Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?

Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz: 

Selamlar Hüseyin Bey! Ben Selim, hayat hikayemi, ilk ve ikinci terapi sonrası hisettiklerimi yazdım yayınlamanız için.

HAYAT HİKAYEM

Tam olarak nerden başlayayım bilemiyorum ama en iyisi aile yapımdan başlayayım. 3 tane ablam ve bir tane de kızkardeşim var. Annem ve babamsa elhamdülillah sağ. Ablalarım evli ve maşallah çoluk çocuk sahibi. Kalabalık, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir aileyiz. Birbirimiz için maddi manevi her şeyi yapıyoruz. Ben hariç ailemin diğer üyeleri dinimie sıkı sıkıya bağlılar. Evde birlikte cemaatle namazlarımızı kılarız. Çok şükür Yaradana. Her şey hoş evet ama benim sorunum tüm bunlardan lezzet almamı engelliyor. Ben kendi hemcinslerinden hoşlanan birisiyim. Çocukluğumda babam hâlâ askerdi ve çok sert mizaçlıydı. Evde gıkımız çıkamazdı. Aman baban gelecek diye annemin eli ayağına dolaşırdı. Babada sinir de var tabii. Haftaiçi hep işte olan haftasonu evde takılmayan bir babam vardı. Çok dindar bir insan ama işte öfkesine söz geçiremiyor, bize şiddet uyguluyordu. Cinsel konularda ise paranoyak. Ablama takılan, telefon sapıklığı yapan bir çocuk yüzünden ablamı tokatlayıp ona ağır ithamlarda bulunduğunu anlatır ablam. Daha pek çok şey. Neyse ki babam 15 yıl önce emekli olup sivil memurluğa geçti de rahatladık. Çünkü kendisini şimdi anlıyorum, hiç sevmediği bir mesleği zorla seçmiş bir insan o. Üstelik aile ortamı çok bozuk olan, zihin olarak sağlıklı olmayan anne baba büyütmüş. Ne beklenir ki? Tabii babamın daha sonraları biraz daha yumuşaması 

