Dünya genelinde sayıları hızla artan yetim çocuklar, küresel sistemin ve derinleşen krizlerin en ağır faturasını ödüyor. Savaşlar, göçler ve kronik yoksulluk milyonlarca çocuğu korumasız bırakırken, Yetim Vakfı küresel ölçekte geliştirdiği modelle bu çocuklara umut olmaya çalışıyor. Habervakti.com olarak, Yetim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yılmaz ile dünyadaki yetimlik gerçeğini, vakfın 48 ülkeye uzanan çalışmalarını ve Gazze’deki son durumu konuştuk.

"Savaşların Bedelini En Ağır Çocuklar Ödüyor"

Habervakti.com: Murat Bey, dünya genelinde yetim sayısının dramatik bir şekilde artış gösterdiğini görüyoruz. Sizce bu artışın temel sebepleri nelerdir? Sorumluluğu nerede aramalıyız?

Murat Yılmaz: Yetimlik çoğu zaman yalnızca bireysel bir kaybın, trajik bir kaderin sonucu olarak görülüyor. Oysa bugün dünyada milyonlarca çocuğu yetim bırakan asıl neden, yapısal sorunlardır. Savaşlar, çatışmalar, zorunlu göçler, yoksulluk, ekonomik eşitsizlikler ve maalesef insan eliyle derinleşen krizler, çocukları anne veya babalarından mahrum bırakıyor. Özellikle son yıllarda yaşanan küresel gelişmeler, bu sorunun boyutlarını çok daha görünür ve sarsıcı bir hale getirdi.

Bugün Gazze’den Sudan’a, Ukrayna’dan Yemen’e kadar birçok bölgede büyük çatışmalar devam ediyor. Bu kirli savaşların bedelini ise en ağır şekilde günahsız çocuklar ödüyor. Onlar sadece ebeveynlerini kaybetmekle kalmıyor; eğitimden, sağlıktan ve en temel hakları olan güvenli bir yaşam ortamından da tamamen mahrum kalıyorlar.

Habervakti.com: Bahsettiğiniz bu kriz bölgelerinde, özellikle sıcak çatışma alanlarında savaşlar çocukların hayatını tam olarak nasıl etkiliyor? Sahadaki gözlemleriniz neler?

Murat Yılmaz: Savaşlar, çocuklar üzerinde çok boyutlu ve nesiller boyu silinmeyecek sonuçlar doğuruyor. Örneğin bugün Gazze’de on binlerce çocuk ebeveynlerinden birini veya her ikisini birden kaybetmiş durumda. Sudan, Afganistan ve diğer kriz bölgelerinde de her gün benzer ağır tablolarla karşılaşıyoruz.

Ancak madalyonun diğer yüzü de var; savaşların etkisi yalnızca yetimlikle sınırlı değil. Milyonlarca çocuk yerinden ediliyor, mülteci konumuna düşüyor, eğitimden tamamen uzak kalıyor ve hiçbir sağlık hizmetine erişemiyor. Yaralanan, uzuv kaybı yaşayan veya çok ağır psikolojik travmalarla büyümek zorunda kalan çocukların sayısı ne yazık ki her geçen gün artıyor.

Habervakti.com: İşin bir de ekonomik boyutu var şüphesiz. Yoksulluk ve küresel adaletsizlikler bu karanlık tabloyu nasıl tetikliyor?

Murat Yılmaz: Yetimliği artıran en büyük yapısal sebeplerden biri de derinleşen yoksulluk ve küresel eşitsizliklerdir. Dünya üzerinde milyarlarca insan en temel ihtiyaçlara bile erişmekte zorlanırken, milyonlarca çocuk yetersiz beslenme, eğitim eksikliği ve kronik sağlık sorunlarıyla tek başına mücadele ediyor.

