MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Devlet Bahçeli konuşmasında seçim için tarih vererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olması için çağrıda bulundu ve "Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Önemli iç ve dış gelişmelerin yaşanacağı yeni dönemin ülkemize, milletimize, siyaset ve demokrasi hayatımıza, aynı zamanda siyasi parti grupları ile sayın milletvekillerine hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Gazi Meclis’te görev yapan ve ebediyete irtihal eden milletvekillerini rahmetle yâd ediyor, hayatta olanlara sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.
Yasama organının kurumsal adresi Gazi Meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihî hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet orkestrasına dönüştüğü, ortak aklın ve millî iradenin tecelligâhı, Türk devletinin kalpgâhıdır. Asırlar geçse de, kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir.
"KISIR SİYASİ TARTIŞMALARDAN KAÇINILMALI"
Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk’te ifade ettiği üzere, “Geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz.” İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar, kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, millî birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden millî muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma, aynı zamanda toplumsal fay hatlarını doldurarak sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden millî aidiyet ve mensubiyet şuurudur.
Türkiye'nin demokrasi yolculuğu pürüzsüz değil. Kısır siyasi tartışmalardan kaçınılmalı. Farklı düşünsek de politik merkezimiz Türkiye.
Türk siyasetinde darbeler kurumsallığın zayıflamasına ve imkanların kaçırılmasına sebep olmamıştır ancak milletin demokrasiye bağlılığı daha da güçlenmiştir.
İstikrarsız hükümetler ve koalisyonlar millet ve devlet hayatında çarpıklığı ortaya çıkarmıştır.
İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde Büyük Millet Meclisi’nde İstiklal davasını yaşatmış, Sevr çağrısını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklâl Harbi’nin ana karargâhı Büyük Millet Meclisi’dir. 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezi de Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türk milleti, Millî Mücadelesi’ni Meclis çatısı altında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti, barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi, vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir.
Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye’nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemi ile birlikte Türk demokrasisi askerî darbelerle sınanmış ve her bir askerî darbe, Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur. Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân ve fırsatların heba olmasına ve devletin yüksek politik hafızasının daralmasına sebebiyet vermiş, ancak Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir. Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar hızlı ve etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir. Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hukuken ve fiilen uygulanmaya başladığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet Hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur.
"VATAN SEVGİMİZDEN ÖDÜN VERMEDİK"
Yeni şeçilen teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum.Türkiye’nin yolunu açacak adımlara olacak inancım tamdır. Her alanda 3 hilali zirveye taşıyacağız. Milletimizle kurduğumuz bağı güçlendireceğiz. Ülküdaşlarımız ferasetim temsilcidir. Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve faziletiyle bir olmuştur. Vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik.
Vatan sevgimizden ödün vermedik. Siyaseti huzurun tesis aracı olarak gördük. Terörden kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Kardeşliğin kök salacağı istikbali birlikte çizeceğimiz bir zamandayız. Milletin bu konuda kararı nettir, bu topraklardan terörün silinip atılmasıdır.
"TERÖR BELASINDAN KALICI OLARAK KURTULMAK İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT ÖNÜMÜZDEDİR"
Temel hedefimiz, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihî bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine adaletin, siyasetin, demokrasinin, millî birlik ve bütünleşmenin hâkim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz. Milletimizin kararı nettir. O da topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak, millî birlik ve bütünleşmeyi güçlendirmektir. Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan Terörsüz Türkiye hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine, diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması, toplumsal bütünleşmenin kalıcı hâle getirilmesi ve sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.
FON SORUŞTURMALARI
Diğer yandan, 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır.
Bunlar, bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir.
Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yolsuzlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eş güdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Muhterem dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, içinde bulunduğumuz yüzyıl, vicdanı körelmiş, gözünü hırs bürümüş aktörlerin kural tanımaz politikalarıyla dünyanın ve insanlığın felakete sürüklendiği bir dönemi ihtiva etmektedir. Ne hazindir ki insanlıktan zerre kadar nasibini almamış bu kural tanımazlara kural tanıtacak mekanizmalar da üç maymunu oynamaktadır.
Birleşmiş Milletler, insanlığın yaşadığı soykırımlara, emperyalist güçlerin güç mücadelelerine dönüştüğü kaynak savaşlarına karşı evrensel insan hakları normları ve küresel adalet adına müdahale edememektedir. Milletlerin en üst düzeyde temsil edildiği bu kurum, ne yazık ki dünyanın içinde bulunduğu zorbalığa mukavemet edecek kadar karar alıcı mekanizmadan yoksundur. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, “Dünya beşten büyüktür.” ve dünya bu beş devletin politik egolarına ve çıkarlarına mahkûm edilemeyecektir. Türkiye, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, adalet terazisini insanlığın âli menfaatleri ölçüsünde kuran, mazlum milletlerin sığınağıdır. Nizam-ı Âlem davasıyla gittiği yerlere barış ve refah götüren huzur limanıdır.
"BM'NİN ADALET MERKEZİ ANKARA'DIR"
Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir. 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İsrail’in eli kanlı Başbakanı Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitabı, insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi vermek ustalığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir.
"BM SOYKIRIMA MÜDAHALE EDEMEMEKTEDİR"
BM soykırıma müdahale edememektedir. Bu kurum zorbalığa mukavemet etmekte yoksundur. Netanyahu’nun BM’de konuşması utanç vericidir. BM’de hezeyanları Batı’nın iflas etmiş değerlenin aynaya yansımasıdır.
ERDOĞAN'IN 3. ADAYLIĞI GEREKLİDİR
Meclis’in alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin 2028 yılı içerisinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem ruhuna uygun işletilmiş olacaktır.
Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır.
Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının yeniden Recep Tayyip Erdoğan’ın olması arzumuz ve talebimizdir.
Erdoğan'ın yeniden aday olması için Meclis'te seçimlerin yenilenmesi kararı alınmalı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha aday olmalı. Erdoğan'ın 3. adaylığı gereklidir.





