2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Müfredat Çalışması Askı Sürecine İlişkin Tespit, Öneri ve Değerlendirme Raporu

20 bin öğretmen atamasında yeni gelişme! Sınav Rehberi yayımlandı 20 bin öğretmen atamasında yeni gelişme! Sınav Rehberi yayımlandı

•    Müfredatın temel aldığı insan modeli, programların ortak ögesi olarak belirlenen değerlerin tüm programlar nezdinde esas alınması; değer modelinin programlar bazında değişiklik göstermekle birlikte bazı programlara başarılı bir şekilde yansıtılması; programların bütüncül bir yapıda ve beceri temelli ele alınmış olması olumlu gelişmelerdir. 
Ancak her çalışmada geliştirilebilir yönler olduğu gibi bu çalışmada da kullanılan dil ile muhtevanın milli ve manevi değerlere uygunluğu ile programın değerlerle güçlendirilmesi hususlarında; aşağıda belirtilen maddeler dikkate alınmalıdır: 
•    Müfredat dili, kadim irfan ve kültürel değerlerimizi yansıtmalı, değerlerimize aykırı ifadelerden kaçınılmalıdır. Program boyunca kullanılan kavramların, inanç açısından sorun teşkil etmemesine dikkat edilmelidir. Mesela programda kullanılan “yaratıcı/yaratıcılık” (Ör: Fen Bilimleri s.20, 45, 49, 52; Sosyal Bilgiler s 26, 56, 103; Hayat Bilgisi s. 33, 57; İnkılap Tarihi s. 15, 20; Okul öncesi, s. 22, 95) kelimesindeki yaratma kavramının gözden geçirilmesi ve geçtiği yerdeki anlamına bağlı olarak üretkenlik, keşfedicilik, özgün ve ilham verici, kolaylaştırıcı benzeri kavramlarla ifade edilmesi yerinde olacaktır. Bu örnekler diğer programlarda da artırılabilir. Din Kültürü programında bu kavramın hem Yaratıcıya hem de insana atfedilmesinin meydana getirdiği kafa karışıklığı DKAB programında (s.77) daha net görülebilir. 
•    Programda yer alan bazı ibareler ve görüşler, inanca aykırı düşmektedir. Sosyal Bilgiler programının “Bu görsellerden hangilerinin doğada kendiliğinden var olan varlıklar olduğunu belirlemeleri istenir.” (S. 20). Öğretme – öğrenme yaşantılarında geçen kendiliğinden var olma ibaresi, mevcudatın yaratıcı ile olan bağını keserek mevcudatı tesadüfe havale eden açıklamalardır. Bu boyutuyla bu ifade “insan eliyle üretilmemiş doğadaki varlıklar” veya benzeri ifadeler ile sunulabilir. 
•    Programda yer alan kimi ifadeler, kâinatta tesadüfiliği, kendiliğinden oluşumu veya doğa tarafından yaratılmış gibi bir algı oluşturmaktadır. Bu noktada özellikle Fizik, Kimya, Biyoloji ve Fen Bilimleri derslerinde canlılarda görülen mükemmelliğin tesadüfen oluşamayacağı, bu mükemmelliğin bir sanatkârı olduğu nazara verilmelidir. Öğrencilerin sanatı gördüğü gibi sanatkârı da görmesi sağlanmalıdır. Her ne kadar evrim kavramı programda olmasa da Biyoloji ve Fen Bilimleri genel manada evrimci, seküler bakış açısıyla yazılmıştır. Bu dil yerine milli ve bilimsel dilin kullanılması anlam ve kazanım açısından daha doğru olacaktır.
•    Okul öncesi müfredat programında Tarih şeridinde sıradan birçok olayı almışken, (önemli gün ve haftalar) Çanakkale Zaferi ve İstiklal Marşı’nın kabulünü almamıştır. Çanakkale Zaferi ve İstiklal Marşı programa eklenmelidir. Ayrıca tüm programda olduğu gibi Mustafa Kemal Atatürk çok fazla işlenmesine rağmen diğer devlet yöneticilerimiz yeterli oranda işlenmemiştir.
•    Programlarda konu alanına bağlı olarak verilen bazı öğrenme çıktıları, inanca aykırı düşmektedir. Felsefe dersi programında yer alan “Öğrencilerin Tanrı’nın varlığına ilişkin görüşlerle (teizm, deizm, panteizm, ateizm, pananteizm) Tanrı’nın varlığının kanıtlanması problemini anlamaları, ilgili düşünce ve argümanları değerlendirmeleri amaçlanır.” (S. 38. ) cümlesindeki "Tanrı’nın varlığının kanıtlanması problemi", Allah'ın varlığının kanıtlanmasının bir problem olarak işlenmesini akla getirmektedir. Zihinlere şüphe yerleştirecek olan bu ifadeler anlaşılır şekilde yeniden düzenlenmelidir. Diğer yandan Allah'ın varlığını ispatlayan görüşler de programa konulmalıdır. Eğer konulmayacaksa ateizm gibi inançsızlığı ifade eden görüşler de programa alınmamalıdır. Felsefe programında Varlık Felsefesi açıklanırken (S. 20- 21) bahsedilen felsefi görüşlere Yaratılış görüşü de eklenmelidir.
