banner5

31.10.2019, 10:37

Şah ve mat!

Kıymetli okuyucular! Geçen haftaki yazımın son paragrafı aynen şöyleydi:

Şimdi Türkiye, karşısında üç rakibin olduğu satranç oyununda şah çekmiştir. Oyunun bundan sonraki kısmının gidişatı Rusya'nın karşı hamlesine bağlıdır. Cumhurbaşkanımızın Putin'le ikili ilişkilerinin çok iyi olması ve geçen hafta Bakü'de yapılan Türk Konseyi 7. zirvesinde önemli bir siyasi desteği arkasına alması, başarı ihtimalini çok güçlendirmektedir. Ama tarihi gerçekleri de hatırlayarak, Rusya'ya tam olarak güvenilmeyeceğini de unutmamak gerekir.

Evet 6.5 saat süren zorlu Soçi görüşmelerinden çıkan mutabakat tam anlamıyla Türkiye'nin zaferidir. Gerçekten Cumhurbaşkanımız üç rakibe karşı oynanan bu zor satrançta cesur bir hamle yaparak "Barış Pınarı" harekatı ile "şah" çekti. Önce ABD, sonra Rusya "şah"ın kaçabileceği yer var mı diye, çok düşündüler. Fakat sonunda "mat" olduklarını geç de olsa fark ettiler. Aslında ABD, Rusya ve İran, üç rakibimiz gibi görünse de, onların arkasında sayısız destekçileri ve akıl hocaları olduğunu iyi biliyoruz. Bunların hepsini aynı anda "mat" eden Mehmetçik, sahada her zaman olduğu gibi yine destan yazmıştır.

Burada önemli olan sahadaki başarının masada da gösterilmesiydi. Belki iki asırdır cephede kazansak da, çeşitli diplomatik oyunlarla masada her zaman kaybeden taraf olduk. Ama şimdi Türkiye bazı cılız çatlak seslere rağmen, milli birlik ve beraberlik içinde, güçlü savunma sanayii, disiplinli ve teknik donanımlı ordusu, cesur ve akıllı dış politikası ile artık dünyada söz sahibi bir ülkedir.

Ancak bu oyunun burada bittiği sanılmasın. Her fırsatta iç ve dış düşmanlar Türkiye'yi sıkıntıya sokmak için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerdir. Her şeye rağmen Cumhuriyetin 96. yılında ulaştığımız bu seviye, 2023 hedefleri için bize ümit vermektedir. İnşaallah 100. yılda tüm askeri ihtiyaçlarını kendisi karşılayan, dışa bağımlı olmaktan kurtulmuş, ekonomisi güçlü, dünya barışının güvencesi olan bir Türkiye'yi hep beraber görürüz.

***

"Suriye'de ne işimiz var?" "Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sokmayın!" gibi gafilce veya art niyetle söylenmiş sözlere en güzel cevabı herhalde ABD vermektedir. Binlerce kilometre öteden Irak'a ve Suriye'ye demokrasi ve özgürlük diye kan ve gözyaşı getirmiştir. Aynı şekilde Rusya da, sırf menfaati uğruna yıllarca Esed'e destek vererek zulmüne ortak olmuştur. Öyleyse biz dört asır idare ettiğimiz bu topraklar ve çoğunluğu Müslüman kardeşimiz olan burada yaşayan insanlar için neden söz sahibi olmayalım? Üstelik bu iki komşumuzdaki kargaşadan faydalanan terör örgütleri, ülkemizi hedef aldıkları halde, onlara seyirci mi kalalım?

Yüz yıl önce bu topraklardan çıkmak zorunda kaldığımızda da benzer düşüncede olanlar vardı. "Biz başkalarının jandarması mı olacağız? Buralar bizim vatanımız değil! Anadolu bize yeter!" diye düşünenler yüzünden kısa zamanda Suriye, Irak, Ürdün, Filistin topraklarını İngilizlere kaptırmıştık. Halbuki Mehmetçiğe yeterli desteği sağlasaydık, lüzumsuz ric'atlar yaparak binlerce şehit ve esir vermezdik. Bu bölgede yaşadığımız bütün problemlerinin temeli, Birinci Dünya Savaşı'nın fazla bilinmeyen tozlu sayfaları arasında gizlidir.

Acaba Suriye'yi nasıl kaybetmiştik? Bugün sadece 32 kilometre için yaptığımız mücadeleyi ve dünyanın kopardığı yaygarayı daha iyi anlamak için, 40 günde nasıl 500 kilometre çekildiğimizi gelin yeniden hatırlayalım.

