Uzun cümleler yorucu... Biliyorum... Kısa kısa gitmek lazım... Lakin ifade edilmesi boynumuzun borcu olanlar öyle kısa değil ki!
Uzun cümleler yorucu... Kabul! Şu yaşadığımız hayatta ne yorucu değil ki? Hem yorucu hem de hesap sorucu... Uzun uzun anlatmaktan kopmak, say ki tekne orucu!
Uzun cümleler yorucu... Özneyle yüklemin arasında altı aylık yol varsa da... Rafine telaşlardan kaçınarak, ayrıntıyı kucaklamanın hukuku gereği... Mesafeler ürkülecek bir mefhum değil! Yayılmacı bir mana kovalayıcılığı için elzem...
Uzun cümleler yorucu... Dolaylı tümleçler ve bağlaçlar işsiz mi kalsın? Zamirler durduk yerde âh mı alsın? Anladım... Sözün kısasına müptela ahali... Siz istiyorsunuz ki gizli öznenin bile sesi çıkmasın... Bu meydanda sadece fiiller davul çalsın!
Uzun cümleler yorucu... Ama olmaz ki... Söze, tesettürlü bir sansür değil mi kısalması? Hem yanlış anlamanın, an meselesi olmaz mı keçeyi suya salması?
Uzun cümleler yorucu... Peki nerede kaldı belagat? Öyle bir dert yok anladım. Olsun... Belki bir gün lazım olur. Nesli tükenmekte olan kelimeler hep bu kısa söyleme zoruyla o hale düşmedi mi? Arı (!) duru (!) öz (!) diyenler böyle böyle lugatın karnını deşmedi mi?
Uzun cümleler yorucu... Çünkü uzun uzun düşünmek mecburiyeti doğurucu! Düşün düşün nereye kadar? Nasıl olsa bizim yerimize bir düşünen çıkar. Hem biz ne bilelim büyükler bilir... Bozgunculuk yapmaya ne hacet! İtaat et, rahat et!
Uzun cümleler yorucu... Yokuşta nefesin kesilmesi misali... Yürüyen merdivene alışana ne demeli? Belki bıyık altından nahifçe gülümsemeli... İdmansız dimağlarla bilek güreşi yapılır mı? Çıkmaz sokak levhasını göre göre sapılır mı? Haklısın... Bir çırpıda tüketmeye meraklısın...
Uzun cümleler yorucu... Bitmek bilmeyen taksitleri öder gibi... İyi de... Borç yiğidin kamçısı bir yandan... Hem... Kısa söyleyişler ne kadar candan? Bir kere samimi değil... Baştan savıcılığı ise pek nobran! Bal kasesine kaşık sallayınca uzamaz mı mübarek? Baldan usanıp sirkede karar kılmak ne kötü tercih... İkisi de şifa kapısı... O da ayrı muamma!
Uzun cümleler yorucu... Derinlere dalmak zaruri... İnci mercan için yeri gelir vurgun yemesi var. Vurgundan korkana cümle ummanlar dar. Edebi, edebî söz taşır sırtında... Çalakalem söz laf-ı güzaftır. Abesle iştigal etmeyene tahammül en hakiki insaftır.
Uzun cümleler yorucu... Yorana, yorulana değil de yordurana bak! Sual üstüne sual sordurana bak... Belki kısacık bir ânı uzayan cümlelerle genişletmek ister. Kim bilir belki de hakikat elmasını dişletmek ister. Newton'un elmasına karnı tok olan anlar meramı... Meram dedimse... Konya Meram değil!
Uzun cümleler yorucu... Cümle kapısı geniş ve heybetli olmalı ki... Saraya girişi belli olsun girenin... Hem farkı olmalı illaki coşkun akan ırmakla derenin! Vallahi kıymeti farksız öven ile yerenin...
Uzun cümleler yorucu... Zahmet çekmeyince rahmet düşer mi avuca? Hem yorulmadan istirahat etmek fıtrata muhalif değil mi? Kızmayın bu kadar... Uzun uzadıya dizilse de kelimeler! Birbirinin üzerine basıp ezilse de kelimeler... Son tahlilde gönülde yankısı vardır. Velev ki sözden yorulmuş gönül... İlla ki silinecek bir pası vardır!
Uzun cümleler yorucu... Onca kelime birbirinden ayrı kalmak istemiyorsa yapacak bir şey yok. Et tırnaktan ayrılır mı? Uzun her cümlede böyle bir tutkunluk saklı sezene... Belki bu sebepten uzun havalarda kendinden geçer tezene...
Uzun cümleler yorucu... El hak doğru... Bu hüküm okurla yazarın sulhe eremeyen davası olsun... Tamam! Tamam! İstinafa temyize gidelim o vakit... Divit, mürekkep ve kağıttan oluşan jüri versin kararı... Olmaz zararı! Yalnız uyarmadı demeyin... Hukuki metinler de uzun cümlelerin meftunudur. Haberiniz ola!