Derin Gerçekler

İran’da da savaşın bitmesi gerekiyor. İran’da bitecek Ukrayna’da başlayacak. NATO’nun Avrupa kanadı Ukrayna’nın yanında Rusya’ya karşı savaşırken Türkiye’yi yanlarına çekmeye çalışacaklar.. ABD Batı-Rusya cephesinde bunlar olurken, Rusya’nın tam da Batı cephesinde savaş gerilimi yaşanırken, Türkiye üzerinden Rusya’nın yumuşak karnı gıdıklanacak. Tam da böyle bir zamanda Hindistan’la Çin arasında bir gerilim yaşanması sürpriz olamayacaktır.

Böyle bir durumda, Rusya batıda ve güneyde sıkıştırılırken, ABD Küba’ya saldıracak. Orada kedinin fare ile oynadığı gibi oynamak istiyor. Ülkesine yeni bir zafer daha hediye etmek istiyor!? Onun için İran’la çatışmayı durdurmak gerekiyor.

Böyle bir zamanda Rusya’nın Baltık denizine girmemesi ve Karadeniz’den çıkamaması gerekiyor. Boğazdaki Kolordu seviyesindeki NATO karargahı niçin kuruldu? Bu arada “Türk dünyası”nda da, Özellikle Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerinde AB ile yakın ilişkiler kurmaları ve Rum Kesimi'ni Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımaları bir tesadüf olmaması gerek.

Türkiye halen AB ile Gümrük Birliği var ama tam üyelik süreci donmuş durumda. Ankara Rum yönetimini tanımıyor, KKTC'yi tanıyor. Ama öte yandan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan Rum Kesimi'ni tanıyan ve diplomatik ilişkileri geliştiren ülkeler. 2025'te büyük değişim oldu: ve Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan elçi atadı, Kıbrıs Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkileri yükseltti. Nisan 2025'te Semerkand'daki AB-Orta Asya Zirvesi'nde bu ülkeler (Kırgızistan dahil) BMGK 541 ve 550 sayılı KKTC'nin bağımsızlığını kınayan, Türkiye'yi "işgalci" olarak gören kararlarını desteklediler. Bu, Türkiye'nin Kıbrıs politikasından açık bir ayrışma olduğunu gösteriyor. Bu ülkeler AB ile Gelişmiş Ortaklık Anlaşmaları (EPCA) veya benzeri çerçeveler anlaşmaları ile stratejik işbirliklerini daha ileri bir seviyeye taşıyorlar.

Burada Azerbaycan’ın özel bir yeri var. Ermenistan bahanesi ile İsrail ve ABD bölgeye yerleşti. Bakü, “Karay ve Hazara projesi” ve “Yecüc-Mecüc / Gog Magog koridoru” konusunda ve İran, “Birleşik Azerbaycan” politikasında kilit bir ülke. Öte yandan Azerbaycan Türk dünyasının önemli bir üyesi. Ve Türkiye ile yakın ve özel bir ilişkisi var. AB ile enerji ve ticaret ilişkileri var. Türkiye ile iyi geçinme adına Rum Kesimi'ni tanımıyor. AB ile ilişkileri pragmatik, stratejik ortaklık seviyesinde. Öte yandan Rothchiltler ve Chabat cemaatı ile de sıcak dostlukları söz konusu. Trans Kafkas ve Hazar politikası açısından da Azerbaycan’ın ayrı ve özel bir yeri var bölgedeki denklemde. Azerbaycan yönetimi için İsrail ve ABD ile ilişkiler Türkiye ve AB ülkeleri ile ilişkilerden daha önce gelir!. Azerbaycan ve İran politikası sadece Karay ve Hazara politikası için değil, Melheme-i Kübra ve/veya Agmagedon’la ilişkilendirilen Kıyamete yakın, Mehdi, Mesih, Dabbet-ül Arz beklentisi ile birlikte Horasan tarafından gelecek olan “Kara bayraklılar” ile ilgili bir TeoPolitik sorundur! İsrail açısından Irak ve Suriye Türkiye ile birlikte Arz-ı Mev’ud projesinin merkezinde yer alır.

Peki Gürcistan bu denklemde nerede duruyor? Azerbaycan AB adayı. 2023'te bu anlamda biir statü aldı ama 2024'ten beri süreç durdurulmuş durumda. "Yabancı ajan" yasası, kutuplaşma ve Rusya'ya yakınlaşma nedeniyle AB ile gerilim yüksek. Adaylık fiilen askıda. Rum Kesimi'ni tanıyor (Kıbrıs ile diplomatik ilişkileri var, AB perspektifiyle uyumlu bir politika izliyor. Yani o da batı bloku ile stratejik ortak. Bu durumda Coğrafi olarak bölgedeki Türki devletlerin Güney Kafkasya'da, AB'ye entegrasyon isteği var ama iç siyaset nedeniyle bu işler yavaş ilerliyor.. Ermenistan kadar hızlı Batı'ya kaymadı ama yüzlerini batıya dönmüş durumdalar.

