20.01.2019, 14:21

Eğitim Açısından 2018

Eğitim, her zaman olduğu gibi bu yıl da en çok konuşulan, tartışılan konular arasında yer aldı. Bir konunun sürekli gündem olması, o alanda beklentilerin ve sorunların olduğu anlamına gelir.

Eğitimde 2018'e damgasını vuran olay, durum ve hususları başlıklar hâlinde şöyle sıralayabiliriz:

Liseler için yeni öğrenci yerleştirme sistemi,

Millî eğitim bakanı değişikliği,

2023 Eğitim Vizyonu Belgesi,

Öğretmenlik Meslek Kanunu,

Eğitim yöneticiliğine atama,

3600 ek gösterge,

Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik,

Öğretmene yönelik şiddet,

Etkinlik, proje, yarışma ve toplantı ağırlıklı-odaklı eğitim...

Eğitimi etkileyen ve çok tartışılan başka konular da var ancak biz bu kadarıyla yetinelim ve her bir başlığa kısaca değinelim.

TEOG sistemi, öğrencilerin istediği ve evine en yakın okula yerleşememesi şikayetiyle değiştirildi. İstenilenle sonuç aynı olmadı, yeni sistemle birlikte tam bir kaos ortamı oluştu. Özellikle ortaokulda bulunmuşluk kriteri, ilk yerleştirmelerde puanı yüksek öğrencilerin istedikleri okula yerleşememelerine yol açtı. Daha sonraki yerleştirmelerde, herkes istediği okula gidebilsin diye, ortaokulda bulunmuşluk kriteri kaldırıldı ve en çok rağbet gören Anadolu liselerinin kontenjanı artırıldıkça artırıldı. Sonuç Anadolu liseleri şiştikçe şişti, diğer okul türleri boş kaldı. Önümüzdeki yıl da aynı şey olursa, büyük şehirlerde Anadolu liselerini bırakın ikili eğitimi, üçlü eğitim bile rahatlatamaz.

24 Haziran seçimleriyle birlikte Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'ne geçildi ve millî eğitim bakanlığının başına meclis dışından eğitimci bir bakan getirildi. Yeni bakan, eğitim dünyasında ciddî bir heyecan uyandırdı ve eğitimin düzeleceğine dair umutları artırdı. Yeni bakanın gerek söylemleri gerekse ilk icraatları eğitimciler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak bir süre sonra, artık büyük icraatlar görmek istiyoruz şeklinde sesler yükselmeye başladı. İcraatların ucu görülmeye ve mayınlı alanlara girilmeye başladıkça da memnuniyet havası devam etmekle birlikte itirazlar da gelmeye başladı.

Yeni bakanın ilk önemli icraatı, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi'ni kamuoyuyla paylaşmak oldu. Vizyon belgesi eleştiri almakla birlikte genel anlamda memnuniyetle karşılandı. Bakanlık, önce vizyon belgesini anlatma faaliyetlerine ağırlık verdi sonra da akıllıca bir hamle yaparak bütün illerde birkaç aşamadan oluşan Vizyon Belgesi çalıştayları düzenledi. Çalıştay raporları iyi değerlendirilir ve Vizyon Belgesi'nde revizyona gidilirse bundan eğitimimiz fayda görür. Çalıştıyların bir muradı da buydu diye düşünüyorum.

Öğretmenlik Meslek Kanunu çalışmalarının bütün hızıyla devam ettiği görülüyor. Çesitli kurum ve kuruluşlar, konuyla ilgili görüşlerini ortaya koyuyor. Taslak son hâlini alınca, bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanmalı, tartışılması sağlanmalı, tıpkı Vizyon Belgesi'nde olduğu gibi bütün öğretmenlerin görüşüne-katkısına açılmalı, aceleye getirilmemeli, belli bir konsensüs sağlanınca da meclise sevkedilerek yasalaşması sağlanmalıdır. Kanunun özlük ve malî hakları düzenleyen maddeleri, maliyeye takılmadan geçerse, kanun egitimciler açısından önemli bir motivasyon kaynağı olabilir.