çok şükür rahatlattı bizi. Annemse hep babamın arkasında konuşur. Hep kötü hep kötü. O da haklı napsın sevgi görmemiş eşinden. Böyle başlayan bir aile yapımız var. Benimle ilgili olan durumlar ise benim kız gibi davranmaya başlamamla vukû buldu. O kadar kızın arasında, seni sevmeyen bir baba eşittir kişilik bozukluğu. Önceleri ben hep kız oyuncaklarıyla oynardım. Erkekelere özgü sadece arabalarım ve silahlarım vardı. Ama ben yine de kızlarla oynardım. Kaçınırdım erkeklerden. Eğer benden küçüklerse onlara baskı yapardım benim tarafımda benle oynamaları için. Çok merhametsizdim. Böckleri ezer, cicvcivlere işkence yapardım. Cinsel olarak 6 yaşımda komşumuzun kızıyla otoparkta yaşadığım bir şey var sadece. O kadar. Ha bir de TV'de açık giyinmiş kadınların göğüslerine bakardım. Sonra 11 yaşımdayken benden bir yaş küçük kuzenim arkama gelip prezervatif ne biliyor musun demişti sonra beni taciz etmişti. Sonra olaylar çorap söküğü gibi geldi. Bunula battaniyenin altında bir şeyler yapardık. 13 yaşımdayken sınıfımda bir çocukla bir şeyler yaşadım. Berbat şeyler. Sonra liseye geçince baktım içki içiyor görüşmeyi kestik. Lise benim dönüm noktam oldu. Pornoyla tanıştım. İnternet kafe köşelerinde her tür filmleri izlerdim. Ha tabii bu arada hem mastürbasyonu hem de pornoyu bırakmak için çabaladım durdum. Bu arada başka biriyle herhangi bir şey yaşamadım. Sadece biraz sohbet o kadar. Safım zaten konuları o tarafa çekmediğim için herhangi bir şey olmadı çok şükür. Arkadaş ilişkilerimse iyi. Konuşkan, canayakın biriyim. Lisede çok iyi iki arkadaşım vardı. Bunlar yakışıklı tipler. Güvenilir, koruyucu "baba" gibiler. Onlar ve ben çok iyiydi aramız ama 2 yıl içinde bıktılar benden çünkü benim fıtratım kadın gibi. Niye bana hoşçakal demedi, niye benim omzuma değil de onun omzuna koydu elini falan gibi. Bu arada ben dikkat çekmek için yalanlar söylüyorum. Başka okula gitcem, kanserim oluyorum gibi. Lise sonda arkadaş çevrem biraz değişti. 2 kız 2 erkek grup olduk. Bu biraz o yakın arkadaşlarıma olan takıntımı azalttı. Ha bir de ilk kız arkadaş. Otobüste gördüğüm beni beğenen kızla çıkmaya başladım. 1,5 yıl çıktık. Biraz ben de erkeksi yönlerime doğru kayma oldu ama ben İstanbulu kazanınca ayrıldık. Üniversitede durumun vahametini farkedip arayışlara girdim. Dini cemaatlerde kaldığım için o tarafa yöneldim ama alttan alttan hâlâ internetten gay porno izlemeye devam ettim. Tabi çok buhranlıyım hep. Üniversite 1. sınıfta iki kişiye de takıntım oldu. Takıntı dediğim onlara acayip saplanıyorum. Hep benle olmak istesin, beni en iyi dostu bilsin.Cinsellik yok ama. Bu arkadaşlardan birisinin karakteri bozuktu konuşmuyorum ama diğeriyle bu saplantıyı aştım ve abim olarak görüyorum. Rabbime şükürler olsun. 21 yaşımda 2. kez bir kızla çıktım. Şu anda ayrıyız ama onun da bana yardımı çok oldu bilmeden. Ayrılma sebebimiz tabii ki cnsel olarak ona ilgi duymamam. Yakın dost gibiydik daha çok. Bir de tabii haram bu tür arkadaşlıklar. Kabga dövüş 1 yıl çıktık. Ben bu kızla çıkmazdan evvel başlamıştım sorunumu çözmeye çalışmaya. O zaman nette araştırdım ama sadece bir sayfa bulabildim çözmeye yönelik. O da kısa ve detaysızdı ama çok yardımı oldu.Son olarak şu anda kaldığım ev arkadaşıma da saplantı yaşamaya başlayınca eyvah dedim düzelmemişim. Hemen tekrar aramalara başladım ve Rabbim sizi çıkardı karşıma Hüseyin Bey. Allah'ın izniyle bu haftasonu terapiye başlıcam, ücreti hiç önemli değil giymem, yemem ama kurtulurum bundan, geçerim imtihanımı inşallah.

Son olarak şu andaki durumum şöyle: Tam olarak erkeklere ilgi duymuyorum artık. Kafamda yarı yarıya sanki. En azında yakın arkadaşlarıma ilgim yok. Yabancılar tahrik ediyor sadece. O pis sitelere girmiyorum yaklaşık 2 haftadır. Dışarıda güzel kadın görünce kesiyorum ama tam olarak tahrik olamıyorum henüz. Zamanla düzelecek inşallah. Sanki sayı doğrusu gibi geliyor bana. Eksideydim ben sıfıra yaklaştım iyice. Artıya doğru gideğim de inşallah.

Allahın izniyle başlasında eşcinselliğin yanında özgüven eksikliğim, borderline kişilik bozukluğumda düzelecek insallah.

