Netanyahu'nun ateşkes hamlesinin arkasında yatan plan ne?

Aylarca süren bombardıman, yıkım, açlık ve kuşatmanın ardından Gazze’de gündeme gelen ateşkes haberleri, ilk bakışta diplomatik bir ilerleme olarak lanse edilse de, işin perde arkasında İsrail iç siyasetini derinden etkileyen gelişmeler yatıyor. İşgal hükümeti Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, uzun süre direndiği ve defalarca sabote ettiği ateşkese aniden yeşil ışık yakması, akıllarda ciddi bir soru işareti uyandırdı: Netanyahu gerçekten barış mı istiyor, yoksa bu ateşkes talebinin ardında çok daha derin, siyasi bir hesap mı yatıyor?

Daha düne kadar “ateşkes” kelimesini duymaya dahi tahammül edemeyen Netanyahu, bugün Gazze’de ateşkes anlaşmasının kabul edilmesi için kabine üyelerine baskı yapıyor.

ABD, Katar ve Mısırlı arabulucuların sunduğu müzakere tekliflerini defalarca reddeden Netanyahu, şimdi bizzat kendisi müzakere çağrısında bulunuyor.

Ne değişti?

Netanyahu bir anda barış elçisine mi dönüştü?

Yoksa bu ateşkes hamlesinin ardında bambaşka bir hinlik mi yatıyor?

7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun ardından Gazze’ye yönelik başlattığı soykırım savaşında İsrail, üç temel hedef belirledi.
1. Hamas'ı ortadan kaldırmak
2. Gazze'deki işgalci esirleri kurtarmak
3. Gazze halkını sürgün ederek işgali genişletmek

Bu hedefler doğrultusunda başlatılan savaşı “varlık-yokluk savaşı” olarak tanımlayan işgal devleti, Gazze'de topyekûn bir imha stratejisi izledi. Hastaneler, okullar, camiler, çadır kentler hedef ayrımı gözetmeksizin bombalandı. Gazze'de yaşanan açlık, bu soykırım savaşının doğal bir sonucu değil; bizzat savaşın bir aracı olarak planlandı. Açlık, İsrail tarafından stratejik bir silah olarak kullanıldı.

1967 yılında, düzenli orduları, uçakları ve tankları bulunan dört büyük Arap devletine karşı altı günde kazandığı savaşın sonunda, Mescid-i Aksa’da işgal bayrağını dalgalandırarak büyük bir “zafer pozu” veren İsrail, o gün Sina Yarımadası, Batı Şeria, Gazze ve Golan Tepeleri'ni işgal etmişti.

Bugün, kendisi için yeni bir varlık-yokluk mücadelesi olarak tanımladığı bu savaşta, tam 638 gündür Gazze’de benzer bir zafer pozu elde etmeye çalışıyor. Ancak bu kez karşısında, sabrıyla, sebatıyla ve fedakârlığıyla direnen Gazze halkı ve Gazze'nin yiğit mücahidleri var.

Arkasına Haçlıların ve bölgedeki işbirlikçi hain rejimlerin desteğini de alan İsrail, Gazze'de ilan ettiği hiç bir hedefe ulaşamadı ve işgal tarihinin en büyük yenilgisin tattı. Dahası, başta ABD olmak üzere küresel güçlerin ve bölgedeki işbirlikçi rejimlerin desteği olmadan kendisini savunmasının ve varlığını devam ettirmesinin mümkün olmadığı açığa çıktı

Bu durum işgalci terör devleti içerisinde derin krizlere ve büyük iç çatışmalara neden oldu. Herkes suçu ve bu yenilginin faturasını ötekine kesmeye başladı.

Hükümet orduyu ve istihbarat birimini suçlarken, muhalefet ise hükümeti başarısızlıkla itham etti ve Netenyahu'nun istifasını istedi. Savaşın başında birliktelik görüntüsü vermek için kurulan savaş kabinesi dağıldı.

