Biliyorum, Gazeteci olmak  zor  iştir.

Son günlerde bazı gazetecilere ulusal basında ödenen paralar söz konusu oldu. Bazı gazeteciler, bulundukları görevlerden istifa ettiler. Yeni görevlere geçtiler. Kimi medya patronları ise, bazı gazetecilerin işlerine son verdi. Medyada işten çıkarmalar, kadro yenilemeler, yeni arayış içerisinde olmalar, değişim devam ediyor...

Merak ettiğim seçimin sonucu böyle olmasa idi, acaba aynı şeyler yaşanır mıydı?

Ülkenin gündeminde ise, kimi zaman her zaman yalan haberciliğin oluşturduğu ortamlar konuşulmaktadır. Neden bu yalan habere başvurulur! Bilinmez! Ülke yönetimi ise, bu yalan habercilikle her halde yeteri kadar mücadele edemiyor ki, yalan habercilikten şikayetçi oluyorlar. Doğrusu budur, yanlışı şudur gibi spot açıklamalar yapmak zorunda kalıyorlar. Hatta bu açıklamalar bazen daha uzun soluklu oluyor. Kimi zaman üslupta sertleşiyor. Üzülerek ifade edeyim, yalan ve mesnetsiz haber, Ülke basınının kimi zaman kontrol edemediği bir gerçek olarak ortada durmaktadır.

Oysa sen  Dveletin, gereğini yap.

İnsanlar üzerinde yaptığı tahribatı ise, söylemeye gerek yoktur. Kamuoyu vicdanı sızlamaktadır.

Kimi gazetecilerin yapmış oldukları suç içerikli davranışlar  ve sonrasında aldıkları cezalar ise, yadırganıyor. Bu yapılan suç unsuru taşıyan eylemler, basın özgürlüğü içerisinde değerlendirilmek için adeta bir zorlama yaşanmaktadır.

Ulusal Basın, Yerel Basın, Devlet desteği olmadan zor ayakta durur. Yani Devletin desteğine ihtiyaç vardır. O halde bu Devleti yıpratmanın kime ne faydası olur.

Gazeteci olmak, doğrunun yanında olmak, doğrunun arkasında durmaktır. Yanlışın yanında olmamak, yanlışın arkasında  durmamaktır.

Üzerinize aldığınız görevin sorumluluğu, çok fazladır. Halkı doğru bilgilerle bilgilendirmek gerekir.  Haber ve yorumlarda; yönlendirici olmak için; Halkın tüm değer yargılarını bilmek ve o konularda taraf olmamak gerekir. O değer yargılarından bazılarını sahiplenip, bazılarına sırt dönmek; doğru bir yaklaşım değildir. Toplumu meydana getiren sosyal değerlere sahip çıkmak gerekir. Toplumun temel değerleri diyeceğimiz, değer yargılarını yıpratmamak gerekir. onlar bir toplumu meydana getiren ortak değerlerdir.

Mensubu olduğunuz, toplum katmanındaki  konumlar, mevkiler, makamlar, statüler; yayın politikanızı etkilememelidir. Dik duruş sergilemek, gerekir.

Hangi şartlarda olursa olsun; Haber ve yorum  yazma konusunda; kişisel düşüncelerini, yarar ilişkilerini, düşünmeden tarafsız olarak; sunum yapmak zorundadır. Şahsi düşüncelerinin dışında; sosyal hayatı ve kültürel hayatı da bu tarafsızlık ilkesine dahil olmalıdır.   Bir takımın fanatik taraftarı olan bir gazeteci; spor yorumu yaparken, taraftar kimliğini, bir kenara bırakmak zorundadır. Aynı şey; siyasi alanda haber ve yorum yapan kişiler için de geçerlidir. Bilmediği konularda yazmak, haber yapmak yerine; öğrenerek yazmayı tercih etmelidir. Yoksa; yazmamak, daha güzel bir davranış olur.

Toplumu yönlendirmek adına yapılan kasıtlı yorumlar da etik değildir. Şahıslar ve kurumlar hedef alınırken doğrudan yana tavır konulması gerekir.

Haber ve yorumlarda; duyumlardan, iddialardan çok; kesin bilgilere ve delillere dayanması gerekir. Sonuçta; haber ve yorum yaptığınız konular içerisinde, insan veya insanlardan oluşan bir topluluk olabilir. Yanlış haberinizle; O insanları rencide edebilirsiniz.

Kimi zaman, sizin yayın politikanızla; kitleleri yönlendirme özelliğimiz vardır. Bu özelliğin farkında olarak; yansız , tarafsız, doğru, habercilik anlayışı ile; öne çıkmanız gerekir. Yanlış yönlendirmeler, yanlış, işlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu ağır sorumluluğu kimse almak istemez. Hatta kasıtlı olarak yapılıyor ise; bu yanlış değerlendirme sınırlarını aşarak, ihanet boyutuna kadar uzanan; bir yolculuğa başlamak, demektir.

Gazeteci taraf olamaz... Gazeteci bir ikbal beklentisi içerisinde olamaz... Kimseye yalakalık yapmadan, doğru ve yansız haber vermek zorundadır. İlkeli ve tavizsiz yoluna devam eden gazeteciler; çok zor durumlarla karşılaşabilirler. Hatta, hiç ummadıkları bir anda; meslek hayatları bitebilir. Eğer, hayatını devam ettireceği, gelir kaynağı gazetecilik ise; mesleğinin sona ermesi istemediği durumlarla, karşılaşması demektir. Ne olursa olsun; mesleğini dürüst ve samimi olarak yapan, insanlar; tarih önünde hep hayırla anılacaktır.

