Değerli Kardeşlerim,

Rabbimizin rahmetinin yağdığı, kalplerin yumuşadığı, duaların kabul kapısına daha yakın olduğu mübarek bir Cuma gününe daha eriştik elhamdülillah. Rabbim bu kutlu günün feyzini, bereketini, huzurunu hepimizin üzerine yağdırsın.

Cuma; kulun Rabbiyle bağını tazelediği, gönlün arındığı, ruhun dirildiği gündür. Bu mübarek zamanda kaleme alınan her kelime bir tebliğ, her cümle bir uyarı, her satır bir kardeşlik çağrısı olsun inşallah.

Bugünkü yazımız, hepimizin ortak bir yarasına temas ediyor:

Dünya için 23 saat harcayıp, Rabbimiz için bir saatlik namazı bile çok görme gafleti

Namaz; nefesimiz, dirilişimiz, huzurumuz, kulluğumuzun özü ve imanımızın direğidir.

Gelin bu mübarek günün bereketiyle gönlümüzü açalım, namazın bize aslında neyi kazandırdığını birlikte hatırlayalım.

Namaz: Kulu Rabb'ine Bağlayan En Güçlü Halka ve Can Simidi

Hayatın koşuşturmacasında hepimiz bir şeylerin peşindeyiz. Kimimiz ekmek parası, kimimiz makam derdinde. Koşturuyoruz, yoruluyoruz. Peki, hayatın ana gayesi nedir? Milyonlarca insan, günün en değerli bir saatini, hem de en hayırlı saatini her gün bile isteye çöpe atıyor. O bir saat, beş vakit namazımızdır. Bizi cennete götürecek o köprünün üzerinden neden yürümüyoruz?

Şu yalan dünyada insan yorulur… Bazen öyle bir an gelir ki, hayatın hayhuyu, geçim derdi derken omuzlarımız çöker. Dünya, sırtımızdaki küfe olur adeta. Ruhumuz sığınacak bir liman arar. İşte tam o anda Rabbimizin bizlere lütfettiği en büyük sığınak, en sağlam kale namazdır.

Namaz, kulun dünyadaki en güvenli limanı; en berrak nefesi, en sağlam dayanağıdır. Gönül dünyamızın ilacı, ruhumuzun gıdasıdır. Namaz, Rabbimizin bizi beş vakit huzuruna çağırdığı,

"Senin her derdini, sıkıntını ben alırım" dediği anın adıdır.

Yüce Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.”

(Ankebût 45)

Namaz, kalbi paklar, pasını siler atar. Zihni berraklaştırır, insanı kötülüklere karşı manevi bir zırha çevirir. Nice belalar, nice musibetler vardır ki; bir “Allahuekber” deyip secdeye vardığında def olur gider.

24 saatin 23’ünü kendimize,

1saatini Yüce Rabbimize ayırmamız Çok mu ?

Günün 24 saatinin 23’ü bize; işimize, aşımıza, telefona, boş muhabbetlere gidiyor.

Peki beş vakit namaz tümüyle ne kadar?

Abdestiyle beraber bir saat bile değil!

Sadece bir saat…

Ama ne yazık ki çoğu insan bu bir damlayı bile Rabbine çok görüyor.

Oysa namaz vakit meselesi değildir; gönül meselesidir.

Vakit yok diyenin, gönlünde o ateş yoktur.

Namazı erteleyen aslında ahiretini erteler.

Namazı terk eden ise ruhunu susuz bırakır.

Gönül Kararınca Dünya Dar Gelir.

Namaz kılmayan insan, Allah ile arasındaki köprüyü kendi elleriyle yıkan insandır.

Kalbi sürekli aç, sürekli eksik hisseder. Çünkü kalp ancak Allah’ı anmakla tatmin olur.

Namazsızlık bir hastalıktır; kalp gözünün kararmasıdır.

Secdeden sonra kalkan baş ise her zaman daha dik, daha umutlu olur.

Resûlullah (s.a.v.) buyurur:

“Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.”

(Müslim, İman 134)

Ve yine buyurur:

“Amellerin en faziletlisi, vaktinde kılınan namazdır.”

(Buhârî, Mevâkît 5)

Demek ki namaz, bir disiplin ve kulluk ahlâkıdır.

Mezheplere Göre Namaz Hükmü:Kısa ve Net;

“Dört mezhebin tamamı, namazın farz olduğunu inkâr edenin dinden çıkacağı konusunda ittifak eder.

Farz olduğunu kabul edip tembellikle terk eden ise Hanefî, Şafiî ve Malikî’ye göre kâfir değildir; fakat en büyük günahkârlardandır.

Hanbelî mezhebinde ise görüş daha ağırdır: Namazı tamamen terk eden küfür tehlikesine düşer.”

Özet: Namaz terk ediliyorsa, iman binası temelden sallanıyor demektir.

Evde Başı Açık Kız evladımıza Gösterdiğimiz Tepkiyi Namaz Kılmayan Oğlumuz Göstermiyoruz..Neden?

Toplumda acı bir çelişki var…

Baba, başı açık kızına kızabiliyor;

ama namazsız oğluna çoğu zaman ses etmiyor.

Oysa namazı terk etmek, tesettürü terk etmekten çok daha büyük bir günahtır.

Namaz İslam’ın direğidir.

Evlatlarımıza namazı zorla değil, tatlı dille sevdirelim.

Güzel örnek olalım, dua edelim.

Namaz:Allah (c.c.)’ın Kapısına Attığımız Adımdır.

Rabbimiz buyuruyor:

“Beni anmak için namaz kıl.”

(Tâhâ 14)

Kâinatın Rabbi bize özel davetiye gönderiyor!

Biz ise çoğu zaman bu davete icabet etmiyoruz.

Namaz bize muhtaç değildir; biz namaza muhtacız.

Rabbimiz buyurur:

“Birbirinize iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın.”

(Mâide 2)

Değerli kardeşlerim, birbirimizi camiye, secdeye, huzura çağıralım.

Bir insanın namaza başlamasına vesile olmak, sadaka-i cariyedir.

Namaz yük değil; rahmettir, berekettir, huzurdur.

Yazımı dua ile bitirmek istiyorum;

Rabbim bizleri namazla doğrulan, namazla arınan, namazla huzura eren kullarından eylesin.

Evlatlarımızı namazla korunup büyüyen nesillerden kılsın.

Bizleri secde ile yumuşayan, seccadeyle dirilen kalplerden eylesin.

Son nefesimizde de iman ve namaz ile çene kapamayı nasip etsin.

Amin, ecmain.

Selam ve dua ile