İngiliz Generali Edmund Allenby, Yahudi Nili örgütünün sağladığı istihbarat ve Yıldırım Orduları Başkumandanı Alman Mareşal Von Falkenhayn'ın gafletinden (kimilerine göre ihanet) faydalanarak 9 Aralık 1917'de elini kolunu sallayarak, Yafa (el-Halil) kapısından Kudüs'e girdi. Bu işgal onun Avrupa'ya 1918 yılı Noel armağanıydı. Küdüs'teki ilk sözü ise şöyleydi: "Burada artık Türkler olmayacak"

Askerlerimiz ise sebebini anlayamadığı bu ric'at emri karşısında ağlayarak Kudüs'ü terk ederken, bir sene içinde bütün bu coğrafyadan sökülüp atılacağını nereden bilecekti. Takviye birliklerden mahrum, cephanesi azalmış, erzakı tükenmiş, maneviyatı kırılmış olmasına rağmen kahraman ordumuz, saldırgan ve işgalci İngilizleri Kudüs'ün hemen kuzeyinde altı ay durdurmuştu. 5 Mayıs 1918'de tarihe 2. Şeria Muharebesi diye geçen Osmanlının son zaferinde, İngilizler bozguna uğramış ve ne yapacağını şaşırmıştı. Bu yüzden Eylül ayına kadar orada çakılıp kalmışlardı.

Ama 20 Eylül'de yapılan Nablus (Megiddo, Armagedon) Savaşı her şeyi değiştirdi. Gerçekten bu bir kıyamet savaşıydı. Sadece Osmanlı'nın ve İslam Âleminin değil, bütün Ortadoğu'nun hatta bütün dünyanın düzenini değiştirdi. Üç Osmanlı Ordusu burada bozguna uğramasaydı veya en azından bir ay dayanabilseydi, başta Suriye olmak üzere şu andaki Ortadoğu devletlerinin birçoğu haritada olmayacaktı.

Peki ne oldu Nablus'ta? İki Osmanlı ordusu imha edildi. Diğer ordu çok büyük zayiat vererek geri çekildi. Düşmana kaptırılan silah, cephane, araç, gereç yanında binlerce şehit ve esir verildi. Birinci Dünya savaşının başından beri dört senede İngilizlere 60 bin esir verilmişti. Ama burada bir ayda verilen esir sayısı 75 bin olmuştu. 20 Eylül'den, Mondros Mütarekesinin imzalandığı 30 Ekim'e kadar 40 günde 500 kilometre geri çekilmiştik. Kudüs'ten sonra, Amman, Şam, Halep peş peşe elimizden uçup gitmişti.

Peki bu büyük hezimetin sebebi neydi? Asker sayımız çok mu azdı? Ordularımız çok mu zayıftı? Silahımız ve cephanemiz mi yoktu? Bu mağlubiyetin sorumluları kimlerdi?

Kıymetli okuyucular! En iyisi ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Ama bir günah keçisi arandı ve sonunda, Yıldırım Orduları Başkumandanı Alman Mareşal Liman Von Sanders bulundu.

***

Aynı tarihlerde Irak cephesinde yaşananlar daha da vahimdi. 25 Ekim'de Kerkük, Mondros'tan sonra 3 Kasım'da ise Musul işgal edilmişti. Bu işgaller özellikle petrol bölgesi Osmanlının elinde kalmasın diye yapılmıştı. İstanbul'un işgal edilmiş olmasına rağmen Osmanlı Meclisi Meb'usanı 28 Ocak 1920 tarihinde Misakı Milli sınırlarını kabul ve ilan etmişti.

TBMM açıldıktan sonra 1923'e kadar Misakı Milli sınırları prensip olarak savunulmuş, ancak Lozan Anlaşmasında gözden çıkarılmıştı. Musul üzerine oynanan oyunlar, ancak bir kitaba sığabilecek hacimde olduğu için kısa kesiyorum.

Şimdi Türkiye bu oyunları bozmaya çalıştığı için ABD, AB ve daha birçok ülke yaygara koparıyor. Çünkü biçilen rolde ve ezberletilen metinde böyle şeyler yoktu. Türkiye'nin, hiç bir şeye itiraz etmeyen, tarihini unutup, geçmişini asla hatırlamayan yepyeni bir devlet olması gerekiyordu. Hafızasını kaybetmiş bir milletin yüz sene sonra, yeniden her şeyi hatırlaması olacak bir şey miydi? Bir de bunlar kalkıp, iki milyarlık İslam Âlemini uyandırırlarsa o zaman ne olacaktı? En iyisi bunların başına öyle bir terör belası sarmalı ki, onunla uğraşırken başka şeye vakit bulamasınlar.

İşte Türkiye üzerine oynanan oyunun özeti bu. Bilmem anlatabildim mi?

Yorumlar (0)
1
hafif kar yağışlı
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 17 Ocak 2021
İmsak 06:49
Güneş 08:19
Öğle 13:19
İkindi 15:47
Akşam 18:09
Yatsı 19:34
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 17 35
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 17 33
5. Alanyaspor 18 30
6. Hatayspor 17 28
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Sivasspor 18 23
11. Başakşehir 18 23
12. Konyaspor 18 22
13. Göztepe 18 22
14. Kasımpaşa 17 22
15. Malatyaspor 17 21
16. Rizespor 17 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 17 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 17 36
2. Leicester City 18 35
3. Liverpool 17 33
4. Man City 16 32
5. Everton 17 32
6. Tottenham 17 30
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 18 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 18 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12