Emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’in İran’a saldırılarının ardından yaşanan krizler ve askeri gerilimler sürerken, son dönemde kamuoyunda sıkça dillendirilen “Sıra Türkiye’ye geliyor” söylemi dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür söylemler tesadüf değil; aksine bölgesel güç dengelerini etkilemeyi amaçlayan psikolojik harp unsurlarının bir parçası. ABD ve İsrail’in yürüttüğü propaganda faaliyetleriyle Türkiye’de endişe ve güvensizlik oluşturulmaya çalışıldığı belirtilirken, bu söylemler üzerinden kamuoyunun yönlendirilmek istendiği vurgulanıyor.

Soru:
Son dönemde kamuoyunda sıkça dile getirilen "Sıra Türkiye’ye geliyor" söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir güvenlik analizi mi yoksa farklı bir amaca mı hizmet ediyor?

Mehmet Sebah Yiğit:
Bu söylemin sadece bir güvenlik analizi olduğunu düşünmüyorum. Bana göre bu, uzun yıllardır Türkiye’ye karşı yürütülen psikolojik harbin bir parçasıdır. Türkiye yıllarca aşağılık kompleksiyle, öğrenilmiş çaresizlikle ve adeta bir Stockholm sendromu psikolojisiyle kendi içine kapanan, korkan ve sırasını bekleyen bir devlet gibi gösterildi. Bu algı üzerinden Türkiye’nin özgüveni zayıflatılmak istendi. "Sıra Türkiye’ye geliyor" cümlesi de bu psikolojik atmosferin devamıdır. İnsanların zihinlerine sürekli bir korku ve tedirginlik yerleştirmeyi hedefleyen bir dil kullanılıyor.

Soru:
Bu tür söylemlerin toplum üzerindeki stratejik etkisi nedir? Algı yönetimi burada nasıl bir rol oynuyor?

Mehmet Sebah Yiğit:
Algı yönetimi savaşların önemli bir parçasıdır. Bir toplumu önce psikolojik olarak savunmaya çekerseniz, o toplumun stratejik düşünme kapasitesini de zayıflatırsınız. Oysa bugün Türkiye’ye baktığımızda bambaşka bir tablo görüyoruz. Mavi Vatan’da güçlü bir Türkiye var. Suriye’de sahada oyun kuran, Libya’da dengeyi değiştiren, Afrika’da diplomatik ve ekonomik etkisini artıran bir Türkiye var. Bu tabloyu konuşmak yerine sürekli "sıra Türkiye’ye geliyor" demek, aslında Türkiye’nin yükselen jeopolitik gücünü görmezden gelmek anlamına geliyor.

Soru:
Bölgedeki mevcut gerilimleri ve İsrail’in konumunu düşündüğümüzde, asıl hangi soruları sormamız gerekiyor?

Mehmet Sebah Yiğit:
Bence asıl sorulması gereken soru şu: "Gerçekten sıra Türkiye’ye mi geliyor, yoksa bölgedeki mevcut dengeler İsrail’i mi daha kırılgan bir noktaya getiriyor?" Bugün Ortadoğu’daki gelişmelere baktığımızda birçok cephede gerilimin merkezinde İsrail’i görüyoruz. Dolayısıyla bu söylemi tekrar etmek yerine, bölgesel jeopolitiği daha objektif analiz etmek gerekiyor.

Soru:
Son olarak, Türkiye'nin bu süreçte nasıl bir dil ve strateji benimsemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Mehmet Sebah Yiğit:
Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye artık sadece gelişmeleri izleyen değil, birçok bölgede denklemi kuran ve yöneten aktörlerden biridir. Türkiye’nin en büyük ihtiyacı korku dili değil, özgüven dilidir. Psikolojik harp çoğu zaman tanklardan, füzelerden daha etkilidir. Eğer bir topluma sürekli "sıra size geliyor" derseniz, o toplum kendini savunma psikolojisine hapseder. Oysa Türkiye bugün savunma refleksiyle değil, stratejik akılla hareket eden bir ülke olmalıdır. Tartışmayı korku üzerinden değil, güç dengeleri ve jeopolitik gerçekler üzerinden yapmak çok daha sağlıklı olacaktır.