Okuyucusuna yaşananlar karşısında ferdi sorumluluklarını hatırlatan yazarımız, ''Filistin meselesi hayatımızda nasıl anlam buluyor? Ne ifade ediyor? Bir Müslüman olarak üzerime düşen görevler nedir bu meselede? Bu yaşananlar karşısında ben ne yapıyorum?'' sorularıyla ayna tuttu.
İşte o yazı:

Müslümanlar olmuş süslüman, Hasanlar olmuş Hans ve tek bir slogan nerde bu devlet?

Kötüler birleşmiş halde. İyiler de birbirine omuz vermeli…

Çünkü açıkça görülüyor ki, meseleyi devletler değil, insanlar çözecek.

Bunlar tesadüf olabilir mi?

Aralık ortası sınır dışında  şehit haberleri.

Terör devleti yapılanması MOSSAD’a yönelik  operasyonlar.

Türkiye, Hamas’ı terör örgütü olarak tanımadığı için birileri harekete geçmeliydi. Öyle bir oyun plânlamamalıydı ki iktidar bu kararına pişman ettirilmeliydi. Seçilmiş elemanlar dikkate alınırsa ve bilmediğimiz ama tahmin edebildiğimiz eylemler düşünülürse ne yapmak istedikleri beli.

Tabi ki medyaya haberlerin yansıması şeklide dikkatlerden kaçmamalı. 

Hamas liderinin koruması MOSSAD ajanı haberi öyle basite alınacak bir olay değildir.!

 Bizler şehit haberlerini konuşurken ;

İsrail Dışişleri bakanı “savunma” diyerek ne demek istedi?

...

Öncesi olaylara geçen yazımda  değinmiştim süper kupa süreci ile yeniden gündem ettirilmeye çalışılan Arap milliyeti  düşmanlığı...

Bu kadar tesadüf olabilir mi ?

Dış politikada yaşananların yansımasını yaşıyoruz.  Gündemin dışına itilmek istenilen  Filistin meselesi.

Mesaj net! Türkiye’ye deniyor ki; “bu isleri konuşma!”

 Devlete dönük bu dış müdahaleler ile hedefleri beli.

Şevki Yılmaz hakkında 'sabotaj' iması! Daha ne kadar çirkinleşebilecekler? Şevki Yılmaz hakkında 'sabotaj' iması! Daha ne kadar çirkinleşebilecekler?

Ancak burada asıl soru bizlere, STK lara ...

Terör devleti ile hangi ticaretimiz veya ticaretiniz zarar görüyor?

 *MOSSAD  ve CIA’nın her türlü  saldırganlığının amacı gündemi değiştirmek ve bizleri olana razı hale  getirmek.!*  

 Emsali görülmemiş bir zulüm ve soykırımla siyonist vahşete şahit oluyoruz. Çaresizliği kabul edercesine adım adım susmaya başladık.  İlk andaki gür seslere ne oldu ?  Sadece susmak mı  istiyoruz?

Kelimeler cümle oluşturmaktan utanç duyuyor bu acıyı anlatırken.  Aşağı yukarı aynı acıları yaşıyoruz çoğumuz...

Konuşmaktan dahi korkarken Müslümanım diyen  birileri  bizleri utandıracak haberlere şahit oluyoruz çoğu zaman.

İsrail yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’ni “ilhak” planını protesto etmek için Tel Aviv’de gösteri düzenlenmiş ve protestoculardan bazıları, Netanyahu’yu kastederek üzerinde “suç  başbakanı” yazılı maske takmış. Protestocular, “Filistinlilerin hayatları değerlidir”, “Filistin’e özgürlük” ve “İlhaka hayır” yazılı pankartlar da taşımış. Protestoya destek veren bir İsrail vatandaşı “(...) Böyle bir devletin parçası olmak istemiyorum” ifadelerini kullanmış.

Batı medyasında gün gün öldürülen ‘onlarca’ Filistinlinin sadece sayısı verilirken ve hiçbir görüntüye yer verilmezken bir İsraillinin cenaze töreni haber bültenlerinde dakikalarca izletiliyor.

Olgunun ‘algı’ ile nasıl tersyüz edilebildiğinin en basit örneği bu belki de .

Ortadoğu coğrafyasında ise Filistin’deki mağduriyetle ilgili maalesef bir ‘Pazar’ oluşmuş. Siyaset başta olmak üzere bu işin ekmeğini yiyenler var ve bu meselenin ara ara alevlenmesi bazıları için meselenin çözüme kavuşmasından daha kullanışlı bir hale dönüşmüş.