Bakınız, özellikle Afrika’da birçok ülke yer altı ve yer üstü doğal kaynaklar bakımından son derece zengin. Buna rağmen küresel sömürü düzeni yüzünden halklar derin bir yoksulluk içerisinde yaşamaya mahkûm ediliyor. Çocuklar yeterli beslenemiyor, eğitim imkânlarına ulaşamıyor ve yaşam süreleri dahi ciddi şekilde etkileniyor. Bu durum, yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda küresel bir insani adalet meselesi olarak karşımızda duruyor. Dolayısıyla asıl konuşmamız gereken, dünyada yetimliği üreten bu sistemin kendisidir.

"Yetimlerimizi Birer Emanet Olarak Görüyoruz"

Habervakti.com: Tam da bu noktada vakfınız devreye giriyor. Yetim Vakfı hangi vizyonla kuruldu ve şu an operasyonel gücünüz ne durumda?

Murat Yılmaz: Yetim Vakfı, alanında öncü ve referans alınan bir kurum olma hedefiyle, yetimlerimizin sevgi ve şefkatle büyüyüp gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla 2017 yılında kuruldu. Biz, yetimlik meselesinin yalnızca kuru bir maddi yardımla çözülemeyeceğinin bilincindeyiz. Bu nedenle çocukların eğitimden sağlığa, psikososyal destekten sosyal hizmetlere kadar çok farklı alanlardaki ihtiyaçlarına bütüncül bir cevap vermeyi hedefliyoruz.

Ayrıca sadece yardım çalışmaları yürütmekle kalmıyoruz; kamuoyunda bu bilincin yerleşmesi için bilimsel toplantılar yapıyor ve yayın faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Bugün Yetim Vakfı olarak dünya genelinde 48 ülkede faaliyet yürütüyor, Türkiye’de ise 60'tan fazla ilde aktif çalışmalar gerçekleştiriyoruz. En büyük gücümüz ise bize güvenen ve sayıları 450 bine yaklaşan büyük bağışçı kitlemiz. Onların desteği sayesinde her yıl çok daha fazla çocuğun elinden tutabiliyoruz.

Habervakti.com: Sahada uyguladığınız çalışma modelinden bahseder misiniz? Yetim Vakfı'nı diğer kurumlardan ayıran temel yaklaşım nedir?

Murat Yılmaz: Bizim tüm çalışmalarımızın merkezinde "çocuğun yüksek yararı" ilkesi bulunur. Yetim çocukları asla yalnızca "yardım alan edilgen bireyler" olarak görmüyoruz. Onlar bizim için korunması, desteklenmesi ve geleceğe hazırlanması gereken birer kutsal emanettir.

Bu vizyon doğrultusunda sadece dönemsel yardımlar yapmıyor; psikososyal destek çalışmaları yürütüyor, düzenli aile ziyaretleri gerçekleştiriyor ve sosyal hizmet faaliyetleriyle ihtiyaç sahibi ailelerin her an yanında oluyoruz. Çocukların yaşadığı kayıpların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derin psikolojik sonuçları da bulunduğu için bu alana çok özel bir önem veriyoruz.

Habervakti.com: Psikososyal destek konusunu biraz açabilir misiniz? Bu çalışmalar çocuklar üzerinde nasıl bir etki oluşturuyor?

Murat Yılmaz: Anne veya babasını kaybeden bir çocuk, dünyadaki en büyük sığınaklarından birini kaybetmiş demektir. Maddi boşluk bir şekilde doluyor ancak duygusal anlamda yaşanan o devasa boşluk ve travma doğru yönetilmezse kalıcı hasarlar bırakıyor.

İşte bu yüzden Yetim Vakfı olarak kurduğumuz farklı merkezlerde, anne ve çocuklara tamamen ücretsiz psikososyal destek sağlıyoruz. Buradaki temel amacımız; çocukların yaşadıkları ağır travmalarla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmelerine kapı aralamak ve onların sosyal hayata çok daha güçlü, özgüvenli bireyler olarak katılmasına katkı sunmaktır.

"Sürdürülebilir Destek: Sponsorluk Sistemi ve Eğitim"

Habervakti.com: Vakfın en çok bilinen çalışmalarından biri de "Sponsorluk Sistemi". Bu sistem tam olarak nasıl işliyor ve sürdürülebilirliği nasıl sağlıyorsunuz?

