilk başta bu teklifi kabul etmez… Zira aklında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı olsa da çok ciddi bir “Tanınırlık sorunu” olduğunu bilmektedir ve en azından 1 dönem daha Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaparak tanınırlığını arttırarak bu yarışa öyle girmek istemektedir.

- Ancak ısrarcı olunur,Kılıçdaroğlu bizzat evinde ziyaret eder kendisini ve “Tanınırlık sorununu çözecekleri” garantisi de verilir… O esnada yapılan anketlerde İmamoğlu’nun tanınırlık oranı %16’dır sadece…

- Ve İmamoğlu’na kampanyasını yürütmek üzere” Necati Özkan ortaya çıkar… Hani şu SOROS’un Bilgi Üniversitesi’nde lider yetiştiren,stratejist,deha reklamcı,Avrupa’da bu alanın zirvesindeki,uluslar arası bağlantıları son derece kuvvetli olan isim…

- Ve tıpkı 2009’da Kılıçdaroğlu’nun “parlatıldığı” 2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi İmamoğlu’nun seçim kampanyası da Necati Özkan’a emanet edilir…

- Ve o İmamoğlu’nun adaylığı açıklanmadan önce Muharrem İnce’nin “İstanbul için üyeler ile önseçim yapalım” çağrılarına Canan Kaftancıoğlu“Ön seçim gündemimizde yok.İl Başkanlığı olarak bir “profil çalışması” yapıyoruz.Bir “profil” belirleyeceğiz” açıklamalarını aklınıza getirin

- Oysa “profil” çoktan belirlenmiştir…. Karadenizli,yıpranmamış,babası ANAP kurucularından eski ANAP İl Başkan Yardımcısı, amcası MHP eski İstanbul İl Başkan Yardımcısı, muhafazakar-milliyetçi çevrelere uzak olmayan bir sosyal demokrat!

- Resmen tek kişilik “ÖZAL PROFİLİ” denilebilecek bir profildir bu ÖZAL’ın 4 eğilimi birleştirme politikası düşünülerek ve özenle seçilmiştir…

- Bu arada CHP-İYİ PARTİ ittifakı gerçekleştirilirken İYİ PARTİ İstanbul İl Başkanlığı’na ise aylar önce yazdığımız ve bu öğlen saatlerinde bu floodu daha net anlamlandırmanız için yeniden yayınladığımız

- KAZAKİSTAN’DAN GELEN “PRENS”: BUĞRA KAVUNCU floodumuzda kendisinden ve küresel bağlantılarından detayları ile bahsettiğimiz Buğra Kavuncu getirilmiştir.

- Ve gerek seçim boyunca gerekse seçimden sonra her bir karede SOROS destekli 10 ARALIK hareketinin en ağır toplarından CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile birlikte an be an Buğra Kavuncu Ekrem İmamoğlu ile ayrılmaz bir birliktelik içine girecektir.

- Ekrem İmamoğlu ismi yavaş yavaş basına servis edilmeye başlanır…CHP’nin İstanbul için geçen adayları arasında en fazla şaşkınlık ile karşılanan isimdir, ilk başlarda kimse ciddiye almaz ama zaman geçtikçe İmamoğlu ismi basında geçen tek isim olmaya başlar,CHP’li kaynaklar nedense hiç başka bir isim üzerinde durmamaktadır… “ÖYKÜ AJANS” ve Necati ÖZKAN iş başı yapmıştır bile…

- İstanbul’da uzun zamandır belediye başkanlığı yapan belediye başkanları, oldukça medyatik olan milletvekillerinin gönlünde adaylık vardır.Ancak resmi açıklamadan kısa süre önce

- İstanbul’un “orta büyüklükteki” bir ilçesinin belediye başkanı olan İmamoğlu tüm bu “ağır topları” basına kapalı bir kahvaltıya davet eder… Herkes tam tekmil bu kahvaltıya katılır…

- İşte o kahvaltıda aslında herkese İmamoğlu’nun adaylığı “tebliğ” edilir… Zaten büyük patırtı gürültü ile geçen olaylı PM toplantılarına sahne olan CHP aday belirleme sürecinde her ne hikmetse en büyük, en önemli il olan İstanbul’un adayı herkesten önce açıklanmış ve tek bir itiraz olmamıştır!

