banner5

05.11.2020, 21:27

Afetlerin acı neticelerinden korunmanın yolu!

Bismillahirrahmanirrahıım
Doğumuyla şereflendiğimiz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimize Bizi ümmet kılan Yaratıcımız, Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allahımıza hamd; Önderimiz, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimize, tüm Peygamberlerimize, izinden gidenlere, Ehlî Beyti’ne, Ashabına, canımız Ana ve Babamıza, Mümin kardeşlerimize, Allah (c.c)’ın ilke ve inkılabı İslam’a tabi olanlara, Din ve Vatan muhafızı Gazi ve Şehidlerimize salat ve selam olsun!

“… Her kim bir canı kurtarırsa (sevabı) bütün insanları kurtarmış gibi olur!...” (Maide S.32) inancıyla sellerde, yangınlarda, depremlerde vs. afetlerde gece gündüz çalışan tüm yardım ekiplerini ve gönüllü kuruluşları tebrik ediyoruz. Sağ olsunlar! Var olsunlar! Ayaklarına taş değmesin. Sağlık ve afiyetleri daim olsun. Rabbim imkânlarını ve ömürlerini ziyade eylesin.

Biz, şükürler olsun ki Âlicenablığı ve merhameti büyük bir milletiz. İzmir depremi göstermiştir ki her türlü farklılığımıza rağmen, multi kültürel yapımız zenginliğimizdir ve bir mozaik gibiyiz. Irk, meşrep, mezhep yada Alevi-Sünni, sağcı-solcu değil, insan önemlidir! Can taşıyan her varlık önemlidir. Bir kez daha bir olduk. Kardeş olduk elhamdülillah.

Musibetler ders almayı bilenler ve hikmet nazarıyla bakanlar için ibretliktir ve bir çok hayırlara da gebedir.

Doğusu ve batısı ile tüm Türkiye tek yürek İzmir için gözyaşı döktü ve İzmir için dualar etti.

Unutmayalım, Biz bir olursak bizi yıkacak hiç kimse yoktur! Konferanslarımızda yıllardır tekrar ettiğimiz gibi: ‘’Evimizde bir yangın çıksa, arabamızla bir kaza yapsak, yardıma koşanlara, koşacaklara; ‘’Sen Alevi’sin gelme! Sen Sünni’sin gelme! Senin başın örtülü, sakalın var, açık saçıksın gelme’’ dermiyiz? Can tehlikede! Mal tehlikede! ‘’Gel ey komşum! Yetiş! Dindarı gel, Ateisti gel, Kafiri gel! Gel yeter ki şu ızdıraptan beni kurtar’’ diye feryat eder, yardım ister ve bekleriz!

Küresel bir şer cephesinin kıskacında kalmış cennet vatanımızı ekonomik-finansal, toplumsal-kültürel, siyasi-politik, askeri-stratejik her anlamda köşeye sıkıştırmaya çalışanların karşısında, bizi; doların, avronun, ideolojik çatışmaların enkazı altında bırakmak isteyenlere karşı birleşmeyecek miyiz?

Evimizin depreme dayanıklılığı hakkında korku ve endişeler taşıyoruz da, vatanımızın bu küresel deprem tehditlerine karşı tek mukavemet gücü olan birliğimizi-beraberliğimizi ve bu sağlam duvarın çimentosu olan dinimiz İslam’a ve Bizi biz yapan İslami değerlere ne zaman sarılacağız!?

Vatanımızı ellerinde balyozlarla yıkmak isteyenleri boş gözlerle seyir mi edeceğiz? Vatan en büyük evimizdir! Kıyamete kadar bu Vatan evini korumak için hiçbir siyasi, mezhebi ve ırkı fay kırığına fırsat vermeyeceğiz! Tedbirlerimizi alıp vatan binamızı temellerinden kolonlarına; daima sevgi, saygı, merhamet ve kardeşlik harcımızla güçlendireceğiz.

Peki, üzerimize farz olan maddi depremlere karşı tedbirler düşünüyoruz da, manevi depremlere karşı tedbirleri düşünmeyecek miyiz? Namaz bir fay hattıdır! Erdem-Ahlak bir fay hattıdır! Namus-Şeref bir fay hattıdır! İman-aile bir fay hattıdır! Olumsuz negatif enerjileri yükleyerek bu İlahi fay hatlarını kırmaya nasıl cüret edebiliriz?

Manevi depremleri önlemeden, maddi depremlerin zayiatlarını azaltamayız!

Asrımızda en büyük deprem vahşi kapitalist sistemin merkez üssü bankalardır, faiz sistemidir!

Darwinci, materyalist eğitim en büyük deprem değil midir?

Namazsızlık, ahlaksızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk en büyük deprem değıl midir?

İslam’a isyan sözleşmesi olan Kostantıniyye sözleşmesi, yuvaları yıkan, çocukları analı-babalı yetim bırakan, manen toplumun çöküşünü hazırlayan en büyük deprem değil midir?

Soruyoruz; Kostantıniyye sözleşmesi ne zaman kaldırılacak? Açtığı yara ve tahribatlar ne zaman tedavi edilecek? Bizim Avrupa’nın necis kanunlarına ihtiyacımız yoktur!