Netanyahu, bu savaşın böyle bir hezimetle sonlanmasının sadece siyasi kariyerini bitirmekle kalmayacağını; aynı zamanda savaş sebebiyle ertelenen yolsuzluk davasının yeniden başlayacağını ve sonunda hapse gireceğini çok iyi biliyordu. Bu nedenle savaşın başından itibaren ateşkes sağlayacak, esir takası yapılmasına vesile olacak tüm girişimleri sabote etti. Savaşı kişisel çıkarları uğruna uzattı.

Bu durum hem kamuoyunda hem de işgal ordusu içinde tepkiye yol açtı. Artık bu savaşın devletin değil, Netanyahu’nun şahsi geleceği için sürdürüldüğü kanaati güç kazandı.

İşgal hükümeti orduyu mobilize etmekte zorlanmaya başladı. Generaller ve askerler, Netanyahu'nun çıkarlarına hizmet eden bir savaşın parçası olmak istemediğini yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Bu koşullarda Netanyahu, Gazze’deki hezimeti örtbas etmek ve dikkatleri başka yöne çekmek için Lübnan, Suriye ve İran gibi cephelerde “göreceli zaferler” aramaya yöneldi

Lübnan Hizbullah'ının komuta kademesine yönelik düzenlenen operasyonda yapının etkisiz hale getirilmesini, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesini müteakip devrimci Suriye hükümetinin kontrolüne geçen ordunun askeri üsleri ve silah depolarının vurulması izledi.

Bu saldırılarla Gazze'deki hezimet bir nebze olsun gündemden düşüren Netenyahu son olarak İran'a yönelik gerçekleştirdiği hava operasyonuyla 12 gün sürecek karşılık füze saldırılarıyla yeni bir savaşın fitilini ateşledi.

Netenyahu, bu hamlesi ile içeride hiç de tahmin etmediği düzeyde bir kamuoyu desteği yakaladı. Muhalefet liderleri, emekli generaller, eski subaylar, analistler, siyasiler... Hep birlikte Netenyahu'nun bu başarısını ! takdir eden açıklamalar yaptı.

İran saldırıları öncesinde yapılan anketlerde, 2026 yılının Mart-Nisan aylarında yapılması planlanan parlemento seçimlerinde Netanyahu’nun partisi Knesset’te 16–20 sandalye kazanabileceği öngörülüyordu. Ancak İran’a yönelik saldırılar sonrası oluşan atmosfer, bu sayıyı 30–31’e taşıdı. Bu sonuç, Netanyahu'nun son yıllardaki en güçlü seçim pozisyonuna ulaştığı anlamına geliyordu.

Netenyahu, ortaya çıkan bu yeni durumun savaşın uzaması halinde elinden kayıp gideceğini çok ama çok acı bir şekilde anladı.

İran’la varılan ateşkesin ardından, Gazze’de bir mücahid tarafından işgalcilere ait zırhlı personel taşıyıcısına yönelik gerçekleştirdiği operasyon sonucu 7 siyonist askerin ölmesi ve bu durumun İsrail toplumunda oluşturduğu infial, Netanyahu’nun elde ettiği kamuoyu desteğinin ne denli kırılgan olduğunu açıkça ortaya koydu. Benzeri eylemlerle bu rüzgarın tersine dönmesi an meselesiydi.

İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla elde ettiği göreceli başarıyı fırsata çevirmek isteyen Netanyahu, 2026 seçimlerini erkene alarak; Gazze’de ilan edilecek bir ateşkes ve esir takası üzerinden “esirleri kurtaran kahraman lider” imajıyla seçmenin karşısına çıkmayı ve bu yolla seçimleri kazanmayı hedefliyor.

Dün, Gazze savaşını uzatarak hedeflerine ulaşmayı amaçlayan ve bu nedenle ateşkese karşı çıkan Netanyahu’nun, bugün ateşkesi kabul ettirmek için kabine üyelerine baskı yapmasının asıl nedeni, siyasi geleceğini kurtarmayı umduğu bu seçim hesabıdır.