•    Yine Felsefe programında Din Felsefesi öğrenme alanında Tanrı ibaresi sıklıkla kullanılmaktadır. Uygun yerlerde inancımıza uygun olarak Allah isminin de geçmesi gerekmektedir. 
•    Bazı programlarda, konunun gidişatına uygun olan ancak anahtar kavramlarda yer verilmeyen kelimeler eklenmelidir. Mesela Sosyal Bilgiler (s.73) SB6.3.2 a) İslam medeniyetinin insanlığın ortak mirasına katkılarını belirler.” Öğrenme çıktısına anahtar kavramlara “Hz. Muhammed” eklenebilir.
•    Aynı şekilde Temel Dini Bilgiler programında Hz. Peygamber ifadeleri yer almakta ancak isim olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) olarak zikredilmesi de sağlanmalıdır. 
•    Programlar bazında kültürümüze mal olmuş önemli şahsiyetlere önceki programlarda olduğu gibi bu programlarda da yer verilmiş olması (Ör. Hayat Bilgisi 2 s. 57 - Ali Kuşçu, Uluğ Bey, El-Cezeri, Jale İnan, Vecihi Hürkuş, Afet İnan, Engin Arık, Fuat Sezgin, Cahit Arf, Aziz Sancar, Halil İnalcık; Fen Bilimleri s. 203 – Aziz Sancar; Biyoloji s. 84 – Aziz Sancar; Coğrafya s.16; Tarih s. 34) önemli bir adımdır. Ancak bazı derslerde bilim insanlarının isim olarak zikredilmediği (Sosyal Bilgiler s. 39) veya tüm sınıf düzeylerinde yer almadığı görülmektedir. Öğrencilerin zihinsel, bedensel, ruhsal ve duygusal gelişimlerinin dengeli bir şekilde desteklenmesi ve şahsiyet kazandırılması için tarihimizdeki büyük şahsiyetler ve hadiseler, öğrencide aidiyet duygusunu uyandıracak şekilde verilmelidir. Değerlerin yaşantıya aktarılabilmesi için maddi manevi kültürümüzün ve tarihimizdeki büyük şahsiyetlerin değer yaşantısına olumlu etkisinden mutlaka faydalanılmalıdır. Özellikle okul öncesi ve ilköğretimin ilk sınıflarına yayılacak şekilde örnek şahsiyetlerin hayatlarına, başarılarına ve kültürümüze yaptıkları katkılarına daha çok yer verilmelidir. Böylece “tarihi ve ecdadı ile iftihar eden nesil” yetiştirme gayesine ulaşmaya katkı sağlanmış olur. 
•    Bu bağlamda, bilim ve teknolojik kalkınmanın sadece batıya ait olmadığı ifade edilerek milli kalkınmanın milli ve manevi değerlere bağlı olarak da gelişebileceği vurgulanmalıdır. Tarih boyunca İslam medeniyeti, bilime, sanata ve ahlaka önemli katkılar yapmıştır. Bu manayı teyit eden Tarih dersi programı, TAR.9.3.4. öğrenme çıktısına “İslam’ın Altın Çağı” kabul edilen dönem ile ilgili öğrenme çıktısı eklenebilir. 
•    Zenginleştirme ve Destekleme alt başlıklarında yer alan farklılıklara saygı ibarelerinde ne tür farklılıkların kabul edilebileceği hususunda sınırlar çizilmelidir.
•    Programların değerler ile ilişkilendirilmesi genel anlamda başarılı olmakla beraber bazı dersler bazında bu ilişkilendirmenin yetersiz kaldığı ve/veya geliştirilmesi gerektiği görülmektedir. Örnek olarak Sosyal Bilgiler programında S19 SB4.2 son paragrafta afet dönemi dayanışmayı açıklarken D16.2.4 “Ülkede yaşanan olağanüstü durumlarda (salgın, doğal afet vb.) yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine katılır.” ile mutlaka ilişkilendirilmelidir. Yine aynı şekilde SB.5.2.4; SB.5.3.1; D19.3 (ülke varlıklarına sahip çıkmak), SB.5.4.2; D1.2; D1.4 (Adalet), D14.2 (Saygı), SB.5.5.1; D18.3 (Temizlik), D5.4 (Duyarlılık) ile ilişkilendirilebilir. Bu örnekler her program bazında detaylandırılabilir. Bazı derslerde sadece değere atıf varken bazı değerlerde değerin en uygun alt bileşenlerine atıfta bulunulmuştur. Doğru olanın ikinci yaklaşım olduğu söylenebilir. 
•    Sonuç genel anlamda ortak metinde ön plana çıkarılan milli ve manevi değerlerin diğer müfredat programlarında yeterli ve istendik şekilde işlenmediği görülmüş olup, bu değerlerin bütün müfredat programlarına işlenmesi gerekmektedir. 

RAPORU HAZIRLAYANLAR:
Prof. Dr. Cihat Yaşaroğlu 
Prof. Dr. Halim Ulaş 
Prof. Dr. Selahattin Çelebi
Doç. Dr. Ahmet Kavlak 
Doç. Dr. Kasım Takım 
Dr. Mehmet Yaşar
Uzm. Adnan Kalkan 
Ali Erkan Kavaklı