Karantinada vakit mi geçirmek istiyorsunuz? İşte dünyanın kaçılamayan hapisanesi "Alcatraz"

Habervakti.com olarak dünyanın en korkunç hapishaneleri arasında yer alan Alcatraz ile ilgili gerçekleri sizler için derledik. İnsanları delirten hapisanenin detayları haberimizde. İşte detaylar...

Karantinada vakit mi geçirmek istiyorsunuz? İşte dünyanın kaçılamayan hapisanesi "Alcatraz"

Tarihte iz bırakmış hapishanelerden birisi olan 'Alcatraz' Hapisanesinin özelliklerini Habervakti.com olarak sizler için sıraladık. Çayınızı, kahvenizi alın ve hiç kimsenin kaçamadığı bu hapisaneyi inceleyin. Keyifli okumalar...

İşte "Alcatraz" hapisanesinin detayları:

1933 yılından önce Alcatraz minimum korumaya sahipti. Hatta tutuklular, adada yaşayan çalışanların çocuklarına bebek bakıcılığı yapıyordu. 

 Alcatraz tutuklularına sıcak su sunan tek hapishane. Bunun nedeni tabii ki kibarlık değil. Tutuklular sıcak suya alıştıkları için kaçmaları halinde maruz kalacakları buz gibi sudan korkmaları için geliştirilmiş bir yöntem.

Atlanta'da hapsedilirken, Al Capone, gardiyanlara rüşvet veriyordu bu sayede çok rahat bir hayat sürüyordu.

Daha sonra Alcatraz'a geçtiği zaman koşullar o kadar zor geldi ki gardiyana "Alcatraz'da inanılmaz zorlanacak gibiyim." dedi.

Tutukluluk süreçlerinde birçok mahkum Alcatraz'da delirdi. Bazıları intihar etti, bazıları da kendini yaraladı.

Bir tutuklu, sol elindeki bütün parmaklarını keserken, bir diğeri gözlük camı ile boğazını kesmeyi denedi.

Alcatraz'daki herkes erkekti.

Hiçbir kadın suçlu bulunmuyordu. Aynı zamanda gardiyanlar, doktorlar ve yöneticiler de erkekti. Birçok suçlu 20 yıl boyunca hiç kadın sesi duymadan yaşadı.

 Birçok hapishanenin aksine Alcatraz'a insanlar direkt olarak gönderilmiyordu.

Birçok suçlu kurallara uymayı öğrenmeleri için gönderiliyordu. Suçlular 6 ya da 8 yıl Alcatraz'da kalıyordu ve eğer "uygun" bir hale geldilerse eski hapishanelerine geri dönüyorlardı.

Alcatraz hücreleri bir dolaptan biraz daha büyüktü. Suçlular kollarını açtıkları zaman duvara değebiliyorlardı.

İçerisinde banyo, tuvalet ve yatak olacak kadar yer vardı.

Suçluların ayda bir kere aileleri ile görüşme hakları vardı.

Ama görüşmeler çok katıydı, fiziksel temas, içecek, yiyecek ya da suçlunun hayatı ile ilgili konuşmaları yasaktı.

1945 yılında John Giles, üzerine çamaşırhaneden aldığı başka bir üniformayı giyerek kaçmayı başardı sayılabilir.

Sayılabilir diyoruz çünkü uzaklaşmak için bindiği kamyon şehir merkezi yerine Angel Island'a gidiyordu. Kamyondan iner inmez gardiyanlar tarafından tekrar Alcatraz'a gönderildi.

Resmi kayıtlara göre, Alcatraz'dan kimse kaçamadı.

36 kişi denedi, 23'ü yakalandı, 6'sı vurularak öldürüldü, 5'i ise bulunamadı (boğuldukları tahmin ediliyor).

Alcatraz'daki son kaçış, Frank Morris ve Clarance ve John Anglin kardeşler tarafından denendi.

Hatta bu kaçış denemesi Alcatraz'dan Kaçış isimli kitaba ve filme dönüştürüldü. Üç adam kaçabilmek için kendi yaptıkları aletler ile tünel kazmayı denediler. Amaçları denize ulaşmak ve daha sonra yüzmekti. Bu üç adamı bir daha gören kimse olmadı, öldükleri tahmin edildi. Ama hala kurtulup, özgür bir hayat sürdüklerine inananlar da var.

Yıllık olarak yapılan Alcatraz Triathlon'u ilk olarak 1980'de düzenlendi.

Amacı ise Alcatraz'dan kaçmanın imkansız olduğunu göstermekti.

Alcatraz'a benzetilen bir diğer hapishane ise Colarado'daki The ADX Florence Prison.

Burada da ülkenin en tehlikeli suçluları, günde 23 saat hücre hapsinde tutuluyordu.

Her bir tutuklunun kendi numarası vardı, bu numara hem tişörtlerinde hem de giydikleri bütün kıyafetlerde yazılıydı.

Bu sayede yeni gelen suçluları ayırabiliyorlardı. 4 haneli numaralar yeni gelenlere aitken, düşük numaralar ise Al Capone gibi suçlulara aitti.

A bloğundaki hücrelerin altında bulunan hücrelere Spanish Dungeons adı veriliyordu.

Burada ise genelde ağır suçlular tutuluyordu.

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2020, 17:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5