- İmamoğlu’nun İstanbul adaylığı açıklandıktan sonra ilk ziyareti ilginçtir…Kendisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etmiş ve “oyunu istemiştir” hani 2001’de ŞEHİR DEVLETLER momerandumunu alan Erdoğan’dan…

- Ve herkesin merakla beklediği gün gelip çatar… Ekrem İmamoğlu’nun resmi “LANSMAN TOPLANTISI” yapılacaktır… Herkes bu genç adayın ne söyleyeceğini merak etmektedir ve Haliç Kongre Merkezi hınca hınç dolmuştur…

- İmamoğlu İstanbul ile ilgili 5 önemli proje sıraladıktan sonra bu projeleri hangi yöntemler ile gerçeklediğini açıklamaya başlar…

- -İlk madde ile birlikte salon adeta buz kesmiştir… İmamoğlu konuşmaktadır: “İstanbul böyle devam edemez yönetilemez. İstanbul bu yolla mutlu olamaz.

- İstanbul durursa Türkiye durur. İstanbul tek başına bağımsız bir ülke olsaydı dünyanın ilk 25-30 ekonomisinin arasında yerini alırdı. İstanbul Ankara’dan yönetilemez. “

- “İstanbul eski model yöneticiler tarafından da yönetilemez ve yönetilemiyor. İstanbul günü birlik kararlarla da yönetilemez.”

- Ve İstanbul’u yönetirken gerçekleştireceği projeleri nasıl yapacağının temelini de açıklarken asıl bombayı da patlatır İmamoğlu: “”Nasıl yapacağım bunu? Her şeyden önce bir Kent Anayasası’yla.Toplumsal uzlaşmayla yazacağımız yeni bir mutabakat belgesiyle.”

- Ve seçim çalışmaları başlar… İmamoğlu’nun adaylığı açıklanmış ancak İmamoğlu’nun aday gösterilmesini sağlayan Salıcı-Kaftancıoğlu ekibi ilçe belediyeleri belirlenirken

- İmamoğlu’nun kendilerinden farklı olarak bazı isimleri istediğini görünce bir “ince mesaj” vermeleri gerektiğini görmüşlerdi…

- İlçe adaylarının belirlenmesi sürecinde İmamoğlu adeta tek başına sokağa inmiş yanında evinde belediye başkan adayının kendisinin olacağı haberini aldığı Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ile saha çalışmasına başlamıştı…

- İlk 1-1,5 ay Canan Kaftancıoğlu ve Oğuz Kaan Salıcı ekibi ilçe adayları resmen açıklanana kadar İmamoğlu’nun yanında değildi ve

- +İmamoğlu’nu yalnız bırakmışlardı.Böylece İmamoğlu’nun istediği isimler örneğin Kadıköy’de İmamoğlu’nun istediği Aykurt Nuhoğlu’nun aday gösterilmeyip 10 Aralık ekibinin desteklediği Şerdil Dara Odabaşı’nın aday yapılması bunun en somut örneklerinden birisi olmuştu.

- Burada Kaftancıoğlu-Salıcı ekibi Hasan Akgün ile ayrı bir “bloklaşma” eğiliminde olan İmamoğlu’na “Sakın böyle bir şeyi düşünme.+

- !éBizim desteğimiz olmadan hiç bir şey yapamazsın.” Mesajını verdiler ve süreç bundan sonra tamamen SALICI-KAFTANCIOĞLU ekibi ve onlara eklemlenen İYİ PARTİ’nin “KÜRESEL YÜZÜ” Buğra Kavuncu’nun inisiyatifinde yürütüldü…

- ÖYKÜ AJANS ve Necati Özkan ise yine hünerini konuşturuyordu… Öncelikle son derece ters ve ezber bozan bir seçim stratejisi izlendi ve CHP’nin en az oy aldığı ilçelerden başlandı çalışmaya…

- Sosyal medya çok etkin biçimde kullanıldı İmamoğlu için Ekrem İmamoğluimajı özenle yaratıldı…

- Medya bağlantıları tümüyle devreye alındı ve ağır ağır ama dozajı sürekli artan bir İmamoğlu rüzgarı estirilmeye başlandı…

- Bu arada çok ama çok önemli bir gelişme yaşandı pek çok kimsenin bilmediği… Ekrem İmamoğlu “seçim gecesi” için Onursal Adıgüzel’e verilen “veri aktarım” sistemine güvenmeyerek,kendisi özel ve ayrı bir “ekip kurdu”.

