Bugün Mekke'nin Fethi'nin yıl dönümü

Yazar Ahmet Turgut, sosyal medya hesabından Hicri Takvim'e göre Ramazan ayının 20. gününde gerçekleşen Mekke'nin Fethi'yle ilgili bir paylaşımda bulundu.

Bugün Mekke'nin Fethi'nin yıl dönümü

İşte Turgut'un paylaştığı Mekke'nin Fethi yazısı:

Hicretin 8.yılında böylesi bir Ramazan ayının 20.gününde gerçekleşti Fetihlerin Fethi. Nitekim asırlar boyu tüm fetihler ancak Mekke'ninkine benzeyebildiği kadar şeref bulabildi.

Peki neydi, Mekke'nin Fethini önemli kılan?

O gün Âlemlere Rahmet Efendimiz (sav) binlerce ashabıyla birlikte şehri teslim alırken, 21 yıldır Müslümanlara düşmanlık etmenin bayraktarı olan müşrikler büyük telaş içindeydiler.

Onlar ki; her aileden seçtikleri suikastçılarla Allah'ın Elçisini (sav) kendi yatağında öldürmeye bile yeltenmiş kimselerdi. Sırf Allah’a iman ettikleri için kölelerini katleden zâlimlerdi bu insanlar. Müminler onların yüzünden yurtlarını ve ailelerini terk edip gurbete çıkmışlardı. Hemşehrilerine, akrabalarına yıllarca boykot uygulayıp varlarına yoklarına el koyan bu insanlar, böylelikle kazandıkları paralarla Müslümanlara karşı ordular kurmuşlardı.

Uhud ve Hendek’de müşriklerin komutanlığını yapan Ebû Süfyan cahiliye örfünde herkese açık olan haccı, sadece müminlere yasaklayabilmişti.

Hele de eşi Hind, Fetih Günü herkesten çok korkuyordu. Uhud’da –Resûlullah'ın amcası ve sütkardeşi- Hz.Hamza’nın karnını yarıp ciğerlerini dişlemişti. Onun kanını içmesi içindeki kin ateşini soğutamadığından olsa gerek; “Sırada kölelerin peygamberi var. Ona da aynısını yapacağım!..” diyebilmişti. Düşmanlıkta böylesi bir aşırılığa soyunmuş müşrikler, hangi geleneğin harp hukukuna bakılırsa bakılsın esir edilmeyi yahut öldürülmeyi beklerken Allah’ın Elçisi onlara şöylece seslendi:

"Gidin, artık serbestsiniz. Yusuf (as) dün kardeşlerine ne söylemişse aynıyla yineliyorum: Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok."

Rahmetin en büyük tecellisi olan Nebi (sav), o gün canlarını affetmekle yetinmeyip variyetlerini de Müşriklere bağışlamıştı. Zira O (sav) şehirleri değil gönülleri fethetmeyi seçmişti.

Oysa Mekke’nin fethini özel kılan unsur bu kansız fetih değildi yine de. O gün Beytullah’ın üzerine çıkan Habeşli Bilal (ra), tüm kainata "Allah-u Ekber!.." nidasıyla seslenmiş; Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmiş, “Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah” diyerek insanları Son Nebinin yolunda kurtuluşa çağırmıştı.

Evet; Fetih Günü Kâbe’nin tepesinde insanları kurtuluşa çağıran kişi azatlı bir köleydi. Şanı Nebiler ve âyetlerle yüceltilmiş Allah’ın Evi, özgürlüğünü kazanmış insanın ayaklarının altındaydı o gün.

Yine de fethi özel kılan bunlar değildi sadece. O gün Kâbe’deki tüm putlar kırılmıştı. Her kabile kendi ilâhını Allah’ın Evine getirdiği için civarda üç yüz altmış put vardı. Kureyş’in yüce putları olan Lat, Menat, Uzza ve Hubel ise bizzat Kâbe’nin içindeydi. Allah’ın Hârimine kadar sokulan bu putların o gün birer birer yıkılmaları lazımdı. Bu iş, baltasıyla sahte mabudları kıran İbrahim Halilullah'ınki (as) gibi Allah’a tamamen teslim olan ellerle gerçekleşecekti. Nitekim öncelikle nefislerindeki putlarla yüzleşip teker teker onları yok edemeyenler, hiçbir tasarrufu olmayan bu heykelleri kırk parçaya ayırsa ne değişirdi ki?..

Peygamber Efendimiz (sav), Kabe'deki son putu, "Kardeşimdir" buyurduğu Hz.Ali (kv) ile birlikte kırmıştı. Ve fethin esasını zımnen ilan etmişti asırlara. Bireyi ve toplumları iyi-güzel-doğru-hayırlı olandan alıkoyan her türlü araç-vesile birer puttu ve Hakk gelince bâtıl olan ne varsa silinip gitmeye mahkumdu.

-Rahman, Rahim ve Fettah olan Rabbimiz bizleri de böylesi Nebevi fetihlere müyesser eyleyip, enfüsteki ve afaktaki putlardan arınabilenlerden eylesin-

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2020, 01:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5