Sen var mısın? Yolcusu olmayan yol, yoksa yıkık bir duvar mısın? Huzuru hiç tanımamışken... Çıkagelen aksak ilhamı huzurdan kovar mısın? Kalemi kâğıdı enik gibi azıtıp... Cümle hayhuyu başından savar mısın?

Sen diye bir şey... Sen! Tarif bulunur mu aceb lügatlere girsen? Kabahatten sayılır mı ki hayal sahnesini bir fiskede devirsen? Zemberekler uyuya kaldığında... Mümkün müdür akreple yelkovanı tersine çevirsen? Tersine akan sular gibisin... Göze sığmayan uykular gibisin... Hissiyatın felç olduğu yerde... Taş atılmış göl misali, bulanan duygular gibisin!

Bulanık suda balık avlanır mı? Güz yağmuru silkelemedikten kelli boz toprak tavlanır mı? Güz, uğraksız kervanlara imrenip, geçip giderken dümdüz... Nöbet devir tesliminde huysuzlanır her seher geceyle gündüz... Tımar isteyen vakitlerle güreş tutmak harcın mıdır? Damağını yakan bu kesif tat... Karanfil mi yoksa tarçın mıdır? Kafiyeler... Hep böyle hırçın mıdır?

Kafiyesiz bir mısrasın sen... Bölme işlemine direnen, bir asal sayı belki... Redifler yılkıya çıkarken... Aruz vezninden bir kelepçe sıkar gönlünü... Fuzûlî meşrep perişanını setreylemiş öteler... İstenmez miydi bülbüller gül dalında öteler? Gül hârelendi. Bülbül pârelendi. Sen... Bağçevân mısın? Değilsin! Bırak ruhunda yükselen salkım söğüt... İçindeki cılız ırmağa hürmetle eğilsin...

Sen var mısın? Bir varmış bir yokmuş kadar mı? O kadarcık da mı yok? Var demeye bin şahit lazım desene! Variyetin sığmıyor demek dibi delik kesene... Ama tuhafı... Yok da değilsin! Varla yok arasında mekik dokuyan bir trensin belki... Yüzbin çerilik gam ordusuna karşı, yalın kılınç tek başına at sürensin belki... Belkilerin salıncağında salınmaktan... Belli belirsiz kurşuniliklerde siyaha çalınmaktan... Yorgun aynalarda, görmekten ikrah getirdiğin adama alınmaktan... Başını alıvermedikten sonra... Var mıyım diye sormak forsalığı bitmez. Unutma... Besmelesiz atılan tohum, şükürle sulanmayan toprakta bitmez.

Son tahlilde... Varlık da hoş... Yokluk da hoş... Koş hadi... Sende bu hercümercin peşinden koş! Sırrı âşikâr etmeden... Közde kalıp, bir lahza tütmeden... Kazara bırakılmış o siyah noktayı daha fazla büyütmeden! Koş! En fazla takılır düşersin... Aldırma! En nihayet sen de beşersin... Düşmek, kalkmanın ikiz kardeşi... Sen yeniden doğrul, kalk amma... Sakın ola baş kaldırma!