- -Ve seçim gecesi kameraların karşısına geçip 8 kere hem de küsüratları ile seçim sonuçlarını o “ekip” İmamoğlu’na sağladı. Bu ekipte kimler var halen çok az kişi dışında bilen yok…

- Ayrıca İmamoğlu için bir de CHP’den bağımsız bir “özel ekip”, bir kurmay kadroyu kuruldu…Hatta Buğra Kavuncu’nun sürece dahil olması ile birlikte Kavuncu’nun seçtiği bazı kişiler de bu ekibe dahil olması için istendi…

- -Seçimden hemen sonra ise BBC gelip daha mazbata alıp alamayacağı belli olmayan İmamoğlu’na “Cumhurbaşkanlığı” için aday olup olmayacağını sordu,İmamoğlu “Bize İstanbul için oy verildi,gündemimiz İstanbul” demek yerine “Allah bilir” dedi.

- Zaten bu sorunun sorulmuş olması dahi bazı odakların İmamoğlunu gelecekte nereye konumladıklarını göstermekte.

- ABD Dışişleri Bakanlığı destek verdi, Necati Özkan’ın başkanlığını yaptığı Avrupa iletişim danışmanları biliğinin “siyasal iletişim” danışmanlığı hizmeti verdiği partilerin yönetimindeki önemli Avrupa şehirlerinden“tebrik”mesajları daha sürecin ne olacağı belli değilken geldi

- Buraya kadar olan yazdıklarımız somut ilişki,olay ve tarihsel vak,’alar…reddedilemz tarihi gerçekler ve ilişkiler… Şimdi bu yazdıklarımızın önümüze koyduğu “Veri tablosu”na bakarak okumamızı ve şahsi analizimizi yapacağız…

- Küresel Güç Odakları, 2014 yılı itibari ile AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın tasfiyesi kararını aldılar… Bu kararı ve sebeplerini de yaklaşık 1,5 yıl önce yazdığımız 2009’DA “TEĞET” GEÇEN KRİZ,ŞİMDİ NEDEN DELİP GEÇİYOR? Başlıklı floodumuzda yazmıştık…

- Ve orada tasfiyenin girift ilişkiler ve beklentiler nedeni ile ani şekilde olamadığını ve bunun zamana yayılacağını yazmıştık…

- Erdoğan sonrası Türkiye tasarlanırken bizim okumamız küresel güç odaklarının ŞEHİR DEVLETLERİ PROJESİNİN içerisinde önemli yer tuttuğu Büyük Ortadoğu Projesi’ni mutlak surette tamamlamak durumunda olduğu ve bundaki kararlılığın devam ettiği şeklinde…

- Ancak İran ve Türkiye’ye “operasyon” çekilmeden BOP tamamlanamaz ve bu 2 ülkeye askeri müdahale yapılmaz, maliyetli ve risk oranı çok yüksek bir hamle olur bu.

- Bu 2 ülkede kendi içerisinde kaosa sürüklenecekleri bir plan dahilinde BOP’un operasyonuna uğrayacaktır.

- Bu bağlamda siyasal İslam emperyal güçler açısından kullanışsızdır zira bir ülkeyi yönetmek için çok kullanışlı olan siyasal İslam o ülkeyi bölmek için aynı derecede kullanışsızdır zira İslam’ın bölücü değil birleştirici bir özelliği vardır.

- Burada yaratılacak bölünme ve federatif yapıya ve sonrasında ŞEHİR DEVLETLER modeline geçiş için, siyasal İslam yerine küresel güç odakları çoklu bir plan devreye sokmuşlardır.

- Kılıçdaroğlu tarafından dizayn edilen ve misyonu Türkiye’ye yerleştirilmek istenen 2 partili kaldıraç modelinin, özünden ayrılmış,ideolojik çorbaya çevrilmiş, uluslar arası sisteme entegre,sorun çıkarmayacak sol ayağını temsil eden CHP ile siyasal yelpazenin sol tarafı,

- Babacan tarafından kurulacak ve içerisinde çok sürpriz isimleri göreceğimiz parti ile siyasi yelpazenin sağ kanadı kontrol altına alınacaktır.

