Yıllardır süren sistematik soykırımla, asimilasyon politikalarıyla ve Nazi vari toplama kamplarıyla Doğu Türkistan’ı bir kan gölüne çeviren barbar Çin diktası, bu asil milletin hürriyet aşkını asla söküp atamadı. Çünkü bu toprakların harcı, İslam'ın nuru ve bağımsızlık ateşiyle yoğrulmuştur. Bunun en şanlı kanıtı ise 12 Kasım 1933 tarihinde Kaşgar’da bütün dünyaya ilan edilen Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'dir.

Bu kutlu devletin kuruluşuna öncülük eden ve isimlerini tarihe altın harflerle yazdıran iki büyük mücahit lider vardı:

Sabit Damolla (Kurucu ve Başbakan): Cumhuriyetin ideolojik mimarı, sarsılmaz din alimi. Hoten, Yarkent ve Kaşgar bölgelerinde Çin zulmüne karşı başlatılan şanlı bağımsızlık mücadelesini teşkilatlandırarak devleti ilmek ilmek dokuyan, devletin kuruluşunu cihana ilan eden asıl isimdir.

Hoca Niyaz Hacı (Cumhurbaşkanı): Kumul İsyanı'nı başlatarak işgalcilerin yüreğine korku salan, halk ve direnişçiler üzerinde muazzam bir askeri nüfuza sahip olan başkomutan. Kurulan bağımsız devletin Reis-i Cumhur'u olarak ordunun ve milletin başına geçmiştir.

Doğu Türkistan Bayrağı
Doğu Türkistan Bayrağı (Gök Bayrak)


Farklı bölgelerdeki direniş hareketlerini İslam ve Türklük şuuruyla birleştiren bu kahramanlar; sadece bir isyan yapmamış, kendi anayasası, düzenli ordusu, işleyen devlet kurumları ve bugün hürriyetin sembolü olan gök mavisi zemin üzerine ay-yıldızlı bayrağıyla tam bağımsız bir devlet inşa etmişlerdir.

Ancak bu İslam yurdunun yükselişi, bölgedeki emperyalist güçleri dehşete düşürdü. Komünist Sovyetler Birliği'nin doğrudan ve alçakça askeri müdahalesi, Çinli milislerin vahşi saldırılarıyla birleşince, iki ateş arasında kalan bu şanlı cumhuriyet, Nisan 1934'te kanla bastırıldı.

  • Kahpe İhanet ve Şehadet: Cumhuriyet Yıkıldıktan Sonra Sabit Damolla ve Hoca Niyaz Hacı'ya Ne Oldu?

Komünist Sovyetlerin tankları ve acımasız Çinli savaş ağası Sheng Shicai'nin işgalci güçleri tarafından devlet yıkıldıktan sonra, Doğu Türkistan'ın bu iki yiğit evladı, zalimlerin hedefi oldu. Her iki kurucu lider de hürriyet sevdasının bedelini şehadet şerbeti içerek ödedi.

Sabit Damolla
Sabit Damolla (Kurucu ve Başbakan)


Tavizsiz Dava Adamı Sabit Damolla: Cumhuriyetin yıkılışı aşamasında işgalcilerle her türlü uzlaşmayı elinin tersiyle iten, tam bağımsızlık fikrinden bir milim dahi sapmayan Sabit Damolla, 1934 yılında kahpece esir alınarak Urumçi'ye götürüldü. Aynı yıl, zalim Sheng Shicai'nin emriyle asılarak şehit edildi. O, darağacına yürürken bile davasından taviz vermedi.

Hoca Niyaz Hacı
Hoca Niyaz Hacı (Cumhurbaşkanı)


Halkı İçin Kendini Feda Eden Hoca Niyaz Hacı: Milletinin, kadınların ve çocukların topyekûn bir soykırıma uğramasını engellemek umuduyla, yüreğine taş basarak Sovyetlerin aracılığını kabul etmek zorunda kaldı. Devletin lağvedilmesi karşılığında Urumçi'deki eyalet hükümetinde vali yardımcılığını üstlenerek halkına siper olmaya çalıştı. Ancak komünist rejimlerin doğasında olan ihanet gecikmedi. 1937'deki büyük siyasi tasfiye döneminde hapse atılan Hoca Niyaz Hacı, 21 Ağustos 1941'de Urumçi'de zalimce idam edildi.

İdama götürülürken Kızıl Çin ve Sovyet cellatlarının suratına haykırdığı o tarihi son sözler, bugün hala Doğu Türkistan direnişinin manifestosudur:

Doğu Türkistan'da yaşayan halka neden Uygur Türkleri deniyor? Uygur kelimesi nereden geliyor?
Doğu Türkistan'da yaşayan halka neden Uygur Türkleri deniyor? Uygur kelimesi nereden geliyor?
İçeriği Görüntüle

"Bu idam hükmü bana göre yeni bir şey değildir. Aslında Urumçi'ye geldiğim günde ölmüştüm. Öleceğim, ama halkım yaşamaya devam edecektir!"

Evet, Hoca Niyaz Hacı ve Sabit Damolla şehit edildiler. Kurdukları o şanlı devlet fiziken yıkıldı. Ancak onların yaktığı o bağımsızlık ateşi, o Gökbayrak sevdası bugün Urumçi'de, Kaşgar'da, Hoten'de milyonlarca Doğu Türkistanlının yüreğinde yanmaya devam ediyor. Kızıl Çin ne kadar zulmederse etsin, kahramanların kanıyla sulanan bu topraklar eninde sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır!