Ülkemizde her gün trafik kazaları olmaktadır. Bir iki hafta önce ülkemizde olan iki trafik kazasında sadece bir günde on altı kişi can verdi. Maddi zarar da bir o kadar büyük. Sadece iki kaza ve on altı can… İki kaza da muhtemelen sürücü hatasından. Ülkemizde trafik kazalarında sürücü hatası oranı ise %90 dan fazlaymış, İçişleri bakanlığındaki veriler böyle.

İyi de bu sürücülere ehliyeti veren kim?

Sürücüleri eğiten hangi kuruluşlar?

Denetleyenler kim?

Sürücü sınavlarını yapan yetkililer kimler?

Sınavlar hangi dikkatle yapılıyor?

Eğitim sonrası geçme notu 70 olur mu hiç?

Araç sürmeler; basit bir iki sürüş testiyle,’’ tamam canım idare eder’’ diyerek henüz aracı tanımadan, gündüz ve gece sürüşleri yapılmadan otobanlara çıkılmadan şehrin sıkışık trafiğinde sürücü marifet kazanmadan ehliyet verilir mi hiç?

Bizde böyle maalesef!

Ben otuz yıl önce sadece iki saat araç kullandıktan sonra ehliyet almıştım hatırlarım.

Sınav sonrası komisyondakiler bana ne demişlerdi biliyor musunuz?

Süre, süre öğrenirsin hadi hayırlı olsun!

Nasıl ama, ne güzel değil mi? Sadece iki saat! Daha aracı bile tanıyamamıştım. Boş bir alanda iki ileri bir geri bir de park yaptın mı tamam…

Bir de ‘yahu maşallah gayet iyisin!’ diye gırgır geçerek ehliyet vermişlerdi… (Daha sonra başka birilerinin yardımıyla boş alanlarda biraz daha çalışarak pratiğimi geliştirmiştim. O acemilikle trafiğe çıkmış olsak; geçmiş olsun herkese!)

Süre, süre bir gün ölürsün bu acemilikle, hadi ecelin hayırlı olsun dercesine bir şey bu!

Madem ehliyet İçişleri bakanlığı onayı ile verilmektedir o halde İçişleri bakanlığı sürücü kurs eğitim ve denetimlerini baştan sona revize etmelidir.

Beş saat, on saat araç kullanmakla ehliyet verilmez.

Basit, özellikle trafikten yoksun yerlerde birkaç saat araba kullanmakla sürüş öğrenilmez.

Zamanla öğrenir canım ne olacak san ki denemez? Şu mantık kesinlikle yanlıştır ve bedelli oldukça ağırdır. Her gün bedel ödüyor bu toplum. Anasız babasız kalan çocuklar, gözü yaşlı ana ve babalar… Çocuk yaştaki ehliyetsiz sürücülerin yaptığı kazalar her gün haberlerde zaten..

Kafa ve Sistem Değişmeli Artık

Başlangıç mantığımız hatalı; Sürücü kursu az araç kullandırtacak böylece araçları az yıpranmış olacak, sürücü aday daha az para verecek, sınav komisyonu iyi, fena değil diyerek pas geçecek ve Sonuç: Hadi buyurun Eceliniz hayırlı Olsun!

Lütfen devletin resmi kurumları özellikle; MEB ve İçişleri bakanlığı bu cinayetlere zemin hazırlatmayın.

Eğitimler, sınavlar sıkı tutulmalı, sürüş eğitim saatleri artırılmalı, sürüş yerleri tam anlamıyla uygulatılmalı, kural öğreniminde sıkı bir denetim getirilmeli, trafik ahlakı, saygısı psikolojisi üzerinde durulmalı. Üç beş bin lira daha az maliyetle ehliyet alacağız derken canımızdan olacak tehlikeler artık ortadan kaldırılmalı.