İLK TERAPİ SONRASI

İlk terapiye gittikten sonra açık konuşayım hiçbir şey değişmedi hayatımda. Hatta terapiye gitmeden önce terapistimin sayfasında okuduğum benimle aynı sorunu olan kişilerin yaşadıkları ve terapi sonucunda elde ettikleri başarıydı beni toparlayan. Terapiden 1 hafta sonra düşünmeye başladım ne yapayım diye. Devam etsem mi diyordum, değecek mi? Ama eski fillerime geri dönüp kendi çabalarımla elde ettiğim minicik ilerlememi kaybedince ve sonucunda eski ruhsal bunalımlarıma geri dönünce buna mecbur olduğumu anladım. Bu olay kesinlikle kendi başıma çözülemez. Elbette bir de ablalarımdan birisi de eşiyle yaşadığı sorunlar ve benimle aynı hatta daha kötü ortamda büyümesinin verdiği psikolojik problemlerden dolayı başka bir terapiste gitmesi, diğer ablamın da yakında terapiye başlamayı düşündüğünü söylemesi etkili oldu. Öncelikle şunu anladım ki terapiye gitmem doğruymuş. Ben de onlara terapiye başladığımı üstü kapalı anlattım. Hem bana destek olsunlar diye hem de elbette şu öğrenci adama maddi destek sağlasınlar diye. Tabii ki babam ve annem bilmiyorlar. Ne benim ne de ablalarımın terapilere başladığını. Aslında ilk onlar başlasa da ailecek hepimiz gitsek süreç çok hızlı ilerleyecek ama. Her neyse. Terapistime alışamadım henüz. Samimice ve neredeyse çok açık konuştum ona karşı ama ilk seanstan hiçbir şey beklememeli insan çünkü ne o beni tanıyor ne de ben onu. 3 gün sonra ikinci randevuma gideceğim. Çok düşündüm. Özellikle benim gibi öğrenci olup harçlıklarını bu işe harcayan birisi olarak çok büyüdü gözümde para olayı. Ama bu da benim geleceğim için değil mi? Varsın ayda 5 paket eksik sigara içeyim, nargile içmeyim, dışarıda tatlı yemeyim ama yeter ki normal olayım artık.

Biraz da olsa ilk terapi sonrasında bir şeyler fark ettim. Mesele hayatımın en büyük problemini fark ettim. Henüz bunları açık açık yazamıyorum ama ben biliyorum ya yeterli. Esas sandığım problemin dışında kişilik problemim daha büyük bir dert mesele. Özgüven eksikliği, insanlara güvenmeme, aşırı mükemmeliyetçilik, bir insana saplanma vesaire vesaire. Bunlardı asıl benim sıkıntım.

Şimdilik bu kadarla bitiriyorum. Bence asıl çözüm yoluna 2. terapi sonrası gireceğim, inşallah.

İKİNCİ TERAPİ SONRASI

2. terapiye gittikten sonra kendimin eşcinsel değil biseksüel olduğuma inanıyorum artık. Sanırım buna yaşadıklarımı eyleme dökmemem ve bir de hep evlenme isteğim yardımcı oldu. Yanlış anlaşılmasın evlenmeyi cinsellik için değil baba olmak bir kadına sahip olmak aynı zamanda da bir kadına ait olmak için istiyorum. Yaşamımı Yaradan'ın bana verdiği hediyeyi en güzel şekilde muhafaza etmek istiyorum. Bu kesin. Ama yürümem gereken çok yol var. Çünkü temel problemim cinsel değil, benim bizzat kendi varlığım. Ben kendimi sevmiyorum, tanımıyorum. Özgüvensizlik, kişilere gereğinden fazla bağlanma ve aynı zamanda da zihinsel tembellik benim esas sorunlarım ki bunları çözmeden asla ve asla iyi bir koca ve baba olamam. Benim babamın bana yaşattıklarını ben yavrularıma - inşallah Allah nasip ederse - yaşatmamalıyım. İmkânım var elimde Hüseyin bey gibi iyi bir kılavuza sahibim.Hüseyin bey bugün tedavi olan eşcinsellerin iyi bir baba ve eş olabileceklerini söyledi. Çok haklı bence. Eşini anlayabilen bir erkek olmak ilk avantaj, ruhsal problemlerini çözmüş bir baba olabilmek ikinci avantaj. Bunları yazarken nasıl da heyecanlandım. Ben baba olacağım, koca olacağım. Evlenmekten korkan bundan dolayı da içi içini yiyen ben hem de. İnşallah da kendine güvenen, sağlam karakterli bireyleri toplumuma armağan edeceğim. İnşallah. Tüm sorunlarımı çözüp bunu başaracağım. Tabii ki öncelikle şu hoşlandığım kızın peşini bırakmamalıyım. Onu elde ederken yaşadığım süreç kendimi daha erkeksi hissetmeme yardımcı oluyor yani hem tedavi oluyorum hem de duygusal olarak kendimi tatmin edebiliyorum. Daha başka ne nasip edebilirdi ki Yaradan. Ha bu son cümleden de davranışlarımın feminen olduğu anlaşılması çok şükür ki bu sorunumu 5 yıl önce çözdüm farkında olmadan. Benim her sıkıntım içimde, zihnimde. Hüseyin beye ilk terapiden sonra 5 hafta boyunca sorunlarımı çözmek adına ne yaptığımı anlattım %99 doğru davranıyorsun dedi. Nasıl bir rahatlama yaşadım anlatamam. Karın ağrılarım, iştahsızlığım, kabuslarım boşunaymış bunu anladım. Buraya da yazayım ki olur da bir insana bile yardımım dokunur belki. Sırayla şunları yapıyorum,

