Hamas'ın yeni lideri Halil el-Hayye, yeni döneme ilişkin kapsamlı bir açıklama yayımladı. El-Hayye, hareketin aynı çizgide yoluna devam edeceğini vurgularken, öncelikli hedeflerinin Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların durdurulması ve İsrail'in bölgeden tamamen çekilmesi olduğunu belirtti. El-Hayye, açıklamasında Filistin'de ulusal birlik çağrısı yaparken, arabuluculuk sürecinde rol üstlenen Mısır, Katar ve Türkiye'ye de teşekkür etti.
İşte Halil el-Hayye'nin ilk açıklamaları:
"Bu, tabiatı gereği büyük bir emanet ve büyük bir sorumluluktur. Hele ki davamızın tarihinde hassas ve kritik bir aşamadan geçerken bu sorumluluk daha da büyüktür. Bu emanet salih şehitlerin emanetidir.
İlk olarak teyit ediyoruz ki aynı yol ve aynı adımlar üzere yürüyeceğiz. Sancağı yükseklerde dalgalandıracak, özgür ve onurlu Filistin'in toprakları ile Mescid-i Aksâ'nın üzerinde yerleşinceye kadar taşıyacağız.
Gazze, Kudüs, Batı Şeria ve 1948'de işgal edilmiş toprakları özgürleştirmek için çalışacağız. Ey mücahit hareketimizin evlatları, siz benim için kardeşlerim ve evlatlarım konumundasınız. Ben de yalnızca sizden biriyim. Ancak Allah beni imtihan etti ve daha fazla sorumluluk yüklenen kişi oldum.
İlk ve açık önceliğimiz, işgalin saldırganlığının, öldürmesinin ve terörünün tamamen durdurulması ve Gazze Şeridi'nden tam çekilmenin sağlanmasıdır. Buradan müzakere sürecine garantör olan ülkelere, üzerinde mutabık kalınanların uygulanması ve bir sonraki aşamaya geçişin tamamlanması için aşırı sağcı işgal hükümeti üzerinde gerçek baskı kurma çağrısı yapıyoruz.
Bu vesileyle, müzakerelerin başlangıcından bugüne kadar bizimle birlikte çalışan ve hareket eden Mısır, Katar ve Türkiye'deki arabulucu kardeşlerimize takdirlerimizi ifade ediyoruz. Onlar, işgalin yürüttüğü kanlı kıyımı ve soykırımı durdurmak için her türlü çabayı göstermektedir.
Gazze Şeridi'ndeki halk için şerefli bir insânî hayatın yeniden sağlanması, özellikle tehcir olmak üzere kurulan tüm komploların boşa çıkarılması ve yeniden imarın hızlandırılmasıdır.
Sorumluluk konumundan hareketle, Filistin'in tüm bileşenlerine ve güçlerine elimizi uzatıyoruz. Halkımızın önceliklerini ve hedeflerini gerçekleştirmeyi içeren, üzerinde uzlaşılmış ulusal bir program temelinde ortak bir söz etrafında birleşelim.
Derhal millî diyaloğa başlanması ve başta Filistin Kurtuluş Örgütü olmak üzere Filistin millî kurumlarının, bütün Filistinlileri kapsayan millî uzlaşıya dayalı demokratik esaslar üzerinde yeniden inşası için mekanizmaların oluşturulması çağrısında bulunuyoruz. Karar alma, ulusal stratejileri belirleme ve gerçekleştirme süreçlerinde tam siyasi ortaklık istiyoruz.
Biz büyük bir ümmete mensup bir halkız ve mukaddesatın korunmasında öncü olmak bizim kaderimiz. Düşmanımız birdir. Kanlarımız her yerde onun elinden damlamaktadır. Saldırganlığının ve emellerinin sınırı yoktur. Hareket herkese açıktır. Filistin davasındaki rollerini güçlendirmek, işgali sona erdirmek ve onun halkımıza ve bölgemize yönelik tehlikelerini ortadan kaldırmak için ümmetin tüm bileşenleriyle çalışmayı sürdüreceğiz.
Bölgede yaşanan gelişmeler, Filistin halkının istikrar ve güvenliğe kavuşmasının, haklarını, özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesinin bütün bölgenin güvenlik ve istikrarının anahtarı olduğu gerçeğini kanıtlamaktadır.
Hükümetleri, kurumları ve halklarıyla Arap ve İslam ümmetimize, halkımıza yönelik ölüm ve soykırım makinesini durdurmak için etkili biçimde harekete geçme ve baskı kurma, kardeşlik, tarih ve din sorumluluklarını üstlenme çağrısında bulunuyoruz.
Filistin'e destek veren, soykırım savaşına karşı Gazze'nin yanında duran Arap ve İslam ümmetimizin bütün evlatlarına, kitlelerine ve güçlerine selam, teşekkür ve takdirlerimizi iletiyoruz.
Bize destek olma, bizi destekleme ve Filistin hakkını savunma konusunda seçkin bir duruş sergileyen ülkelere teşekkür ediyoruz..."




