Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son seçimi kazandığını mı sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz! Hemde çok büyük yanılyor sunuz? Başkan Erdoğan son seçimini aslında çoktan KAZANDI. İnanmasanızda kazandı. Bu, gördüğünüz şey seçim değil. “Devir teslim süreci!”
Yeni bir nizam ( Düzen ) - dönem başlıyor. Asıl hazırlık yeni Anayasa için yapılıyor. Çünkü mevcut sistem görevini tamamladı. Yani “Ölü At Teorisi” tamamlandı. Fakat Türkiye - “Halk” henüz bunun farkında değil. Yani hazırda değil. Çünkü kimse büyük resmi görmüyor. Herkes seçimi konuşuyor. Ben seçimden sonrasını belirtiyorum. Önce seçim olacak. Sonra ( Yeni ) Anayasa. Sonra sistem. Türkiye bugünkü Türkiye olarak devam etmeyecek.
Çünkü mevcut yapı önümüzdeki dönemi taşı(ya)mıyor. Yeni hedefler için yeni model gerekiyor. Bu yüzden Anayasa değişecek. Sadece maddeler değil. Devletin çalışma mantığı değişecek. Yani kamu kurum ve kuruluşların düzenleri bile… Resmi makamlar ve mevkiler… Kısaca yeni sistemle devlet silbaştan “Yenilenecek.” İnsanlar yıllarca bazı kavramlara güldü. Alaylı olarak ayıpladı. Şimdi aynı kavramlar masaya geliyor. Yeni merkez. Yeni sistem. Yeni denge. Bugün imkânsız görünen şeyler yarın sıradan kabul edilecek. Çünkü ( Yeni ) süreç başladığında geri dönüş olmayacak.
Daha ilginç olanı ise siyaset. İnsanlar kavga bekliyor. Ben birleşme olacak diyorum. Seçime tek yapı çıkacak. Tıpkı Cumhuriyetin kuruluş dönemi gibi. Ve beklenmeyen bir çoğunluk alacak. ( Muhtemelen %70 ve üzeri ) O andan sonra tartışma seçim olmaktan çıkacak. Sistem tartışmasına dönüşecek. Bu güçle; AK Parti. MHP. CHP. DEM. Ve birde ASKER... Devletin doğrudan temsilcileri. Aynı sistem içinde. Aynı hedefte. Aynı geçiş sürecinde. Çünkü yeni dönemin meselesi parti olmayacak. “Devlet olacak.”
İnsanlar hâlâ isimlere takılıyor. Oysa tarih isimleri değil. Geçişleri yazar. Hatta bazı dönemlerde insanlar yönetim değiştirir. Bazı dönemlerde ise yönetim modeli değişir. İşte asıl kırılma burada. Herkes bugüne bakıyor. Ben kurulmakta olan yapıya açık saçık belirtiyorum. Kapılar açıldı. Odalar değişiyor. Koridorlar değişiyor. Harita aynı kalacak. Ama devlet aynı devlet olmayacak. Çünkü yeni sistem sadece bir yönetim modeli değil. Yeni dönemin omurgası ( Mihenk taşı ) olacak.
İnsanlar yeni sitemlerde yeni kavramlar duyunca yaşam tarzıda değişecek. Oysa anlatılan şey merkezin zayıflaması değil. Merkezin yeniden tanımlanması. Yetki dağılacak. Ama güç toplanacak. İşte kimsenin görmediği çelişki bu. Bugün imkânsız görünen yarın sıradan olacak. Bugün reddedilen yarın savunulacak. Çünkü süreç başladığında geri dönüş olmayacak. Ve o gün geldiğinde insanlar başka bir gerçeği daha görecek. Asıl hazırlık seçim için yapılmıyormuş. Seçimden sonrası için yapılıyormuş.
Çünkü bazı isimler dönem yönetir. Bazı isimler sistem kurar. Benim “Belirttiğim” tabloda yeni sistemin ilk ( Devlet ) başkanı olarak tarihe geçecek isim belli. Bu bir söylenti değil aksine önceden belirlenmiş bir isim: Özetle müstakbel “İLK” Devlet Başkanı “HAKAN FİDAN” Yanlış okumadınız. Evet, aynen Hakan FİDAN. Yeni sistemin “İlk Devlet Başkanı” Bugün birçok kişi bunu ihtimal olarak bile görmüyor. Yarın aynı insanlar bunun nasıl gerçekleştiğini tartışacak. Çünkü tarih bazen seçim gecelerinde yazılmaz. Yıllar önce kurulan masalarda yazılır. Hatta o masalar çoktan kuruldu.
Tayyip Erdoğan yönettiği ülkenin sanki yüz yıl ötesinde yıldırım hızı gibi bir düşünceyle bir ülke yönetiyor. “Yeni Türk Devlet Modeli” efsanesinin jübilesi başladığında eski sisteme dair tanınmış hiç kimse olmayacak. Yeni yüzler ve yeni isimler; işte yeni sistem. Türklerin çılgın olduğunu önce “biz Türkler” anladığımız gün bu ülkede bir sabah uyandığımızda her şey değişmiş olacak. “Türk’ün gücünü göreceksiniz.” Türk’e zafer yarasın.




