İsrail, 7 Ekim'den bu yana Gazze'de eşi benzeri görülmemiş bir soykırım gerçekleştiriyor. Ancak İsrail'in hedefi sadece Gazze değil. Lübnan, Suriye, Yemen ve İran’a yönelik saldırılarıyla bölgeyi topyekün bir istikrarsızlığa sürüklüyor. Peki, İsrail neden Orta Doğu'yu terörize ediyor?

  • Arz-ı Mev'ud: Yayılmacı Hedefler

İsrail'in saldırganlığının temelinde "Büyük İsrail" ideali yatıyor. Tevrat’ta geçtiği iddia edilen ve Nil'den Fırat'a kadar uzanan toprakları kapsayan Arz-ı Mev'ud hayali, bugünkü işgal politikasının ana motivasyon kaynağıdır. İsrail için sınırlar hiçbir zaman sabit kalmamıştır; hedef her zaman daha fazla toprak ve daha az yerli halk olmuştur.

  • Bölgesel Güç Dengesi ve Kaos Stratejisi

İsrail, güvenliğini komşu ülkelerin zayıflığı üzerine inşa ediyor. Güçlü bir Suriye, birleşik bir Irak veya istikrarlı bir Lübnan, İsrail’in bölgedeki mutlak hakimiyetine engel olarak görülüyor. Bu nedenle:

Lübnan: Hizbullah bahanesiyle sivil altyapı hedef alınıyor.

Suriye: İç savaştan faydalanılarak hava saldırılarıyla sürekli baskı altında tutuluyor.

İran: Bölgedeki en büyük rakip olarak görülüyor ve suikastlarla doğrudan hedef alınıyor.

  • Batı'nın Koşulsuz Desteği

İsrail bu saldırıları gerçekleştirirken Batılı devletlerin, özellikle de ABD'nin askeri ve diplomatik koruma kalkanını kullanıyor. Uluslararası hukukun İsrail söz konusu olduğunda işlememesi, Tel Aviv yönetimini daha da cüretkar kılıyor.

  • İç Siyasi Hesaplar

Binyamin Netanyahu hükümeti için savaşın devam etmesi, aynı zamanda bir siyasi beka meselesi. Yolsuzluk davaları ve toplumsal muhalefetle sıkışan Netanyahu, çatışmaları yayarak koltuğunu korumayı ve radikal sağcı ortaklarını memnun etmeyi hedefliyor.