Yalanın Kur'an'ca tarifi nedir biliyor musunuz? diye soran Ateş sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yalan, var olan şeye aykırı şeyi söylemek değil sadece. Var olan şeye aykırı şeyi söylemek değil yalan; sadece tarif bu değil bakınız. Yani bir şey yaptığınız halde yapmadım demek. Genelde biz yalanı böyle tarif ederiz değil mi? Yapmadığınız halde yaptım demek, yaptığınız halde yapmadım demek yalandır. Oysa bir şeyi doğru söylediğiniz halde yalan olabiliyor. İlginç bakın. Bir şey doğru söylediğiniz halde yalan olabiliyor. Nasıl yani? Münafıkün suresi ilk ayet. Münafıklar sana geldiğinde derler ki, Biz şahitlik yaparız ki sen Allah'ın Resulüsün. Kim diyor bunu? Münafıklar. Şahitlik yaparız ki sen Allah'ın Resulüsün. Bu cümle yanlış mı? Doğru. Sen Allah'ın Resulüsün derler. Allah da biliyor ki sen O'nun Resulüsün. Bu da Allah'a ait bir cümle. Ayetin son cümlesi. Allah da şahitlik yapıyor ki münafıklar yalan söylüyor. Nasıl yani? “Sen Allah'ın Resulüsün” sözü... Allah diyor ki yalan. E doğruyu söyle. Sen Allah'ın Resulüsün. E aynı cümleyi söyledin mi? Yok aynı değil. Yalan işte bu. Kalpte olmayan bir şeyin dille söylenmesi de yalandır, velev ki doğru olsun. Velev ki doğru olsun, kalpte olanla dilde olanın birbirine aykırı olması bunun yalan olması için yetiyor. Çok tehlikeli bir noktadayız."