Murat Yılmaz: Yetim sponsorluk sistemi, vakfımızın adeta can damarıdır. Bugün 26 binden fazla yetim çocuğumuza bu sistem üzerinden düzenli sponsorluk desteği sağlıyoruz. Sistemin en büyük avantajı sürdürülebilir olmasıdır. Çocuklarımızı yalnızca bayramlarda veya belirli dönemlerde hatırlamıyoruz; uzun vadeli bir planlamayla her ay düzenli olarak destekliyoruz. Bu destekler çocukların eğitim, sağlık ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasında kritik bir rol oynuyor.

Üstelik bu süreç çocuk büyüyünce de bitmiyor. Çocuk üniversite çağına geldiğinde, desteğimizi bu kez "burs programlarımızla" devam ettiriyoruz. Böylece eğitim hayatlarını yarıda bırakmadan, hayal ettikleri geleceğe emin adımlarla hazırlanmalarını hedefliyoruz.

Habervakti.com: Eğitim faaliyetlerinizin kapsamı nedir? Gelecek vizyonunuzda eğitim nerede duruyor?

Murat Yılmaz: Eğitim, bir yetim çocuğun hayatını, dolayısıyla da bir toplumun geleceğini değiştirebilecek en güçlü anahtardır. Bu yüzden kırtasiye yardımlarından üniversite burslarına kadar çok geniş bir yelpazede eğitim projeleri yürütüyoruz.

Okul çağındaki çocukların tüm süreçlerini yakından takip ediyor, üniversiteye geçen gençlerimizi ise maddi ve manevi olarak destekliyoruz. Amacımız, bu çocukların büyüdüklerinde başkalarının yardımına muhtaç kalmaması, tam aksine kendi ayakları üzerinde durabilen, topluma katma değer sağlayan nitelikli bireyler olarak yetişmeleridir.

Habervakti.com: Dünyanın birçok kriz bölgesinde yetimhaneler ve "yetim yerleşkeleri" kurduğunuzu biliyoruz. Buralardaki yaşam koşulları nasıl?

Murat Yılmaz: Evet, Yetim Vakfı olarak farklı coğrafyalarda yetimhaneler ve çok daha kapsamlı olan yetim yerleşkeleri inşa ediyoruz. Özellikle savaş bölgelerinde yürüttüğümüz bu çalışmalarda çok hassas bir model uyguluyoruz: Annelerin çocuklarıyla birlikte güven içinde yaşayabileceği yerleşkeler oluşturuyoruz. Yani çocuğu annesinden koparmıyoruz.

Bu yerleşkelerde çocukların eğitim, sağlık, beslenme ve sosyal ihtiyaçları düzenli ve kurumsal bir şekilde karşılanıyor. Atadığımız öğretmenler, sosyal faaliyetler ve çeşitli kişisel gelişim programlarıyla, çocukların savaşın gölgesinden uzak, huzurlu ve güvenli bir ortamda büyümelerini sağlıyoruz.

"Gazze’de İnsani Yardımlar Hayati Rol Oynuyor"

Habervakti.com: Murat Bey, gündemin ve hepimizin en derin yarası kuşkusuz Filistin. Yetim Vakfı’nın Gazze’de yürüttüğü çalışmaların kapsamı ve sahadaki son durum nedir?

Murat Yılmaz: Gazze, bugün maalesef gözlerimizin önünde dünyanın en ağır, en acımasız insani krizlerinden birini yaşıyor. Uzun süredir devam eden ağır saldırılar ve acımasız abluka nedeniyle milyonlarca insan en temel hak olan temiz suya ve ekmeğe bile erişmekte zorlanıyor.

Yetim Vakfı olarak tüm zorluklara rağmen ilk günden beri bölgedeyiz. Gazze’de aralıksız olarak sıcak yemek dağıtımları gerçekleştiriyor, temiz içme suyu desteği sağlıyor, mobil sağlık hizmetleri sunuyor ve çok önemsediğimiz eğitim faaliyetlerini yürütüyoruz. Düzenli olarak sıcak yemek ulaştırdığımız binlerce aile, kurduğumuz sağlık ocaklarından hizmet alan siviller var.