- Öte taraftan Türkiye’de temel söylemini Suriyeli-Afgan sığınmacılara karşıt,“yabancı düşmanlığı” üzerinden geliştirecek ve radikalize bir milliyetçi hareketin ilerleyen günlerde hayata geçirildiğini göreceğiz

- Zira Türkiye kaosa en kolay etnik temelde yaşanacak bir çatışma ile sokulabilir ve bunun için de bir “Etki-tepki” senaryosu gerekmektedir.İlerleyen süreçte bu radikal milliyetçi yapı ile kaosun önü açılırken

- CHP’de ise ya Önder Sav dönemindeki “GÜÇLÜ GENEL SEKRETERLİK” makamının geri gelerek bu makama Oğuz Kaan Salıcı’nın gelmesi ve Salıcı ekibinin desteklediği/işaret ettiği bir ismin CHP Genel Başkanı olması,yahut Salıcı’nın direkt Genel Başkan olması düşünülmekte…

- Bu 2 tercihten hangisi üzerinde yoğunlaşılacağını ise konjonktür belirleyecektir.

- İşte MHP ve İYİ PARTİ’nin de tam bu süreçte çok daha yakınlaşarak bu “radikalize” milliyetçilik akımı karşısında “soft milliyetçi” bloğu oluşturarak bir denge ittifakını kurduğunu görmemiz mümkün olacak

- Yine aynı süreçte hapisten çıkan ve HDP’den ayrılarak temel omurgasını HDP’den kendisi ile ayrılacak Kürt siyasetinin önemli isimleri ve sosyalistlerden oluşturacak ayrı bir siyasi yapı ile 7 Haziran’daki “Türkiye siyaseti yapan” HDP tarzı,

- PKK ile arasına çok net bir çizgi çekmiş bir sol parti ile siyaset sahnesine çıkan Demirtaş’ı görebiliriz..

- İmamoğlu ise bu süreçte Salıcı ekibinin CHP adına bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki Cumhurbaşkanı adayı olacaktır… Ancak burada şöyle bir husus var…

- İmamoğlu kendisini aday yapmalarına karşın daha yolun başında Salıcı-Kaftancıoğlu ikilisine karşı Hasan Akgün ile ayrı bir blok şeklinde tavır aldı… Ama gücü yetmedi… İmamoğlu’nun önünün “açıldığı” bir gerçek…

- Ancak İmamoğlu için “yol açma çalışması” yürütenler, İmamoğlu üzerinde daha fazla nüfuz sahibi olmak isteyen Salıcı ekibine “Sen sana belirlediğimiz yerde dur” mu diyecekler,yoksa “Kontrolü bırakma” mı diyecekler…

- -İmamoğlu kitlesel desteği arttıkça Salıcı-Kaftancıoğlu ekibinden kopabilecek mi? Kendisine “yol açanların” yolundan değil kendi yolundan yürüyebilecek mi?

- İşin bu tarafı şu an belirsiz görünmekle çok dikkatli izlenmeli… Zira Türk siyasetinde en sık görülen ve sonu hep hüsranla biten “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyelim.

- Güçlenince kendi bildiğimizi yaparız” hatasına düşüyorsa İmamoğlu’nun da işinin imkansız olduğunu söylemek için uzman olmaya gerek yok.

- Zira Türk siyasal tarihi bu düşünce ile yola çıkıp, iktidar olanların hazin tasfiye hikayeleri ile dolu olup hepsi şu an siyasal mevtalar kabristanında bulunmaktadır…

- Umarız “Biz yanılırız” ve İmamoğluı “PROJENİN” değil “SAMİMİYET”in adı olarak bu ülkede yıllardır defalarca,defalarca,defalarca umudunun üzerine kara bulutlardan yağmurlar yağan insanları bir kez daha hüsranla baş başa bırakmaz…

- Zira bu kez 25 yıldır beklediği zafere hem de “yeni bir lider” bulduğunu düşünerek farklı bir gelecek anlamı da yükleyen kitlelerin yaşayacağı travma da yıkım da benzerlerinden çok farklı ve ağır olacaktır..

- Bu saate kadar 2 senedir sizlerle birlikte gerçekleştirdiğimiz en uzun floodu okuyan ve daha sonra okuyacak tüm dostlara bin selam olsun diyor ve klasikleştiği şekilde bitiriyoruz floodumuzu: Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin…

Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2019, 14:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5