12.05.2020, 19:50

Cübbeli Ahmet hocanın darbe rüyası, koronavirüs darbesine işaret etmiştir

Değerli Okuyucularım;

İlk önce haber metnini olduğu gibi okuyalım: 'Cübbeli Ahmet Hoca' olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, misafir olduğu bir programda darbe tartışmalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Ben bu rüyayı yakın görmedim. Yakın derken var 6-7 ay. Bir kaç rüya gördüm 15 Temmuz'dan sonra. Bu rüyalara göre darbe tehlikesi var. Askeri bir darbe. Ben durduruldum, indirildim, kimlik soruldu. Sokağa çıkma yasağı var. Bu şekilde gördüm. Allah muhafaza buyursun."

Muhterem Okuyucularım;

Maalesef rüyalar konusunda vahim hatalar yapıyoruz. Bir kere her rüya, herkese ve uluorta anlatılmaz. Görülen rüyaların, ilk önce üç kategoride değerlendirilmesi şarttır. Çünkü Peygamberimiz (sav) rüyaların üç kısımdan oluştuğunu söyler. 1.) Allah’tan veya meleklerden gelen müjdeli yani sadık rüyalar, 2.) Şeytandan gelen üzüntülü ve hatta kaygı verici korkunç rüyalar ve 3.) bir kimsenin zihninde meşgul olan ve(ya) kendi kendine konuştuğu karışık gündelik rüyalar.

Şimdi bir düşünelim: Cübbeli Ahmet Hoca'nın rüyası, hangi kategoriye girer? Genelde insanlar, günlük olayların etkisi altında kalarak, şuuraltında besledikleri düşüncelerini rüyalarında da görür. Dolayısıyla bu rüyayı, 3. kategoride değerlendirmek lazım. Böyle rüyaları ben hemen her gün onlarca kez görürüm. Bazen ilginç yönleri olsa bile bunlar genelde ne kişiye, ne de topluma fayda sağlar. Kaldı ki karmaşık rüyaların hiçbir hükmü yoktur. Üzerinde fazla durmaya gerek yok. Zaman israfı olur. At gitsin çöpe.

Ama şimdi bana “Cübbeli Ahmet Hoca'nın darbe rüyası, 6 veya 7 ay öncesine dayanıyor ve burada gizemli bir öngörü mesajı var” diyebilirsiniz. Yani “bu rüyayı sadık rüya kapsamında değerlendirelim” ısrarında bulunabilirsiniz. Peki, öyle var sayalım. Ne de olsa hocamız, sıradan bir insan değildir. Şimdi ben size soruyorum: Rüyanın verdiği gizemli mesajın içeriği memleketimizin hayrına mı şerrine mi? Elbette hayrına değildir. Ne türden olursa olsun, kimlerce planlanmış olursa olsun neticede her bir darbe, şiddet içeren ve Müslümanlar arasında fitneye ve kan akmasına sebebiyet veren en korkunç musibetlerden birisidir. Peki böyle bir rüya gören bilinçli bir Müslüman ne yapmalı? Rüyanın bu şekilde tecelli etmemesi için, kişi bu korkunç gibi görünen rüyayı hayra yorumlamalıdır ve kimseye anlatmamalıdır.

Peygamberimizin (sav) bu husustaki tavsiye aynen şu şekildedir: “Sizden biriniz korktuğu kötü bir rüya gördüğünde soluna üç kere tükürür gibi yapsın, sonra da onun şerrinden Allah’a sığınsın. Böyle yaptığı takdirde, rüyadan dolayı bir zarar görmeyecektir.” Ayrıca Peygamberimiz (sav) şöyle bir tavsiyede daha bulunmaktadır: “Biriniz beğenmediği bir rüya görürse kalkıp namaz kılsın ve onu kimseye anlatmasın.”

İnşallah Cübbeli Ahmet Hoca da bu kötü rüyalardan sonra Peygamberimizin (sav) tavsiyesine uymuştur. Bu durumda korkulacak bir şey yok. Allah’ın izniyle darbe marbe olmaz. Keşke Hocamız bu korkunç rüyalarını ulu orta anlatmasaydı veya felaket senaryoları ortaya koymak yerine “korkulacak bir şey yok ben bu rüyaları hayra yordum” deseydi.

