Havadan sudan konuşur olduk! Belki iklim değişikliği muhabbeti sırf bunun için gözümüze gözümüze sokuluyor. Kim bilir? Dağılan dikkatlerin odaklanmaması gereken yerler ve meseleler vardır. Boşverin! Uydum imama demek son tahlilde kârdır(?)

İki hidrojen ve bir oksijenin izdivacından doğan suyun akıbeti üzerine bolca fikir ve hitap demindeyiz. İnsan hep böyle... Elindekini yitirme arefesinde aklı başına geliveriyor. Hâlbuki Yaradan vererek yahut alarak imtihan ettiğini defalarca bildirmiş olsa da; acz gömleğinin yakasını sıkan düğmeyi şükür ve itaatle, iliğinden kurtarmadığı için debelenmekten öte gidemiyor. İnsan... Herşeyin faili olmak iddiası ve ahmaklığında bulunmadan edemiyor! Küsen bulutlara utanmasa rüşvet vermek noktasına da varır mı bu aymazlık?

Âşık Sefai'nin güzel bir eseri vardır: "Azizim su diye ağlar... Mecnun Hû diye ağlar." Âşığın dediği gibi, su için ağlayabilmek aziz olmaya bağlı... Hangimiz aziz olduk ki? Hristiyan azizlerine gitmesin aklınız! Değer, kıymet bâbında bir aziz çıkışı benim ki... Birbirimizi değerli, kıymetli; hürmet abasıyla sarmış bir halimiz var mı? Kendimizden gayrısına verdiğimiz değer kadar değerliyiz vesselam... Değersiz bir kalabalık haline gelmiş olmamız bizi aziz sıfatından fersah fersah ötelere savurmuşken... Suyun bize sırt çevirmesine şaşmamız şaşırtıcı değil mi? Atalar boşuna su ikram edene, mübareği içtikten sonra su gibi aziz ol demezmiş... Su aziz olduğu için muhatabını da aziz görmek ister. Haydi ey azizler azizi su! Bize, bizim içimizde kaç aziz kalmış... Hele bir göster! Cevapsız kalan sualin kabahati suda değil elbet...

Bulutlar ile oynaş tutan... Yular takıp ucunu elde tutan var diyorlar. Güneşin ayarları bozuldu bir görüşe göre... Hatta dünyanın! Bozan insanoğlu(?) Fıtrat dairesinin görünmez sınırlarında Tanrıcılık(!) oynayan akıl(?) böyle buyuruyor. Yedi gün yirmi dört saat bu hikayeyi duyuruyor. Duya duya gerçek sanmaya ramak kalması tuhaf... Davarının peşinde gece gündüz koşturan bir Türkmen kocasına anlatsak "Essah mı gadasını aldığım?" diye sorardı zahir...

İklim ve alakalı mevzular üstüne ne dinlesem, hep şu suali mukaddere çarpıp öylece kala kalıyorum: Hz. Mikail'in rolüne soyunmak cüreti ne menem bir haldir Ya Rab?