1)Öncelikle inançlı iseniz Allahtan cinsellikle yaşadığınız problemler için yardım istemeyin. O zaten sizin hep yanınızda, şah damarınızdan daha yakın bilmez olur mu sıkıntınızı. Ama dualarda sürekli Allah'ım beni kurtar derseniz iradeniz biraz zayıflıyor. Ben ki her namazımdan sonra ağlardım Rabbim beni kurtar diye, fiziksel sağlık problemlerime bile ağlamadım bu kadar. Yanlış anlaşılmasın ben inançlı biriyim ama bu süreçte probleminizle kendiniz savaşırsanız Allah zaten yardım ediyor. Bunu bana Hüseyin bey söylemişti benim kendi fikrim de değil söyleyeyim de bilimsel dayanağım da olsun.

2)Benim babamla problemim var. Kısaca narsist, sinirli ve ilgisiz bir insan. Onun yokluğundan dolayı düştüğüm bu pozisyondan gene onunla ergenlik çağında yaşayamadığım çatışmaları şimdi yaşamaya çalışıyorum. Belki saygısızlık belki edepsizlik ama bana erkek olmayı o öğretmedi ve evdeki 4 kız kardeş ve annenin arasına o terk etti beni. Küçükken kadınlığa özendiğimi fark etmesine rağmen benimle ilgilenip, bir oğlan çocuğu yetiştirmek yerine kafasını öbür tarafa çevirip görmezden geldi. Araba alıp satmak, ev alıp satmak daha çazip geldi ona. Bir ev aramaya harcadığı, inşaata gittiği zamanları bana ayıracağı kıymetli zamanlardan çaldı. Belki benim istikbalim için yaptı evet. Beni düşündü. 5 çocuk okuttu kolay değil tabii ki. Müteşekkirim kendilerine. Ama sonucunda 23 yaşına gelmiş ve erkekliği kendi kendine öğrenen bir erkek evladı oldu. Bilse eminim her şeyini fedâ eder. Ama zaman geçti, tren kaçtı. Artık kalbimde tam anlamıyla bir baba olabileceğini sanmıyorum. Zirâ bu hayatta ben her şey tek başıma öğrendim, öğreniyorum erkekliğimi bile. Kusura bakma baba erkek evlat yetiştiremedin, yapamadın. Hep laf ettiğin başarıya sen ulaşamadın. Neyleyim ben senin diplomalarını, din bilgini, paranı, pulunu. Kızlarınınsa hepsinin sosyal yada psikolojik sıkıntıları var ya eşleriyle yada kendileriyle sorunları var. Terapi ücretimi bile ablamın gönderdiği ve kendi harçlıklarımdan biriktirdiğim paralarla ödüyorum. Öğrenim kredimden ödüyorum yani sen benim tedavi paramı dâhi ödemiyorsun, beni bu halde getirdiğin hâlde. İşte bunları hissediyorum babama karşı. Şimdi bir nevi hesaplaşma zamanı. Ne mi yapıyorum peki? Hemen kısa kesip onu anlatayım. Mesela kendi istediklerimi yapıyorum bunu da babamın gözüne sokuyorum. Kızacağı bana çatacağı şeyleri gözüne soka soka yapıyorum ki tartışalım ver erkekliğimi ispat edeyim. Bu çok önemli çünkü Hüseyin Bey bunları ergenlik çağımda yapmalıymışım dedi oysa ben uysal bir koyundum. Sigarayı balkonda içiyorum ki kokusunu alsın, dışarından geldiğimde üstüm başım sigara kokarken sıkı sıkı sarılıyorum ki buram buram kokumu alsın iliklerine kadar hissetsin sigara içtiğimi. Ama bir şey demedi bu konuda tatildeyken. Hemen başka şeyler yapmaya başladım. Yemeğe gelmedim, namaz tesbihatlarına katılmadan kıldım kaçtım. Yine bir şey demedi. Biliyorum içi içini yiyor ama biriktiriyor ki içinde acısını daha büyük çıkarsın. Hem de hepimize yapabilsin. Bir nedeni olsun anneme çatmak için. En son arkadaşlarımla şehir dışına çıkmak istedim parayı bahane ettim. Her zamanki bayatlamış bahane. Ablalarımdan istedim ve giderken ben gidiyorum dedim. Bak sana ihtiyacım yok benim demekti bu benim için. Sen bana artık karışamazsın. İnada bakın bir hafta aramadı beni, ben de onu aramadım. Sonunda arayan o oldu bu benim için bir diğer zaferdi. Sınırı çok geçmeden her fırsatta çatmam lâzım babama ki aramızdaki ilişki baba-oğul seviyesine gelsin.