Zira;

Kur'an-ı Kerim hak ve özgürlükler için gelmiştir. Allah'ın özgür bıraktığı alanları kısıtlarsanız yada hükm-ü iradesiyle emrettiklerini görmezden gelirsek, yasakladıklarını yasaklamazsak  ve yok sayarsak O'nun gazabına uğramamız kaçınılmaz bir hakikattir!.

Bugün bizim, Hak ve Özgürlüklerimizin Hukukunu belirleyen eşsiz İslam Medeniyetimiz midir yoksa Roma kanunlarımıdır?! Elbette bin yıl sırtımızı yere getirmek için bizimle cenk etmiş zalimin kanunları asla değildir! Olamaz! Olmamalı!

Bize “Tek dişi kalmış Canavar Medeniyeti” olan Avrupa’nın değil, Yarayıcımız ve Yaşatıcımız ve Yöneticimiz Allah'ın eşsiz İlkesi İslam kanunları gerekir. Masajlardan kurtulmak için topyekün İslam’a İsyandan dönüp, İlahi Mesajlara gönlümüzün, evimizin ve Devletimizin kapılarını açmamız Dünya ve Ahiret Kurtuluşumuzun tek Yolu ve tek İlacıdır!

Netice;“ (Ey Resulüm!) (Tövbe eden) Kullarıma Benim çok bağışlayan ve çok merhamet eden olduğumu, (günahlarında ısrar ve inat edenlere de ) azabımın çok can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.!” (Hicr S.49-50) İlahi mesajı ışığına Maddi ve Manevi tüm Yer altı, Yer üstü ve Gökyüzü afatlarının acı neticelerinden korunmanın yolu Devlet ve Millet olarak Maddi ve Manevi tedbirleri almaktır!

İzmir-Seferihisar Merkezli Ege Depreminde ve tüm depremlerde, göçüklerde, sel ve yaygın hastalıklardan hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum.

Allahımız, korktuklarımızdan emin eylesin! Milletimize geçmiş olsun. Başımız sağ olsun.

Hak, adalet, ehliyet, merhamet, ilim, iman, irfan, İhsan, İhlas, edeb, terbiye ile eğitilecek Din ve Vatansever nesillerimizin kuracağı “Tam Bağımsız Süper Güç Türkiye” eliyle “İslam Sözleşmesi ”nin uygulanması, Mescid-i Aksa'mızın özgürlüğü ve tatil olması dileğiyle Cuma Bayramımız kutlu olsun.

Selam, sevgi ve duayla...

Şevki Yılmaz

www.sevkiyilmaz.net

Twitter: @sevkiyilmaz
Facebook: @sevkiyilmaztr
Facebook: @sevkiyilmaz1955
Instagram: instagram.com/sevkiyilmaztr

Yorumlar (3)
yılmaz bay 3 ay önce
Nakledildiğine göre adamın birisi namaz kılmaz, diğer ibadetleri yapmaz ama her gece yatarken “Yâ Rabbi! Bana Cennetini ver!” diye duâ ederdi. Bir gece aynı şekilde yattı. Geç vakitte, damdan bir tıkırtı geldiğini hissederek uyandı. Hemen çıkıp, “Kimsin, orada ne arıyorsun?” dedi. Damda bulunan Behlül Dana idi ve “Devem kayboldu da onu arıyorum” dedi. Ev sahibi, “Hiç mümkün müdür ki, kaybolan deve damda olsun. Bu akılsızlık değil midir?” Bunun üzerine Hazreti Behlül Dana, “Senin, hiç ibadet etmemen ve sonra da Allahü teâlâdan Cenneti istemen daha akılsızlık değil midir?” buyurdu. Ev sahibi O zaman, Behlül Dânâ’nın kendisine nasîhat vermek için böyle yaptığını anladı. Hatasını anlayıp, tövbe etti ve ibadetlerini aksatmadan yapmaya başladı.
yılmaz bay 3 ay önce
Behlül-i Dânâ hikayeleri
16/12/2009 — Cahide Sultan
Behlül-i Dânâ kimdir?

Hak âşığı. Çok tanınmış evliyâdan biri. Asıl ismi Vüheyb bin Ömer Sayrâfî’dir. Behlûl-i Dânâ adıyla şöhret buldu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Kûfeli olduğu hâlde ömrünün çoğunu Bağdât’ta geçirdi. Hârûn Reşîd’in kardeşi olduğuna dâir rivâyetler varsa da aslı yoktur. Hârûn Reşîd’e nasîhat verirdi. Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhûrdur. 805 (H.190) senesi Bağdât’ta vefât etti. Dicle kenarında Şunûziyye kabristanlığına defnedildi.

Behlül-i Dânâ, zamânın büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Eymen bin Nâbil, Amr bin Dînâr ve Âsım bin Ebi’n-Necîd’den hadîs-i şerîf öğrendi. İbretli mânâlı sözler söyledi. Menkıbeleri dilden dile aktarıldı.

Behlül Dânâ, hikayeleri
Talebe 3 ay önce
Çok güzel bir yazı Allah razı olsun hocam
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?