Allah aşkına yetmez mi artık bu kadar can kaybı… Savaşa giren kimi ülkelerden daha fazla can veriliyor bu ülkede trafik kazalarında.. Milyarlarca liralık maddi hasarlar ise cabası. Yetim ve öksüz kalan nice yavruların durumu içler acısı.

Avrupa ülkelerinde sıkı bir eğitim ve denetimle ehliyet sınavları yapılıyor bunu devletin idarecileri zaten biliyor. Yazılı sınavları oldukça sıkı, sürücü sınavları sıfır toleransla uygulanırken benim ülkemde neden can ve mala direkt risk oluşturan bu konudaki denetimler bu kadar lakayd, neden?

Bu ülkenin vatandaşlarının canları bu kadar ucuz mu ki canı ve malı ikisi bir arada aileyi direkt hedef alan trafikte ehliyet eğitimlerini basite alıyoruz. Simülasyon ortamında araç sürmüyoruz ki.. Gerçek ortamda sürerken geri dönüşü yok bu işin…

Sınav ve Denetim Sistemi Değişmeli

İçişleri Bakanlığı; denetim ve cezaları artırdık diyor. Önce eğitim olmadan denetim ve cezaları artırmak yeterli olur mu? Kaliteli bir eğitimden sonra standartlara uymayan sürücülere denetim ve ceza uygulanmalıdır. Eğitimi iyi olmayan bir sürecin sonucunu sadece cezalar ile düzeltemezsiniz.

Bu sınav ve eğitim sistemi yeterli değil. Kesinlikle yeterli değil ve baştan savma, etkisiz ve trafiğin ne olduğu ne kadar önemli ve tehlikeli olduğu, bir toplumun sosyal ahlakı ve duyarlılığını gösteren en önemli sembol konulardan birisi olduğu öğretilmiyor.

ÖSYM titizliği ile sınavlar yapılmalı. Geçiş puanları yükseltilmeli. Yazılı ve pratik sınavlarda geçme notu doksan puan olmalı.

Aynı şehirde ikamet eden tanıdıklar sınav denetmenliği yapmamalı. Sınav hocaları başka şehirden olmalı.

Gündüz, gece, şehir içi ve şehirlerarası ve otoban sürüşleri tam öğretilmeden kimse ehliyet sınavına girmemeli ve kimseye ehliyet verilmemeli.

Dolmuş, otobüs ve TIR ehliyet eğitim ve sınav yönetmenliği daha sıkı bir hale getirilmeli.

25-30 saatten hatta gerekiyorsa daha fazla süre araç kullandırtılmadan ehliyet sınavına sürücü adaylar girememeli.

17 yaşından önce kimse ehliyetsiz olarak babasının, annesinin kontrolünde araç sürmeyi öğrenmek için bile olsa direksiyona oturmamalı. Buna cezai müeyyideler getirilmeli.

Yani kişi, araç kullanmayı sürücü kursu hocasından öğrenmeli.

Aracılar aradan Çıkmalı!

Falan benim yakınım, vaziyeti idare edin, çocuğu uğraştırmadan verin canım ehliyeti, süre-süre öğrenir zamanla denmemeli.

Bu şekildeki bir mantıkla ehliyet alarak trafiğe çıkan sürücülerin; genç çocukların, yetişkin insanların, kadın, erkek her birinin hayatlarına kast edeceği unutulmamalı. Sokağa çıkan herkes risk altında demektir. Bugün olduğu gibi.

Yaya kaldırımında olanların bile kendini güvende hissedemediği bir trafik ahlakı(!) ve ehliyetli sürücüler(!) ülkesiyiz…

Sayın MEB ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri; can ve mala, aile ve milli servete, toplumun huzuruna direkt etki eden bu konuda yasal tedbirleri almalı ve öncelikler sıralamasında ilk sırayı vermelisiniz.

Yoksa her akşam kaza ve beraberindeki ölüm haberlerini duymaya her gün devam edeceğiz demektir. Yıllardır tecrübe ediyoruz artık yetmez mi?