Şair ve Yazar Ali Haydar Haksal vefat etti. Bir süredir Siyami Ersek Hastanesi'nde tedavi gören Haksal, 75 yaşındaydı.

Merhum Ali Haksal'ın cenazesi 29 Ağustos Cumartesi günü öğle namazına müteakip Üsküdar Şakirin Cami'nde kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilecek.

ALİ HAYDAR HAKSAL KİMDİR?
16 Mayıs 1951'de Bingöl'ün Kiğı ilçesine bağlı Hasköy'de doğdu.

Öykü çalışmalarına lise yıllarında başlayan Ali Haydar Haksal, bazı yazılarında Yasir Vurgun ve Mahmut Mustafaoğlu mahlaslarını kullandı.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Anabilim dalında yüksek lisans yaptı. “Kur’an-ı Kerim’de Güzel Kavramı” üzerine tez hazırladı.

1987'de arkadaşlarıyla birlikte Yedi İklim dergisini kurdu. Milli Gazete, Yedi İklim, Hece, Kaçak Yayın ve Yönelişler gibi dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı.

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ'TAN TAZİYE MESAJI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, vefat eden Milli Gazete yazarı ve Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal için başsağlığı mesajı yayımladı.

Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:

"Türk edebiyatının ve dergiciliğinin öncü şahsiyetlerinden, milli ve manevi değerlerimizi güçlü kalemi ile savunan Ali Haydar Haksal kardeşimizin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. Yedi İklim Dergisi'yle bir sanat ve edebiyat muhiti oluşturan, nice genç yazar ve şairin yetişmesine vesile olan kıymetli fikir adamı Haksal'a Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun."

ALİ HAYDAR HAKSAL, HAYATINI ANLATMIŞTI
Şair, yazar ve yayıncı Ali Haydar Haksal, Haber7’ye verdiği röportajda ailesinin kitaplarla iç içe geçmiş hikâyesini, dedesinden kalan mirası, eğitim hayatını ve İmam Hatip okuluna uzanan yolculuğunu anlatmıştı. Haksal, ağabeyinin dönemin etkisiyle sosyalist olduğunu da ifade etmişti.

“KİTAP TUTKUSU DEDEMDEN, AİLEDEN GELİYORDU”
Haksal, öğrencilik yıllarından itibaren güçlü bir kitap tutkusu olduğunu söylemiş, bu ilgisinin dedesinden ve ailesinden geldiğini belirtmişti.

Dedesinin Diyarbakır medreselerinde yaklaşık 5-6 yıl eğitim gördüğünü, ardından İstanbul’a gelerek Şemsi Paşa ve Fatih medreselerinde öğrenim gördüğünü anlatmıştı. Medrese müderrisi olan dedesinin daha sonra yaklaşık bin ciltlik kitabıyla memleketine döndüğünü aktarmıştı.

“Köyde bin cilt kadar kitabı vardı” diyen Haksal, çocukluk yıllarının bu kitapların arasında geçtiğini ifade etmişti.

DEDESİNE GÖNDERİLEN YASAK YAZISI
Haksal, 1927 yılında dedesine devlet tarafından resmi bir yazı gönderildiğini de anlatmıştı. Yazıda dini faaliyetlerde bulunmasının yasaklandığını belirten Haksal, bu süreçle birlikte dedesinin medrese hayatının sona erdiğini söylemişti.

1940 yılında dedesinin vefat ettiğini aktaran Haksal, dedesinin kitaplarının dağıtılmaması yönünde vasiyette bulunduğunu belirtmişti:

“Kitaplarımı dağıtmayın, ailemden birisi bunlara sahip çıkacak.”

“ANNEM HAMİLE HALİYLE SIRTINDA TAŞ TAŞIYORDU”
Haksal, babasının da eğitimci olduğunu ve köyde ilkokul açtığını anlatmıştı. Babasının, daha önce aileleri tarafından yaptırılan ancak 1930’lu yıllarda yıkılan camiyi yeniden inşa etmeye karar verdiğini söylemişti.

Babasının çevresinden destek görmemesine rağmen cami inşaatına başladığını belirten Haksal, annesinin de kendisine hamileyken inşaatta çalıştığını aktarmıştı.

Usta oyuncu Can Kolukısa hayatını kaybetti
Usta oyuncu Can Kolukısa hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

“Annem hamile haliyle sırtında taş taşıyor ve cami inşaatına devam ediyorlar. Hatta iskeleden düşüyor, iskeleden düşünce de bir hafta 10 gün yatakta kalmak zorunda kalıyor” demişti.

