Osmanlı tarihi ve İslam hukuku üzerine yaptığı derinlemesine çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çeken paylaşımla ecdada yönelik tarihi bir iftirayı daha çürüttü. Fatih Sultan Mehmed Han hakkında yıllardır dillendirilen ve kamuoyunda yanlış bilinen "kardeş katli" meselesine açıklık getiren Akgündüz, meselenin iç yüzünü tarihi kaynaklara dayanarak aktardı.

İşte Akgündüz'ün o yazısı:

FATİH'İN KÜÇÜK KARDEŞİNİ KATL ETTİĞİ, MUTEBER KAYNAKLARDA YOKTUR; SADECE MÜSTEŞRİKLERİN VE CUMHURİYET DEVRİ GERZEKLERİNİN İDDİASIDR. NE ACIDIR Kİ, "FETİHLER SULTANI.." DİZİSİ BU YALNALARI ESAS ALMIŞTIR.

Fâtih Sultân Mehmed’in kendi Kanunnâmesinin ilgili maddesini uygu-layarak küçük yaştaki kardeşi Ahmed’i katlettiği söylenmektedir. Bu-nu nasıl izah ediyorsunuz?

Burada meseleye değişik yönlerden bakmak gerekir:

Evvela; Bu hadisenin meydana geldiği şüphelidir. Zira Kantemir gibi yabancı tarihçi-ler dahi, II. Murad vefât ettiğinde Şehzâde Mehmed dışındaki bütün evlâdının vefât etti-ğini ve bu arada Şehzâde Ahmed’in de Amasya’da vali bulunduğu sırada öldüğünü yaz-maktadır ki, bu ihtimalin doğru olması halinde, henüz bebek iken öldürülme iddiaları da ortadan kalkar. Namık Kemal de, şehzâde Ahmed’in katl edildiği iddiasını sadece bir iftirâdan ibaret görmektedir. Böyle bir zulme, Fâtih Sultân Mehmed’in râzı olamayacağını ısrarla savunmaktadır. Bazı kaynaklar da, olayı doğrulamakla beraber, Şehzâde Ahmed’i haksız olarak katleden Evrenos-zâde Ali Bey olduğunu ve bu sebeple Fâtih tarafından idam ettirildiğini kaydetmektedirler. Şayet vâki ise, yukarıda anlatılan hükümler, Fâtih için de geçerlidir. Ancak hangi gruba girmektedir? Bunun tesbit edilmesi gerekir.

İkinci olarak, Osmanlı kaynaklarının bir kısmında Sultân Murâd’ın İsfendiyar Bey torunu Hatice Hâlime Hâtun’dan doğma Ahmed isimli bir şehzâdesi olduğu ve yaşı küçük olan bu şehzâdenin II. Mehmed’in tahta çıkmasından kısa bir zaman sonra katl olunduğu kaydedilmektedir. Ancak diğer şehzâde katilleri gibi, ayrıntılı bilgiler, kaynaklarda mevcut değildir. Ayrıca Babinger’in altı ya da sekiz aylık olduğu konusundaki beyanı dışında, yaşının ne kadar olduğu da kesin değildir.

Üçüncü olarak, II. Mehmed, babası II. Murad’ın vefâtından sonra, çok büyük sıkın-tılar içinde tahta geçmiştir. Bizans’ın şehzâdeleri kullanarak Osmanlı Devleti’ni yıkma planları herkesçe bilinmektedir ve fetret devri de canlı şahitlerle doludur. Nitekim Fâtih’in Padişah olması üzerine, Bizans İmparatorunun elinde tutsak olarak tuttuğu Süleyman Çelebi’nin oğlu olması kuvvetle muhtemel bulunan Şehzâde Orhan’a aynen şöyle söyledi-ği kaynaklarca ifade edilmektedir:

Cem Küçük soruşturmasında yeni gelişme: İsmail Çanak teslim oldu!
Cem Küçük soruşturmasında yeni gelişme: İsmail Çanak teslim oldu!
İçeriği Görüntüle

“Haydi göreyim seni, bu taht benimdür deyü dava eyle. Ben Âl-i Osman nesliyim, ben var iken bu taht sana neden müstehakdır deyü dava edince, cümle beğler ve paşalar sana dönüb ve tahtı sana teslim ederler. Tahta çıktığında, kulağın bende olsun. Ben sana ne tâlimat verir-sem, öyle hareket eyle. Göreyim seni, nice padişah olursun.”.

İşte böylesine bir dönemde, yaşının ne kadar olduğu belli olmayan ve ama küçük yaşta bulunduğu kesin olan Şehzâde Ahmed’i, devlete isyan suçuna teşebbüs etmeden, nizâm-ı âlem için diyerek katletmiş olabilir. Bu tamamen üçüncü guruba girmektedir. Eğer bir kusur işlenmiş ise, bunu savunmanın manası yoktur. Ancak bu ayrıntıları tam bilinmeyen olaydan dolayı, Fâtih gibi Hz. Peygamber’in medhine layık olmuş bir padişahı hunharlıkla suçlamak ve hele bu konuda Bizans İmparatorları ile birlikte hareket eden Bizans tarihçilerini onaylamak mümkün değildir. Hammer ve benzeri tarihçiler, sanki şehzâdelerin Osmanlı Devleti’nin yıkılması için kullanıldığını bilmiyormuş gibi, bunu vesile ederek Fâtih Sultân Mehmed’e hücum etmişlerdir.

Özetleyecek olursak, Fâtih Sultân Mehmed, kendi koyduğu kanunun nizâm-ı âlem için fesâda sa'y ihtimalinin bulunması sebebiyle siyâseten katl müessesesini ilk defa kendisi tatbik etmiş ve küçük kardeşi Ahmed'i katl ettirmişti. Bu, isyan tahakkuk etmedi-ğinden, bir had cezası değildir. Belki nizâm-ı âlem için siyâseten katl müessesesine gir-mektedir. Burada aranan fesâdın şer' ile tahakkuku şartının, ne derece gerçekleştiğini bilmiyoruz. Ancak tekrar ediyoruz ki, Hz. Peygamber'in senâsına mazhar olmuş bir Padi-şah'ın, şartları tahakkuk etmeyen bir cezayı tatbik edeceğine de ihtimal vermiyoruz. Önemle ifade edelim ki, 11 aylık bir bebenin öldürülmesini Fâtih’in idam ettirdiğine inan-mak istemiyoruz. Zaten Evrenos-zâde Ali Bey isimli bir zatın Padişah’ın haberi olmadan böyle bir cinâyeti işlediğini bazı kaynaklar haber vermektedirler