Günümüzde insanların ehl-i keyf bir yaşam tarzını benimsediğini ve nefsin vicdanın önüne geçtiğini kaydeden Canat, dünyevi konularla imtihan olunurken uhrevi konuların çoğunlukla ertelendiğine dikkat çekerek "Öncelik nefsani duygular olunca, rahmani duygular sonralık oldu. Kavramlar, terimler, karakterler ve roller birbirine karışınca öncelikler bozuldu." dedi.
Eğitimden siyasete, medyadan aile yapısına kadar toplumun her alanında tepeden tırnağa bir ahenk bozukluğu yaşandığını belirten Canat; yöneticilerin, kurumların ve bireylerin rant, gösteriş, popülerlik ve makam sevdası gibi hırslara kapılarak asıl gayelerini unuttuklarını kaydetti.
Kangren haline gelen bu toplumsal sorunların basit bir "erteleme hastalığı" denilerek geçiştirilemeyeceğini ve ertelenerek çözülemeyeceğini vurgulayan yazar, geç kalınmadan bir özeleştiri yapılması gerektiği konusunda uyardı:
"Her şeyin anlamını yitirdiği bir dönemde aklımızı başımıza alıp bir nefs muhasebesi yapmalıyız. İş işten geçtikten sonra söylenen sözlerin bir anlamı olmuyor, su gibi akıp giden zaman da geri gelmiyor."