Ermenistan ise Paşinyan’ın yeniden seçilmesi ile “AB ile çok yakınlaşma” politikası devam ediyor.. 2021'den beri Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) var. 2025-2026'da zirveler yapıldı, bağlantı ortaklığı imzalandı, vize serbestisi diyaloğu ilerliyor. Hatta AB üyelik süreci için yasa çıkarıldı ve referandum hazırlıkları var. Rusya'dan uzaklaşarak “Kolektif Güvenlik Anlaşması”ndan çekilme eğilimi söz konusu ve Batı'ya yönelim çok açık. Bu seçim bu anlamda bir referandum özelliği taşıdı adeta. Ermenistan’ın öteden beri Fransa, Yunanistan, Kıbrıs ile yakın ilişkileri söz konusu. Rum Kesimi'ni tanıyor.

Batı bizi, askeri ve siyasi olarak, NATO içinde Ukrayna’nın yanında Rusya’ya karşı sıcak çatışmaya sokmak istiyor. Ukrayna aslında 3. İsrail’dir. Ukrayna’nın yanında savaşa girmemiz durumunda, yarın batılılar Radikal İslam tehdidi bahanesi ile Türkiye’nin İsrail’in varlık ve güvenliği’ni garanti altına adına, İsrail’in yanında savaşa girmemizi isteyebilirler. Aynı şekilde, Trump’n Kanada’yı, Grenland’ı istemesi gibi, İsrail Rumlar’la, Yunanistan, AB D ve NATO ile anlaşıp, Doğu Akdeniz, İsrail ve enerji koridorunun güvenliği için bizden KKTC’yi isteyebilirler. Bakın bugün KKTC’de refandum yapsanız, vatandaş yapılan Chabat’çıların da katılımı ile sonuç Ankara’nın beklentilerinin aksine çıkabilir.

Daha sırada Kudüs, Mescidi Aksa, Sina,, Gazze, Batı Şeria, Arz-ı Mev’ud, İbrahim ittifakı, Davud Koridoru, İbrahim koridoru, Hazara ve Karay ittifakı gibi İsrail lobisinin bir çok talebi var. Buna Şam’ı, Kürdistan , Dürziler, Lübnan, Lazkiye projelerini de ekleyebilirsiniz. Bunlar bu taleplerinden hiç geri adım atmadılar, bundan sonra da atmayacaklar. Bu arada Erdoğan, AK Parti, Türkiye, “Ilımlı İslam” propogandası yapanlara dikkat! Zehiri altın tas içinde bala karıştırıp sunuyorlar. CoVİD, mRNA, 5G ve İklim lo isinin bugünlerdeki yeni görevleri bu olsa gerek.

Bakın, İsrail NATO üyesi değil ama, NATO üyesi ülkelerin pek çoğunun NATO içindeki kritik görevde bulunan elemanlarının en az bir tanesinin İsrail Pasaportu yaşayan Siyonist bir Yahudi olması sürpriz olmayacaktır. Yani NATO içindeki İsrail’in görünmeyen varlığı, diğer NATO üyelerinin pek çoğunun NATO içindeki ağırlığından ve etkisinden daha fazla ağırlık ve etkiye sahip olduğunu bir kenara not edin.

Zelensky bir Pedefolik, Satanist, Siyonist. Bakın, Amerikalı General Michael Thomas Flynn Ukrayna hakkında ne diyor: "Neden Ukrayna bu kadar önemli? İnsan ticareti, kadın ticareti ve insan organları ticareti için bir merkez. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki pedofili ağlarını besleyen çocuk ticareti merkezi. Uyuşturucu ticareti merkezi. Uluslararası silah ticareti merkezi...."

