Yaşasın aşk, yaşasın özgürlük

Görerek sevmek, işiterek sevmek, kokunla sevmek, dokunarak sevmek ve tadınla tuzunla seni sevmek...

İnsanlık bir kuşatma altında, devletler arası ekonomik ve siyasi savaşların boyunduruğunda insan, insanlığından uzaklaşıyor...

"Boyunduruk veya nir; arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümesini sağlamak için boyunlarına geçirilen, çoğunlukla m şeklindeki tahta çerçeve. Genellikle boyun üzerine yatay şekilde yerleştirilen bir çubuk ve boynun her iki yanına sarkan çubuklardan (zelve) meydana gelir. Tek hayvana takılan nal şeklinde boyunduruklar da mevcuttur. Hayvanların boynuzuna takılan boyunduruklara da rastlanır."

Kapitalist Tüketim; reklam ve pazarlama boyunduruklarıyla önce bedenlerimizi esir alır ve sonra da yavaş yavaş ruhumuzu kemiren görünmeyen bir şeytana dönüşür. Ruhumuzun tüm iyilik melekelerini yitirmeye başlarız ve kötülük, kanserli hücrelerin çoğalması gibi insanı hayata bağlayan insani bağışıklık sistemimizi çökertir.

Kapitalist sistem, insanlığın nelerini çaldı neler kaybettirdi? Kapitalizm ruh emicisi bir vampirdir.

Sevgimizi çaldı, iyiliklerimizi çaldı, en özeti ruhumuzu çaldı. Ruhu emilmiş posası kalmış bedenimizi hastalıklı ve ağır bir yük olarak bıraktı sadece bize. Hazlarımız, tutkularımız, hırslarımız bedenlerimize yarına kalmayan bugünlük tatminler sağlıyor. Bedenlerimiz bitkin mi düştü sağlık yaşam ve dengeli beslenme uzmanları hemen televizyonlarda her derdinize deva reçetelerle karşınızdadırlar. Çocuklarınız çok mu yaramaz, baş edemiyor musunuz hiç sorun değil hiperaktif çocuklarınız için psikologlar, pedagoglar, psikiyatristler seçin beğenin birisini derdinizi hemen çözersiniz o da sorun değil.

Yaşasın Kapitalizm!

Yaşasın Özgürlük!

Yaşasın Adalet!

Yaşasın Demokrasi!

Yaşasın İnsanlık!

Kapitalist sistem göstererek sevdiriyor, en erotiğine kadar görüyorsunuz sevdiğinizi. Sevginizin mahremiyeti kalmıyor. Bir an önce sevdiğinizi yatak odasına götürmenin tilki sinsiliklerini öneriyor. Teknolojik çözümler üretiyor sevginize ve işittirerek sevdiriyor. İşittikçe konuştukça, mesajlaştıkça tükeniyor sevginiz ve ayrılıyorsunuz ve boşanıyorsunuz. Reklam ve pazarlama sektörü sizi gözünüzden ve kulaklarınızdan yakalıyor. Boyunduruk altına giriyor ilişkileriniz... Sevgisiz aşklar aslında sözde aşklar yaşıyorsunuz.

Ruhunuz yoksa sevdiğinizi kokusunu içinize çekemezsiniz.

Ruhunuz yok olmuşsa sevdiğinize dokunamazsınız.

Ruhunuz kaybolmuşsa ilişkilerinizin tadı tuzu kalmamıştır.

Beş duyu organından üçünü de kaybettik insan...

Beş eksi üç elde kaldı iki görmek ve işitmek...

Reklam ve pazarlama sektörü kadına erkek, erkeğe kadın pazarlıyor.

Pazarlanan aşklar, reklamlanan ilişkiler...

Özgür ve mutlu insanlar dünyası...

"Sözlerin en güzeli Allah'ın kelamı; yolların en doğrusu, Muhammed'in yoludur."

Ruhumuzu çağıralım ama nasıl? İlişkilerimizi yaşarken sen ben ilişkisi olarak değil; seni Allah'ı severcesine sevmeliyim. Seninle değil sadece Muhammet peygamberimizde yanı başımızda ikimize konukmuşçasına, yanıbaşımızda imişçesine gibi konuşmalıyım seninle. Yani dostum, özetlersem can kardeşim, Allah adına Muhammet aşkına sevmeliyim seni.

Kapitalizmin istediği gibi değil Allah'ın dediği gibi; Hz. Muhammedin davasınca yaşamalıyız ilişkilerimizi, öyle sevmeliyiz birbirimizi.. Aşkla, inançla ve bilgiyle seversek özgürleşeceğiz. Ellerimiz ellerimizde ise mutluluk yakın bize.. İlla ki aşk; İlahi Aşk...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Pınar Tecimen Demir
Pınar Tecimen Demir - 2 hafta Önce

Hüseyin bey kaleminize gönlünüze sağlık Kaybettiklerimizi aramak adına gonlumuze ayna gibi bakan çok net bir yazı olmuş.Teşekkürler

banner5