Ayrıca yetim ailelerine yönelik barınma ve acil nakdi/ayni temel ihtiyaç desteklerimizi de sürdürüyoruz. En çok gurur duyduğumuz çalışmalardan biri de şu: Gazze’deki çocukların eğitimden tamamen kopmaması için bombardımanların arasında oluşturduğumuz güvenli sınıflarda eğitim faaliyetlerine devam ediyoruz. Çocuklar o çadır sınıflarda hayata tutunuyorlar.

Habervakti.com: Gazze yardımları konusunda kamuoyunda ciddi bir bilgi kirliliği var. "Yardımlar yerine ulaşmıyor" algısı hakkında neler söylemek istersiniz?

Murat Yılmaz: Bu çok kritik bir soru, teşekkür ederim. Maalesef kamuoyunda zaman zaman "yardımların bölgeye hiç ulaşmadığı, kapıların tamamen kapalı olduğu" yönünde yanlış bir algı veya ümitsizlik oluşabiliyor. Bunu sahada bizzat çalışan bir kurumun başkanı olarak net bir dille düzeltmek isterim: Mevcut tüm bürokratik ve fiziki zorluklara, engellemelere rağmen insani yardımlar bir şekilde Gazze’ye ulaştırılmaya devam ediyor.

Elbette yardım girişleri ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya ve gelen yardımlar devasa ihtiyaçların tamamını karşılamaya yetmiyor. Ancak oradaki milyonlarca insanın hayatta kalabilmesi, çocukların yaşayabilmesi tamamen bu dışarıdan gelen insani yardımlara bağlı. Yani yardımlar hayati birer damar görevi görüyor. Bu nedenle "ulaşmıyor" diyerek geri çekilmek yerine, destekleri daha da artırmak ve sesimizi daha gür çıkarmak büyük bir insani zorunluluktur.

"Bir Çocuğun Elinden Tutmak, Geleceğe Umut Olmaktır"

Habervakti.com: Son olarak, toplumsal duyarlılığı artırmak adına sormak istiyorum; birey olarak her birimizin bu süreçteki sorumluluğu nedir ve hayırseverlere mesajınız ne olur?

Murat Yılmaz: Yetim çocuklar yalnızca biyolojik ailelerinin veya sadece bir vakfın değil, tüm insanlığın ve İslam toplumunun ortak sorumluluğudur, hepimize birer zimmettir. Biz şuna inanıyoruz: Her birey kendi imkânı, kendi ölçeği nispetinde bu kutsal alana mutlaka bir katkı sunabilir.

Kimi maddi bağışıyla bu yükü omuzlar, kimi vakfımızda gönüllü olarak çalışır, kimi de mesleki bilgisini, tecrübesini bu çocukların gelişimi için seferber eder. Yetim çocuklarımızın hayatlarında kalıcı, sürdürülebilir ve güzel değişimler oluşturabilmek için toplumsal dayanışma kaslarımızı daha da güçlendirmemiz gerekiyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca masum çocuk şu an çok zor şartlar altında, sadece hayatta kalma mücadelesi veriyor. Unutmayalım ki, bir çocuğun eğitimine, sağlığına ya da bir tas sıcak çorbasına yapılan küçük bir destek; onun hayatında onlarca yıl etkisini sürdürecek devasa bir iyilik zincirine dönüşebiliyor. Bu nedenle imkânı olan herkesi, vakit kaybetmeksizin bir yetim çocuğun hayatına dokunmaya davet ediyorum. Bir çocuğun elinden tutmak, yalnızca onun bugününü kurtarmak değil, insanlığın geleceğine de umut olmaktır.

Habervakti.com: Murat Bey, bu kıymetli paylaşımlarınız ve verdiğiniz hayati bilgiler için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

Murat Yılmaz: Ben de mazlumların ve yetimlerin sesini duyurmamıza vesile olduğunuz için Habervakti.com ailesine ve okurlarına şahsım ve vakfımız adına çok teşekkür ederim.