Bu adam kim derseniz, O Ak Parti ve Erdoğana yakın bir isim. Amerikalı emekli bir ordu generali ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı'dır. ABD Ordusu'nda 33+ yıl hizmet verdi. Askeri istihbarat uzmanı olarak Afganistan ve Irak savaşlarında önemli roller üstlendi. 2012-2014 arası Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) Direktörü idi. Trump'ın 2016 seçim kampanyasında dış politika danışmanıydı. Trump'ın başkanlığının ilk günlerinde (20 Ocak - 13 Şubat 2017) 24. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı oldu. Sadece 22 gün görevde kaldıktan sonra istifa etti. Sonra Trump onunla yollarını ayırdı. Bu anlaşma, Fethullah Gülen karşıtı lobi faaliyetleri için yapıldı ve Flynn'in Türkiye hükümeti adına hareket ettiği iddialarına yol açtı. Hatta Gülen’in ABD’den alınıp Türkiye’ye teslim edilmesi gibi konularla ilgili adından söz edildi. Eski Demokrat, sonra Cumhuriyetçi, daha sonra ikisinden de ayrıldı. Eylül 2016’da New York’ta Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’la görüşme ciddi tartışmalara ve iddialara konu edildi. Flynn Türk Amerikan İş Konseyi başkanı Kamil Ekim Alptekin bir takım işlerle ilgili olarak yakın iş ilişkisi içindeydi. K.E. Alptekin Türk iş dünyasında yükselen, özellikle Türkiye-ABD ilişkilerinde etkili ve Erdoğan çizgisine yakın bir isim. Flynn olayıyla uluslararası skandalların merkezine oturdu ama 2025-2026’da bu davalardan kurtuldu.

Flynn’ın, artık ABD yönetimi tarafından dışlanan bir isim de olsa, böyle bir zamanda, böyle bir açıklamada bulıunması önemli ve ilginç.

Bu olayları, BlackRock başkanının Türkiye ziyareti sonrası, Yabancı sermaye gidişi ve varlık barışı ile Türkiye’ye gelen yatırımlara çok uzun süreli vergi muafiyeti, garantiler, koruma ve teşvikler ile birlikte düşününce kafam karıştı. Birileri Türkiye’den para kaçırıp, sonra yabancı yatırımcı gibi bu parayı geri getirecek olursa ne olacak? Bunu Flynn’a sormak gerek. Bir de hala aktif görevdeki Ankara ve Erdoğan’ın yakın çevresindeki isimlerle yakın temas ve ilişki içinde olan Yahudi asıllı, Dahlan senaryosu’nun senaristi olan Kushner’e sormak gerekiyor.

Sahi, bu konuda Aleksandr Gelyeviç Dugin ne der aceba. Onun açıklamaları da kaygı verici nitelikte aslında. Hele de Türk asıllı, eski FBI çalışanı İran Azeri’si baba, Türk anne’den doğan Sibel Deniz Edmonds sosyal media’da hemen her gün bu konularda ilginç, önemli, dikkat çekici, kafa karıştırıcı iddialarda bulunuyor. Bu hanım 15 Temmuz öncesi ve sonrası, darbe provası, Gülen-CIA bağlantısı iddiaları gibi, daha bir çok konuda uyarılarda bulunuyordu. Edmonds bugünlerde de, hemen her gün gündemle ilgili açıklamalarda ve uyarılarda bulunuyor.

NATO zirvesi öncesi ortalıkta ilginç ve garib iddialar dolaşıyor. Ne olmakta olduğunu, bundan sonra ne olacağını görmek için fazla zamanımız kalmadı. İddialar hayra alamet şekler değil, kaygı verici. Aman dikkat! Unutmayın, bugün bizi NATO adına Ukrayna’nın yanında Rusya’ya karşı savaşa sokma planı yapanlar, yarın İsrail’in varlık ve güvenliği için onu tehdit eden ülkeler ve Hamas örneğinde olduğu gibi ”radikal İslamcı terörist“ diye etiketledikleri unsurlara karşı savaşa sokmak istemeleri sürpriz olmamalı. Onların dostu bizden biri değil, Dahlan ve Abbas tipi , beyaz adamın Mankurt’laştırdığı“Tom amca”lardır.

Bu çevrelerin, yerli ve yabancı işbirlikçilerinin, Erdoğan ve Türkiye güzellemeleri, “Mesih’in müjdecisi” maskeli Pedefolik, Satanist, Siyonist Trump’ın “dostum” yakınlaşması ile benzer bir takdiksel tutumu ifade etmektedir. Şeytan size “dostum” diyorsa dikkat etmek gerek. Bizler, zalimler, Kafir’ler, Münafık’lar, zalim’ler, Fasıklar’ı dost ve veli edinmememiz, onlarla birlikte hareket etmemiz konusunda uyarılmadık mı? Karar. Sizin! Herkes, yapıp - yapmadıkları, söyleyip-söylemedikleri ile ya kendi. Cenneti’ne sırtında tuğla ya da kendi cehennemi’ne sırtında odun taşıyor. Hayır veya şer, olan her ne ise, hepsi Allah‘ın(cc) iradesi içindedir. Herkes sonunda layık olduğu yere varacak. Allah (cc) müttaki kullarını Şeytan ve onun dostlarının şerrinden kurtaracaktır. Yeter ki bizler, Şeytan’ın ve onun dostlarının değil, Allah’ın (cc) rızasının tecellisi’nin vesilesi olalım!

Herkesin bir planı var, Allah’ın (cc) ise bir hükmü. Görelim Mevlam neyler.

Selam ve dua ile.