03.04.2019, 20:40

Sevakin’de Türk İzleri

Sevakin Adası Sudan Cumhuriyetinin doğusunda yer alan yüz ölçümü küçük ancak tesiri büyük önem taşıyan şirin bir adadır. Kızıldeniz’in Cidde limanının ve önemli bölgesel limanların yakınında yer alan Sevakin çevresindeki bölgesel güçler ve Avrupalı egemen devletler için çekim merkezi olmuş ve her zaman için önemini korumuştur. Ve bu önemli konumda bulunan Sevakin adasında ecdadımız Osmanlılar 400 sene boyunca hüküm sürmüş ve Sevakin adası Kızıldeniz’de bir Türk yurdu haline gelmiştir. Sevakin 2017 Aralık ayında Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı misafir etmiş ve bu ziyaretin akabinde ada ve ilgili projeler, BAE, Mısır ve diğer bölgesel güçlerin ilgiyle takip ettiği bir mevzu haline gelmiştir.

Erdoğan’ın ziyareti kadim bir mevki olarak Sevakin adasının yeniden imarını gündeme getirdi. Bu ziyaret Osmanlı’nın mirasını devam ettirme çaba ve arzusu içinde bulunan Türkiye’nin Osmanlı mirasına sahip çıktığını gösteriyor. Buna ilaveten Türkiye Sevakin adasına sahip çıkmakla Sudan ile ilişkilerinin önemine de vurgu yapmış olmaktadır. Erdoğan’ın Sevakin ziyareti daha sonra Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ziyaretleriyle taçlanmıştır.

Sevakin adası hakkında malumat elde etmek ve konunun ayrıntılarını öğrenmek için Sudan da kurumsallaşmış bir dernek olan Bastavi Bağdadi Kültür ve Sanat Merkezinin kapısını aşındırdım. Bu dernek Sudan kültür tarihi ve özellikle de Sevakin meselesiyle ilgili araştırmalar yapan ve tarihi resimler sergileyen bir kültür merkezidir.

Bastavi Bağdadi Kültür Merkezini ziyaretimiz esnasında Vakıf Başkanı Dr. Aida hanım ile kısa bir diyalogumuz oldu. Dr. Aida, vakfın kuruluşuna öncülük eden merhum babası Bastavi Bagdadi Amir’in Hartum Üniversitesi Örgün Sanatlar Fakültesi kurucusu olduğunu ve ayrıca bir ressam ve sanatçı kimliği taşıdığını hatırlattı.

Dr. Aida babasının Sevakin aşığı olduğunu ve Sevakin adasının da Sudan’ın en büyük kültür merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Sevakin adasının şanlı ve parlak mirası İngiliz barbarların tahribine, işgaline kadar devam eder. İngiliz işgalinden sonra Sevakin limanından Port Sudan’a kadar olan bölgenin yazgısı tamamen değişti. Ada resmen soykırıma uğradı ve kendi kaderine terk edildi. Çok büyük bir ihmal ve erozyona maruz bırakıldı.

Sevakin adasının yıllarca yalnızlığa terk edilmesinden sonra adaya tekrardan Türk eli değdi, uzandı ve başta TİKA olmak üzere Türk sivil toplum kuruluşları öncülüğünde Türkiye’nin aktif katkılarıyla adayı imar etme faaliyetleri ete kemiğe büründü. Ve inşallah bundan sonra Sevakin makûs talihini yenecek ve tekrar eski canlı ve renkli günlerine kavuşacaktır.

Erdoğan 2017 Aralık ayına denk gelen Sudan ziyaretinde Ömer el Beşirin Sevakin adasının işletilmesinin Türk yönetimine devredileceğini teyit etmiş ve bölgede imar ve inşaat alanında çok uluslu şirketlerle ortaklaşa yatırım yapılacağını duyurmuştu.

Türkiye 1956 yılından bu yana bölgeye yaptığı ilk resmi ziyaretiyle birlikte Kızıldeniz havzasında stratejik bir tutunma noktası (foothold)kazanmış ve Kızıldeniz sahilinde yer alan Sevakin adasını belirli bir süreyle kullanma hakkını elde ederek bölgedeki varlığın perçinlemiştir. Bunun akabinde ise Ankara ve Hartum ilişkileri uzun yıllardır hasretle beklenen bir yakınlaşmaya sahne olmuştur.

Sudan’ın kadim limanı olan Sevakin, Suudi Arabistan’ın Cidde limanına ticari mallar ve yolcuları taşımak için kullanılıyor. Adanın büyük ehemmiyete haiz olmasının nedeni Kızıldeniz’de ve de nispeten Cidde’nin karşısında yer almasıdır. Al Ahram Stratejik Araştırmalar Merkezi elemanlarından Kerem Said, Sevakin limanının Sudan’ın ikinci ve en eski limanı olduğunun altını çiziyor ve Sudan’ın bu adanın işletmesini Türkiye’ye vererek ikili ilişkilerde stratejik öneme vurgu yaptığını ifade etmektedir.

Sevakin salt haç yolunun güvenliği amacıyla değil, aynı zamanda kültürel ve askeri amaçlar için de üzerinde durulması gereken bir adadır. Cibuti ve Etiyopya gibi ülkelerde yatırım yolunda mühim bir durak ve menzildir. Araştırmacı Kerem Said, Türkiye’nin Ortadoğu’da çatışma alanlarına yakın mesafeli bölgelerde köprübaşı mahiyetinde stratejik bir mevzii edinmek istediğini ve Erdoğan’ın bu yolla bölgede önemli bir rol oynama kapasitesi kazanabileceğine işaret etmektedir.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@