“OKUMAK İSTEDİM, ANNEM GÖNDEREMEDİ”
Babasının 1960 yılında vefat ettiğini anlatan Haksal, annesinin beş erkek çocukla kaldığını belirtmişti.

İlkokulu pekiyi dereceyle bitirdiğini ancak eğitimine devam edemediğini söyleyen Haksal, “Gitmek istedim, annem gönderemedi” demişti.

Daha sonra dayısının yanında Kur’an-ı Kerim dersleri aldığını aktaran Haksal, dedesinden kalan kitapların bir bölümünün dönemin müftüsü tarafından alınmasının ise hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olduğunu anlatmıştı.

Müftünün kendisinin İmam Hatip okuluna gönderilmesini tavsiye ettiğini belirten Haksal, beşinci yılında Elazığ İmam Hatip Okulu’na kayıt yaptırabildiğini söylemişti.

“İMAM HATİP’E GİDİŞİM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
İmam Hatip okuluna başladıktan sonra kitap okumaya daha fazla yöneldiğini anlatan Haksal, okul kütüphanesinin yanı sıra şehirden de kitaplar almaya başladığını ifade etmişti.

“Şimdi o bir tutkuya dönüştü bende” diyen Haksal, 1973 yılında Milli Gazete’de ilk öyküsünün yayımlandığını ve bundan sonra sürekli okuyup yazdığını belirtmişti.

İmam Hatip okuluna gitmesinin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurgulayan Haksal, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Şükrediyorum ki annem beni gönderememiş. Göndermiş olsaydı orada bambaşka bir insan olarak çıkacaktım. Ama tabii benim İmam Hatip okuluna gidişim benim hayatımı da değiştirdi. Sadece benim değil; kardeşlerimin, çevremin, ailemin hayatını da değiştirdi. Yani biz biraz aslımıza uygun bir şeyde kendimizi bulduk.”

“ABİM ORTAOKULA GİDİNCE İYİ BİR SOSYALİST OLDU”
Haksal, ağabeyinin ortaokula gitmesinin ardından dönemin eğitim ortamından etkilenerek sosyalist bir çizgiye yöneldiğini de anlatmıştı.

“Abim ortaokula gidince onu da anlatayım; iyi bir sosyalist oldu çıktı o dönemde” diyen Haksal, köy enstitüsü mezunu öğretmenlerin etkili olduğu ortamı şu sözlerle aktarmıştı:

“Tabii o ortam, köy enstitüsü mezunları öğretmenler, hepsi marksist, ateist, solcu vesaire... Abim de öyle oldu.”

Kendisinin ise İmam Hatip okuluna gitmesiyle farklı bir istikamete yöneldiğini belirten Haksal, bunun yalnızca kendi hayatını değil, kardeşlerinin ve ailesinin hayatını da değiştirdiğini söylemişti.

40 BİN CİLTLİK KÜTÜPHANENİN TEMELLERİ
Haksal, İstanbul’a yerleştikten sonra ticaret hayatına atıldığını, kazancının önemli bölümünü kitap almaya ayırdığını anlatmıştı.

“Harçlığımın büyük bir bölümünü kitaba yatırıyorum. Şu anda şu kütüphaneyi oluşturan nüve öyle oluştu.” diyen Haksal, kütüphanesinde yaklaşık 40 bin cilt kitap ve 1500 çeşit dergi bulunduğunu ifade etmişti.

Kütüphanede yaklaşık 5 bin cilt Osmanlıca eser ve 350 civarında yazma eser bulunduğunu da aktarmıştı. Dedesinden kalan kitapların yaklaşık 500 kadarının halen ellerinde olduğunu ve bu eserlerin üzerinde “Seyyid İsmail Hakkı” mührünün bulunduğunu belirtmişti.

YEDİ İKLİM'İN KURULUŞUNU ANLATMIŞTI
Haksal, Mavera dergisinde 1980-1986 yılları arasında yazdığını, daha sonra arkadaşlarıyla birlikte dergiden ayrılarak yeni bir dergi çıkarmaya karar verdiklerini anlatmıştı.

Ersin Nazif Gürdoğan, Alim Kahraman, Mustafa Çelik ve Osman Bayraktar gibi isimlerle yaptıkları toplantıların ardından yeni derginin kurulmasına karar verildiğini söyleyen Haksal, “Yedi İklim” isminin Marmara İlahiyat Fakültesi'nde o dönem asistan olan İlhan Kutluer tarafından önerildiğini belirtmişti.

Derginin 1987 yılının nisan ayında yayın hayatına başladığını, iki yıl ve 24 sayı devam ettikten sonra ara verdiğini, 1992’den itibaren ise kesintisiz yayımlandığını aktarmıştı.