Bir türkü çığır... Bozkır bozkır yaksın içimi... Tezene tellerle boğuşsun... Ruhum imbikten geçip yoğuşsun... Kendimden kendime firar edip... Kâr bildiğimi de zarar edip... Dönüp son kez bakayım bir sigara içimi!

Bir türkü çığır... Küskün, dertli, yanık ve illa ki sızılı olsun... Alnında bîkes yazılı olsun! Saz kemâneye içini döksün... Kavalın efsunu yüreğe çöksün! Dilde kalmasın, hâl kızgın demir olup öze işlesin... Vakit daralırken zaman genişlesin!

Bir türkü çığır... İçinde Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Seyrâni olsun... Anadolu'nun dağları atsın nabzımda... Güller, sümbüller ve dahi menekşeler açılıp solsun... Vuslat her seher tüfek çatsın nabzımda... Geçilmemiş köprülerden öteye savrulsun âvâzım! Varsın kışa dönüversin harmanlarla toza dumana karışan yazım...

Bir türkü çığır... Demetlensin aşıkların kor nefesi... Yere diz vursun heybetiyle dokuz dağın efesi! Çifte davul zurnadan alalım yiğitlerin haberini... Göğe vuran şavkından tanıyalım arslanların kılıcını, teberini!

Bir türkü çığır... Kına koksun her hecesi... Çözülsün âkıbet bilmecesi... Develer yayılırken çorağın yazılarında... Ceylanların ahı kalmaz mı avcının tazılarında? Kaç-göç deminde acı asabiyete karışsın... Kızılırmak ile Dicle döne dolaşa yarışsın!

Bir türkü çığır... Leyla'nın kulakları çınlasın... Gecenin hakikatini, gözü uyku tutmayanlar anlasın... Turnalar kalksın, uçup varsın gölüne... Körükler çırpınırken köz için, ağıtlar yakılır sönen ocağın külüne!

Bir türkü çığır... Yayla yayla dolaşsın rüzgarın sırtına binip... Türkmen obalarında gelinlerin zülfünde soluklansın... Issız dağ başlarında bir ihtiyar ardıcın gölgesine sinip... Gözleriyle göz değmemiş menzillere uzansın! Bayramdan bayrama varıp gitsin sılaya... Gönül borcunu ödesin; ana, baba, gardaş, emmi, bibi, halaya!

Bir türkü çığır... Yârenlerin gönlüne taşısın gamlı başımı... İşli mendiller silsin gözyaşımı... Avuntu serpsin kulaktan kulağa... Tatsız tuzsuz koymasın ömür aşımı... Alışmaya çalışırken mırıldansın takvim yapraklarıyla kol kola girip... Efkâr kuşunu bir söğüt dalına indirip...

Bir türkü çığır... Gurbet küçülüp cebime sığsın yavaştan... Ganimet beklemezken bu çetin savaştan... Ucu yanık bir mektup gibi ilişsin zarfına... Aldırmadan fanilik sermayemin sarfına! Kuşkudan sıyrılıp tül gibi uçuşsun... Bütün yollar nihayet dönüp dolaşıp buluşsun!

Bir türkü çığır... Türk'ü söylesin... Mazi ve âtinin kucağında hâli eylesin... Bir türkü çığır! Hicran denizinde demir atan garip neylesin? Türküden gayrı merhem iyi etmez yarayı... Hele ki açmışsa felekle arayı... Bir türkü çığır... Fazlası zaten fazla! Kul kısmının yegâne mesaisi hamd, sabır ve niyazla...