Unutulmaması gereken, bir konu; Gazeteci de bu toplumun insanları arasından çıkmaktadır. Başka bir tabirle; toplumun tüm değer yargıları, sosyal olguları, toplumsal gerçekleri, çepeçevre gazeteciyi kuşatmıştır. Onlardan etkilenmemesi düşünülemez. Kısacası; gazeteci de, bu toplumda yaşayan bir insandır. Doğal olarak; tüm artı ve eksilerinden etkilenecektir. İşte önemli olan, bu kuşatmalara rağmen; ilkeli ve dürüst, yansız bir şekilde, gazetecilik hayatını devam ettirmesidir.

Köşe yazarları, aynı zamanda bu toplumu yönlendiren, öncülük eden insanlar olmalıdır. Görevleri toplum mühendisliği diye, adlandırılabilir. Sorumluluğu çok ve ağır olan bir iştir. Yapılacak yanlışlarla; insanlar yanlış yönlendirilebilir. O nedenle; kalemini hep doğrudan yana, memleket yararından yana kullanmak zorundadır. Şahsi ve gurup çıkarlarını bir kenara bırakmak zorundadır. Bir yanlış fikrin, terör örgütünün, memleket zararına çalışan kuruluşun destekçisi, kalemşoru olamaz. Ancak, görevini tarafsız olarak yapar ise, o zaman tarafsız ve temiz bir düşünce ile; Halkını ve Vatanını düşünen bir insan olarak, anılır.

İşte o nedenle  gazetecilik zor bir meslektir. Kimi zaman, ucunda; hayatını kaybetmek riski vardır. Mücadele ettiğiniz insanlar tarafından; tehdit, dışlanma, ötekileştirme, yalnız bırakılma, gibi gerçekleri olan bir meslektir. Toplumsal olayları insanlara yansıtmaya çalışırken binlerce gazeteci hayatından olmuştur.

Güzel yanı, gerçekten saf ve temiz duygularla; Halkımızı bilgilendirmek, aydınlatmak, doğru ve dürüst, yansız haberleri ulaştırmak gibi; ulvi bir görevi vardır. Sorunları çözmek, sorunları gerekli yerlere ulaştırmak, gibi ağır bir yükü vardır. Çeşitli konularda, Halkın dili olmak, haklı oldukları zaman onlara destek vermek, ayrı bir mutluluk sebebidir. İnsanımızın ulaşamadığı yerlere; gazetecilik kimliği ile ulaşmak, gibi sorumluluk taşıyan bir yanı vardır. Sorunların çözülmesi ile; Vatandaşın takdirini, kazanmak ayrı bir mutluluktur. Aynı zamanda bir kanaat önderidir.

Ülkemiz basın, yayın hayatına baktığımız zaman; bu özellikleri taşıyan,  gazeteciye az rastlamaktayız. Ancak, hedef bu olmalıdır.

Gazetelerin ve gazetecilerin, çözülmesi gereken onlarca sorunu vardır. Bu sorunların  çözülmesi; Vatandaşa daha iyi hizmet etmenin, yollarını açacaktır. Bu sorunlar, DEVLETİ yönetenlerle birlikte çözülmesi gereken, konulardır. Devletimiz bu konuda gereken özeni gösterecektir.

Bir başka açıdan gazetecilere düşen sorumluluk ise; VATANIN VE   MİLLETİN Bölünmez bütünlüğüne sahip çıkma anlayışıdır. DEVLET olgusunu kabullenmektir. Bu konuda hata kabul edilemez. Gazetecilik kimliğini kullanılarak; terör örgütü yandaşı gibi çalışmak, onların borazanlığını yapmak, doğru bir davranış değildir. Hatta bile, bile yalan ve asparagas haberleri yaymak, onların arkasında durmak; gazetecilik ötesi bir davranıştır. Farkında olarak veya olmayarak; Devletin simge konumundaki görevlilerine, değerlerine, kurumlarına saldırmak, onları aşağılamak, halkın kutsallarını alay edilecek durumlara düşürmek; asla gazetecilik anlayışı il,; izah edilemez. Bu durumlar, Devlete ve Millete, sırt çevirmek demektir. Bu yapılanların gazetecilikle alakası yoktur. Buna bir ad vermek gerekirse; başka bir şekilde tanımlamak şarttır.

O nedenle Ülkemizde çeşitli suçlardan dolayı, gazetecilerin tutuklandığına şahit oluyoruz. Bu tutuklamaların gazetecilik yapmasından dolayı değil, değişik sebeplerden, suçlardan  dolayı olması ise, can acıtmaktadır.

Böyle bir gazetecilik anlayışı, asla kabul edilemez. Tüm mesleklerde olduğu gibi; ana tema; VATAN   BİRLİĞİNİ   KORUMAK,  MİLLETİN YARARINI gözetmek, DEVLETİ ayakta tutmak  olmalıdır. Bu ana fikrin dışındaki düşüncelere; soru işaretleri ile bakmamız gerekir.

Ne mutlu her türlü zorluklara, şartlara rağmen; Halkımızın her alanda yanında olan ve onları doğru haber ve yorumlarla bilgilendirme  çabası içerisinde olan gazetecilere... İyi ki; varsınız... Hep hayırlarla anılacaksınız…

Bu arada görev anında hayatını kaybeden tüm gazetecilere ALLAH' tan rahmet dilerim...