Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.”
Sâffât Suresi 102
Değerli kardeşlerim,
Çarşamba günü inşallah Zilhicce ayının 10. günü, Kurban Bayramı’nın birinci gününü idrak etmiş olacağız. Bir kez daha o mübarek iklime, Kurban Bayramı’na kavuşmuş olacağız inşallah. Kavuşturacak olan Rabbime Hamd ediyorum.
Sokaklardan tekbir sesleri yükselecek. Evlerde bayram telaşı başlayacak. Sofralar bereketlenecek. Kapılar çalınacak. Küskünler barışacak. Belki de uzun zamandır birbirine sarılmayan insanlar yeniden aynı duada buluşacak.
Şimdi birçok evde kurban hazırlığı var. Kimi ip arıyor, kimi yer ayarlıyor, kimi de bıçak bileyliyor.
İşte tam da o bıçak seslerinin arasında biraz duralım istiyorum. Bir nefes alalım. Ve kurbanın sadece etten, kemikten, kesmekten ibaret olmadığını yeniden hatırlayalım.
Çünkü kurban dediğimiz şey aslında insanın Rabbine yaklaşma hâlidir. Ve bu ibadetin tam merkezinde bir baba ile bir evladın yüreği, teslimiyeti ve büyük hikâyesi vardır.
Hz. İbrahim (as) ile Hz. İsmail (as)!
Bugün dönüp o kıssaya baktığımızda sadece bir teslimiyet görmüyoruz. Aynı zamanda insanlığa örnek olacak bir baba duruşu, bir evlat ahlakı görüyoruz.
Ne yazık ki bizler bugün çoğu zaman babalığı sertlik zannediyoruz. Evine girince surat asmayı otorite sayıyoruz. “Ben babayım” diyerek evladının sözünü kesmeyi güç sanıyoruz.
Çocuk konuşursa saygısızlık, fikir söylerse başkaldırı gibi görüyoruz.
Kendi yarım kalan hayallerimizi onların sırtına yüklüyor, sonra da yorulan ruhlarını anlamıyoruz.
Hâlbuki Kur’an bize bambaşka bir baba modeli anlatıyor.
Hz. İbrahim (as) bir peygamberdi.
Hem de doğrudan Allah’tan vahiy alan bir peygamber.
İsterse emri verir, oğlunun kolundan tutar ve meseleyi bitirirdi.
“Bu Allah’ın emridir” der geçerdi.
Ama öyle yapmadı!
Evladının karşısına oturdu.
Onu yok saymadı.
Onu küçümsemedi.
Onu sadece itaat edecek biri gibi görmedi.
Bir baba şefkatiyle konuştu:
“Yavrucuğum… Rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?” (Sâffât Suresi 102)
Allah aşkına şu inceliğe bakar mısınız kardeşlerim.
İbrahim (as)’ın oğulcağızına hitabındaki nezaketi görüyor musunuz?
“Yavrucuğum” (Ya Büneyye)
Bu nasıl bir merhamet?
Bu nasıl bir nezaket?
Bu nasıl bir gönül terbiyesi?
Koskoca peygamber, en ağır imtihanda bile evladının fikrine değer veriyor. Çünkü İbrahim’i usul, baskıyla değil gönülle yol yürümektir.
İşte o yüzden karşısındaki evlat da başka bir evlat oluyor.
Hz. İsmail (as) babasına isyan etmiyor.
Kapıyı çarpıp gitmiyor.
Öfke kusmuyor.
O da aynı edeple cevap veriyor:
“Babacığım… Sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”
(Saffat Suresi 102. Ayet)
Bugün bizim evlerimizde eksik olan şey tam da budur kardeşlerim!
Konuşmayı kaybettik.
Dinlemeyi unuttuk.
Evlatlarımızın ruhuna dokunmayı ihmal ettik.
Onların önüne hazır hayatlar koyuyoruz ama kalplerine inmiyoruz.
Sürekli nasihat ediyoruz ama hiç hâllerini sormuyoruz.
Sürekli yön veriyoruz ama hiç yanlarında yürümüyoruz.
Sonra da gençler bizden uzaklaşınca şaşırıyoruz.
Unutmayalım!
Baskıyla eğilen boyunlar bir gün kırılır. Korkuyla kurulan ilişkiler uzun sürmez. Ama sevgiyle kurulan gönül bağı ömür boyu devam eder.
Evlat yetiştirmek sadece karın doyurmak değildir.
Evlat yetiştirmek, bir kalbe dokunabilmektir.
Bir gencin ruhunda güven olabilmektir.
Ona “Ben seni anlıyorum” hissini verebilmektir.
İşte Kurban Bayramı bize biraz da bunu öğretir.
Sadece kurban kesmeyi değil,
İçimizdeki kibri kesmeyi,
Öfkeyi kesmeyi,
Benlik putlarını parçalamayı öğretir.
Belki de bu bayram en çok kesmemiz gereken şey, evlatlarımızla aramıza ördüğümüz o sessiz duvarlardır.
Gelin kardeşlerim!
Bu bayram sadece bıçaklarımızı değil, kalplerimizi de bileyleyelim.
Hz. İbrahim’in şefkatini evimize taşıyalım.
Hz. İsmail’in sadakatini çocuklarımızın yüreğine ekelim.
Sofralarımız bereketle dolsun.
Evlerimiz muhabbetle dolsun.
Babaların sesi korku değil, güven olsun.
Evlatların gözleri öfkeyle değil, huzurla parlasın.
Çarşamba günü hep birlikte idrak edeceğimiz mübarek Kurban Bayramı’nızı şimdiden canı gönülden tebrik ediyorum kardeşlerim.
Rabbim keseceğimiz kurbanları kabul, evlerimizi huzurlu, sofralarımızı bereketli, çocuklarımızı hayırlı eylesin. Başta Gazze olmak üzere zulüm altında bulunan bütün mazlum kardeşlerimize ferahlık nasip etsin. İslam âleminin birlik, dirlik ve kardeşliğine vesile olsun inşallah. Bayramımız gönüllerimize merhamet, dünyamıza huzur getirsin.
Rabbim evlerimize İbrahim’i merhamet, evlatlarımıza İsmail’i teslimiyet nasip etsin.
Selam ve dua ile.