3)Benim gibi dini hassasiyetleri olan birisi nasıl yener bu hastalığı diyordum ki Hüseyin bey bir kızla evlilik düşünmeden duygusal paylaşım yaşaman lâzım dedi. Bu çok doğru çünkü ergenlik çağındaki erkekler duygusal yönlerini kızlara yönlendirmeli ki erkek tarafı olduğunu anlayabilsin. Öğrensin bir erkeğin nasıl davranması gerektiğini. Benim iki tane kız arkadaşım oldu ama ne zaman onlarla fiziksel olarak yakınlaşmaya başlasam dini bahane ederek kaçtım. Zaten duygusal olarak başarılı değildi ilişkilerim ne gerek vardı sürdürmeye. Ama öyle değilmiş. En azında cinsel temas olmasa bile duygusal olarak bir kızla paylaşım şart.

4)Son olarak hep kaçtığım ve büyük dert olan güreşmek, futbol ve basket oynamak konusunda adım attım. Arkadaşım dalga geçse de alay etse de futbol ve basket oynadım. Tabii bir Ronaldo performansı sergileyemedim, bilmiyorum ki oynamayı. Ama psikolojik olarak bir eşik geçtim. Hatta basketi üniversitede herkesin önünde oynamaya cesaret edebilmem çok iyi oldu. Hatta sanırım 2 3 kız bizi kesmeye geldi bide. Tabi ben pek bi havalandım. Ha bu arada basket ve futbol oynadığım arkadaşım her spor dalında da okul takımında 1.90 boyunda hayal edin ne kadar büyük bir olay olduğunu benim için. Artı bu eleman benim saplantılı olduğum eleman. Onunla bu şekilde erkeksi bir aktivite de olmak nasıl toparladı beni anlatamam. Zaten şu spor olayı da bence tedavi sürecine girmeli çünkü bilimsel çalışmalara göre spor yapan erkeklerde sperm sayısı da fazla oluyormuş ki bu bana psikolojik olarak şevk verdi hani daha erkeksi olurum ben falan diye.

İşte Hüseyin beyin yapmamı onayladığı davranışlarım bunlar. Tabii bunlara ek pek çok şey var ama onlar küçük ve çok kişisel. Ama şunu belirteyim terapiye gelmeden bunları kendi kendinize yapmanız hiç bir anlam ifade etmez. Bir kere bunlar benim çıkarımlarım ayrıca da kılavuz olmadan gideceğiniz yönü bilmeden ulaşamazsınız. Takıldığınız zaman elinizi tutacak birisi olması şart. Bunu tecrübe ettim ben. Blogtaki yazıları okuyarak idare etmeye çalıştım ama çok yüzeysel kaldı. İçselleştiremedim hiçbir şeyi. 2 hafta sonra 3. terapiye gideceğim inşallah. Daha iyi olacağıma inanıyorum, Rabbim yardımcımız olsun.

http://www.youtube.com/user/escinselterapi



"Eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve (anne-baba) ihmallerin bir sonucu gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve ahlaki olmayan bir tutumdur."

huseyinkacin@hotmail.com

Psikolog www.huseyinkacin.com

YORUM EKLE

banner5