Eğitim yöneticiliğine atama ile ilgili tartışmaların neticesinde, yönetmelikte üç maddelik bir değişikliğe gidildi, ancak öğretmenlik meslek kanununda, konu daha geniş bir çerçeveden ele alınacaktır. Belki atama yönetmeliği dışındaki hususlarla ilgili de yönetmelikler çıkarma ihtiyacı da doğabilecektir. Yönetmelik değişikliğinin müktesep hakları koruması önemli olmakla birlikte, özellikle sınav içeriğinin uygulamayla birlikte tartışmalara yol açabileceğini düşünüyorum. Tartışmanın odağını, hem genel yetenek-genel kültür sorularının hem de genel yetenek-genel kültür ve eğitim bilimleri ağırlığının oluşturacağını öngörüyorum.

3600 ek gösterge tüm eğitimcilerin heyecanla beklediği bir husus. Hayata geçtiği takdirde emekli olanların oranını artıracak ve atama bekleyen daha fazla öğretmen adayının mesleğine kavuşmasını sağlayacaktır. Ancak ek gösterge artışının bütün kamu çalışanlarını kapsamaması en büyük handikap. İçeriği, taşerondan kadroya geçiş gibi olursa hayal kırıklığına neden olur. Bir taraftan ek gösterge artışının tüm kamu gorevlilerini kapsaması için mücadele edilirken diğer taraftan 3600'ün içeriğine odaklanılmalıdır.

Bir meslekte farklı istihdam türleri oldukça, tartışmanın olması da doğaldır. Sözleşmeli öğretmenlik büyük mücadelelerden sonra kaldırılmış iken sözleşmeli öğretmenliğin yeniden getirilmiş olması, asla kabul edilebilir bir durum değildir. Doğu ve güneydoğuda öğretmeni daha fazla tutmanın başka yolları da varken koşulları son derece ağır bir sözleşmeli öğretmenlik uygulaması getirilmesi, son derece yanlış olmuştur. Hükümet, bir an önce yanlışından dönmeli, sözleşmeli öğretmenliği acilen kaldırmalı, doğu ve güneydoğuyu öğretmenler için cazip hâle getirecek teşvik sistemine geçmelidir.

Ücretli öğretmenlerin ders ücretinin yüzde yüz artırılması önemli olmakla birlikte, ücretli öğretmenliğin bir statüye dönüşmesinden ve kadrolu atamayı daraltmasından ciddî manada endişe etmekteyiz ki böyle bir durum eğitimde işlerin iyice kötüye gitmesine yol açar. Öğretmen açığını kapatmanın yolu, ücretli öğretmenlik değil, daha fazla öğretmen atamaktır.

Öğretmene yönelik olumsuz tutumlar; saygısızlık, hakaret, küfür boyutunu aşarak yaralama ve öldürme ile sonuçlanan şiddet boyutuna evrildi. Geldiğimiz noktada can güvenliği endişesi, öğretmenlerimizi endişelendiren durumların en başında yer alır oldu. Devlet-bakanlık öğretmene yönelik siddeti durdurmadan, öğretmenin itibarını sağlamadan eğitimde istendik sonuçlara ulaşamaz. Ayrıca şiddet konusu çok boyutlu olarak ele alınmalıdır: Öncelik tabiki saldırganların caydırıcı cezalara tabi tutulmasıdır. Ancak hiç gündeme gelmeyen bir husus, şiddete uğrayan öğretmenin rehabilite edilmesi meselesidir. Öğretmene-kamu görevlisine yönelik şiddeti önlemenin öğrenci, veli, toplum, medya vb ayakları bir bütün olarak ele alınmadıkça sorun çözülecek gibi durmamaktadır. Her şeyin başı eğitimse, egitimin başı da öğretmene saygıdır.

Son yılların eğitimciler açısından en büyük şikayet konularından birisi de, bitip tükenmek bilmeyen etkinlik, proje, yarışma ve toplantılardır. Etkinlik, proje, yarışma ve toplantılar eğitimi aksatacak bir boyut kazanmıştır. Mesele iyice çığırından çıkmadan ders-etkinlik/proje/yarışma/toplantı dengesi doğru bir zemine oturtulmalıdır, yoksa ailelerin yakında isyan etmesi kaçınılmazdır. Zira okullarda aslolan ders işlemektir; etkinlik, yarışma, proje derslerin tamamlayıcı unsurudur. Tam tersi bir kurgulama, kargaşaya davetiye çıkarmaktır.

2019 yılının her açıdan daha iyi bir yıl olması temennisiyle, tüm öğretmen ve öğrencilerimizin iyi bir tatil geçirmelerini diliyorum.

Yorumlar