 *NE YAPMALIYIZ ?*

Filistin meselesi hayatımızda nasıl anlam buluyor? Ne ifade ediyor? Bir Müslüman olarak üzerime düşen görevler nedir bu meselede? Bu yaşananlar karşısında ben ne yapıyorum?

Siyonist barbarlar günlerdir bu kıyımı gerçekleştirirken sadece ağlayıp sızlanarak ve birkaç slogan atarak, görüntü paylaşarak bitiyor mu görevimiz? Evimizde birinci gündem maddesi ve en önemli mesele Filistin meselesi mi? Yoksa hala gündemimiz başka mı? Ne anlama geliyor gerçekten Filistin bizim için? Bombalar dursa her şey normale mi dönecek? Eskisi gibi mi olacak her şey? Biz yine eskisi gibi yaşamaya devam mı edeceğiz? Bu katliamlardan önce her şey normal miydi ki?

 Utanarak , ağlayarak izlediğimiz  Filistin’de yaşananlar bize bir filmin dramatik sahneleri gibi mi geliyor; izleyince ağlayıp ekran kapanınca her şeyin bittiği... 

Kudüs sadece orada yaşayan onurlu bireylerin sorunu mu?

Allah nurunu mutlaka tamamlayacak ve Allah’ın  takdir ettiği bir vakitte en azizlerin eliyle Kudüs kurtaracaktır amenna. Ama o gün gelinceye kadar bu fetih için ben ne yaptım ne kadar katkım oldu bu davaya?

 *Evet gündemimiz ve tüm dünyanın gündemi Filistin olmalı ve asla ne gündemden ne gönülden düşmemeli.*

Seçimlere verdiğimiz önem kadar bir öneme sahip olmayan bir durum mu?

  *Utanıyorum önce kendimden sonra milletin önünde Filistin Filistin diye bağıran politik zavallılardan.*

Şimdi sırası mı diyorum şöyle bir bakınca sözde müspet siyasi fikirlere.

Neden bütün meydanlarda asıl konu bu değil diyorum? Hani onların derdi başka  peki onları lider kabul eden sözüm ona Filistin davası sevdalıları neden susar ?

Hangi belediye  verilecek?

Hangi meclis üyeliği alınacak?

Büyük şehir belediyeleri  üzerinden bir tehdit algısı...

Hani Filistin sorunu Arapların sorunudur diyenlere bir sözüm yok.

İktidarı seçim süreci ile ilgili konjonktüre çekeceğinize bu dönemde tek derdimiz Filistin demek işinize gelmiyor mu?

Böyle bir çıkış yaparak  iktidarın da elindeki bahaneyi almak sizlerin işine gelmiyor mu?

Ey mücahit görüntülü  müteahhit ruhlular.!

Unuttuğunuz bir şey var :

Allah dışa vurduklarınızı da  sakladıklarınızı da  biliyor.

Şimdi yine bizlere soruyorum.

Sakın unutmayın!

 Hırs, tamahkârlık, haset, dünya ve şehvet sevgisi, gaflet ve rehavete son vermeyen bir Filistin davası gerçekten dava olabilir mi? Uykularımıza, harcamalarımıza, çalışmalarımıza yansımayan bir sevda olabilir mi? Bir dava, bir aşk ki bizim uykularımızı kaçırıp hareket ve gayrete getirmeli. Ve her hesabı her kitabı ona göre yapmalı. Ben neler yapabilirim? Daha fazla nasıl hizmet edebilirim, hayatımdan siyonist kalıntısı ve adeti olan neler varsa nasıl çıkarabilirim?

...

 Ya Selahaddin olmalı ya da bu meselenin önünü tıkayan reklam kokan davranışlardan uzak durmalı.

  Bu saatten sonra oturmak haram olmalıdır.

Bu vahşeti unutmak haram olmalıdır.  

 Bu kurtuluş davası ekseninde olmalı yaşantımız .

Yoksa helal eder mi Aksa’nın yiğitleri hakkını bu ümmete ?? 

Dim dik durmalı her birimiz bu davayı unutturmaya çalışanlara karşı.

La deme vakti gelmediyse  gelmeli artık. Ve kalkmalı düştüğü yerden her İslam üzere olan. Ta ki Kudüs aziz ve muzaffer olsun biiznillah...

Kötüler birleşmiş halde. İyiler de birbirine omuz vermeli…

Çünkü açıkça görülüyor ki, meseleyi devletler değil, insanlar çözecek.