Kötü Rüyalar Hayra Yorulmalıdır

Kötü rüyalar hayra yorulmalıdır, sözünün kaynağı bizzat Peygamberimizdir (sav). Hz. Peygamber (sav), ashabının rüyalarını tabir ettiği gibi, aynı zamanda rüya tabiri konusunda onlara önemli bir kriter de öğretmiştir. Dâremî’nin rivayet ettiği bir hadise göre, kadının biri, kocasından hamile olduğu hâlde, kocası onu bırakıp ticaret için şehir dışına çıkmıştı. Onun ardından kadın bir rüya görmüş; rüyasında evinin direğinin çöktüğünü ve şaşı bir erkek çocuk dünyaya getirdiğini görmüş. Peygamberimiz (sav), kadının kendisine anlattığı bu rüyayı, “Senin kocan Allah’ın izniyle sana iyi bir şekilde ve sağlam olarak dönecek; ayrıca sen iyi bir çocuk dünyaya getireceksin” diyerek yorumlamıştır. Kadın, bu rüyayı birkaç kez görmüş, her defasında gelip Peygamberimize (sav) anlatmış, o da hep aynı şekilde yorumlamıştır. Peygamberimizin (sav) evde olmadığı bir günde yine aynı kadın, aynı rüyayı görmüş ve evde bulamadığı Hz. Peygamber (sav) yerine, eşi Hz. Aişe’ye anlatmıştır.

İşte burası çok önemlidir: Hz. Aişe, “Eğer dediklerin doğruysa, kocan ölecek ve sen hasta bir çocuk dünyaya getireceksin” demiştir. Kadın çok üzülmüş ve oturup ağlamıştır. O arada Peygamberimiz (sav) gelmiş, durumu öğrenince, Hz. Aişe’ye demiş ki: “Bir Müslümanın rüyasını yorumladığın zaman, onu hayra yor. Zira rüya, yorumlandığı gibi çıkabilir.” Hz. Aişe diyor ki: “Tıpkı yorumladığım gibi kadının kocası öldü ve kadın hasta bir çocuk doğurdu.” Bundan şu esası çıkarıyoruz ki, rüya yorumlanırken, mutlaka iyiye hamledilmeli ve ondan iyi ve güzel manalar çıkarılmalıdır.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın Rüyasının Tabirini Bir de Benden Dinleyiniz

Hocamız bir yerde şöyle diyor: “Ben durduruldum, indirildim, kimlik soruldu. Sokağa çıkma yasağı var. Bu şekilde gördüm.” Buradan yola çıkarak Hocamız, geleneksel düşünce formatıyla Türkiye’de her zaman darbe imaları yapıldığı veya gerçekten yapıldığı için, sehven askeri darbeye işaret ediyor. Halbuki gelişen hadiselere ferasetle baktığımızda bu korkunç rüyaların, Allah–u âlem, bugünlerde dehşetli bir şekilde hem de küresel çapta yaşadığımız Korona virüsün getirdiği sokağa çıkma yasağına işaret ettiğini söyleyebiliriz. 1965 doğumlu Hocamız, boşuna korkmuş. Henüz 65 yaşın üzerinde olmadığı için, ona sokağa çıkma yasayı uygulanmamaktadır.

Velhâsıl–ı Kelâm

Her zaman müspet düşünelim, güzel konuşalım ve en korkunç rüyalarımızı dahî hep güzel âlemlere yönlendirelim. Gerek rüyalarımız, gerekse gerçek hayatımız bağlamında hakikaten uyarı yapma gereği duyduğumuzda bile “darbe olacak, düşersin, yanarsın, hastalanırsın” demek yerine “fitneden uzak kalalım ta ki darbe olmasın, dikkat et yanmayasın, şöyle yap ki hastalanmayasın, düşmeyesin.” diyelim. Menfî düşüncelerden uzaklaşalım ve kötü cümleler kurmamaya dikkat edelim. Allah korusun ama ‘darbe olacak’ dediğimizde bu söz hem vücut bulabilir, hem de o menfî sözden kuvvet alarak, içerdeki ve dışardaki şeytanî yapı ve organizasyonlar sinsî planlarını en azından uygulamaya koymak isteyebilir. Bu fırsatı, İslâm düşmanlarına vermemeliyiz.

Hatırlar mısınız? Hz. Yakup, “Yusuf’u kurdun yemesinden korkuyorum.” demesi üzerine zaten kıskanç içinde olan diğer çocukları içlerinden “Yusuf’u öldürürüz sonra kurt yedi, deriz.” plânını yapmıştı. Ağızdan çıkan söz, çoğu zaman dua hükmünde olduğu için, her zaman güzel temennilerde bulunmalıyız ve bunların gerçekleşmesi için “inşallah” demeliyiz vesselâm.

 

(1) Buhârî; Kitâbu’t-Ta’bîr: 3–4.

(2) Müslim; Rüya: 6.

(3) ed-Dâremî, Kitâbu’r-Ru’yâ, 13.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@