Üniversitenin X resmi hesabından yapılan paylaşımda, Lawrence S. Bacow, Derek Bok, Drew Gilpin Faust, Neil L. Rudenstine ve Lawrence H. Summers, Rektör Gay'e destek verdi.

Beş eski rektör, ortak imzalı açıklamada, "Harvard Üniversitesi'nin eski rektörleri olarak, Harvard'ı geleceğe taşıyan Claudine Gay'e güçlü desteğimizi sunuyoruz." ifadesini kullandı.

Harvard'ın yüksek öğrenim ve daha geniş bir dünya için zorlu bir zamandan geçtiğine dikkati çeken eski rektörler, bu dönemde mevcut Rektör Gay'e her yönden ellerinden gelen desteği verecekleri vaadinde bulundu.

Harvard Üniversitesi Rektörü Gay istifaya zorlanmıştı

ABD Kongresi Eğitim ve İş Gücü Komisyonu'nda 5 Aralık'ta düzenlenen "Kampüs Rektörlerini Sorumlu Tutmak ve Antisemitizmle Mücadele" başlıklı oturum kapsamında, Harvard Üniversitesi Rektörü Claudine Gay, Pensilvanya Üniversitesi Rektörü Elizabeth Magill ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Rektörü Sally Kornbluth, üniversite kampüsünde antisemitizm olaylarına ilişkin yaklaşımlarına dair ifade vermeye çağrılmıştı.

Beyaz Saray'dan son dakika Gazze açıklaması! Beyaz Saray'dan son dakika Gazze açıklaması!

Üç rektör, saatler boyunca antisemitizmle ilgili konularda öğrencilere yönelik disiplin faaliyetlerine, üniversitelerin nasıl farklı görüşleri temsil ettiğine ve kampüsteki güvenliğe ilişkin soruları yanıtlamıştı.

Rektörlüğe son bir yılda başlayan Gay, Magill ve Kornbluth, antisemitizmle birlikte Müslüman karşıtlığı ve nefretin her türlüsünün artışına karşı mücadele edeceklerini belirtmişti.

Üç isim de İsrail'e tepki gösterilerini, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi nedeniyle yoğun eleştiri ve baskıyla karşı karşıya kalarak istifa etmeye zorlanmıştı.

Pensilvanya Üniversitesi Rektörü Magill, baskıların ardından önceki gün istifa etmişti.

Harvard Üniversitesi yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Rektör Claudine Gay'in, ABD Kongresi'nde antisemitizmle ilgili oturumda yaptığı açıklamalar nedeniyle aldığı tepkilere rağmen görevinde kalacağını duyurmuştu.

Üniversite yönetimi, bu kararıyla bağışçılarının ve bazı siyasetçilerin yoğun baskısına rağmen, suç unsuru teşkil etmeyen düşüncelerin özgürce tartışılmasından yana tavır almıştı.