banner5

22.02.2020, 22:03

Vefalı olmak

Vefa bir matematiksel denklem gibidir.

Vefa denilen olgunun, duygunun, hissiyatın ortaya çıkabilmesi için en az iki kimseye ihtiyaç vardır.

Birisi vefayı gösterecek olandır. Diğeri de, diğeri vefayı görecek olandır Vefa nedir peki?

Vefa mı? Vefayı gösterecek olana, vefayı görecek olanın daha önce yaptığı bir "iyilik"tir. Demek ki vefa göstermek bir ihsan değildir. Vefa göstermek bir lütuf değildir. Vefa göstermek bir başarı değildir.

Vefa göstermek bir karakter meselesidir. Kendine yapılan bir iyiliği unutmayıp o iyilik yapan kimsenin veya o kimsenin sevdiği bir kimsenin, kendisinin iyili-ğine veya ilgisine muhtaç olduğu bir anda, onun kendi-sine yaptığı iyiliği hatırlayıp, onun yardımına koşup onunla ilgilenmektir.

Bu bir lütuf olabilir mi? Bu bir insanlık görevi değil midir? Ama halk arasında denildiği gibi “Vefa artık bir semt adı” olarak kalmıştır. Bu ne anlama gelmektedir? Demek ki artık iyilikler unutulur olmuştur. Demek ki artık iyilik yapanlara karşı minnet duygusu kalmamıştır. Demek ki artık insanlar birbirine işi bitene kadar ihtiyaç duymaktadır. İşi bittikten sonra, o kimseyi de, o kimsenin yaptığı iyiliği de unutmaktadır.

Bir yazar ile dostluk ve vefa üzerine lâf lâfı açmıştı. Gençlik yıllarında yaşadığı bir hatırayı anlattı. Çok en-teresandı...

"12-13 yaşlarında ya var ya yoktum... Çocukluk ça-ğımız olduğu için mahallemizde arkadaşlarımızla oyun oynuyorduk.

Bilirsiniz çocuklar oyun oynarken "sen dediydin, ben dediydim", "sen ebesin, ben ebeyim" gibi çocukça bağırış çağırış içine girerler...

Bir oyun esnasında arkadaşın birisiyle birbirimize lâf söylemeye başladık. Öyle kavga falan değil ama sesimizi biraz yükselterek güya kendi hakkımızı koruya-caktık.

Birbirimize kafa kafaya geldiğimizde enteresan bir şey oldu. O anda bizi uzaktan seyreden mahallemizden babamların yaşında bir adamın bize doğru seğirttiğini gördük.

Tanıyordum kendisini. Diğer arkadaş da tanıyor-du... Ama enteresan ki adam çok ciddi bir şekilde iki arkadaş kafa kafaya geldiğimizde üçüncü kişi olarak ve benden taraf olarak sanki kavga varmış da ona başlayacak gibi bir tavırla üzerimize geliyordu.

"Bana bak bana!" diyerek o arkadaşın üzerine yürü-yorken bana da soruyordu:

“Sana bir şerri (kötülüğü) dokundu mu?”

Dedim ki:

“Yok amca, şerri dokunmadı. Zaten biz dövüş etmi-yoruz. Oyun oynuyoruz, dedim.”

Fakat dikkatimi çekti. Bu ne işti böyle? Niye bu am-ca bu arkadaşlar arasında bana yardıma gelmiş ve böyle bir soru sormuştu?

Bu merakımı yenemeyip bizden uzaklaşmakta iken ardından seğirtip sordum:

“Niye bana yardım etmek istedin amca?”

Terden sırılsıklam olmuş başımı okşadı. Gözlerini gözlerime dikti.

“Balam,” dedi... Çok duygulu bir ses ile... “Sen benim vefalımın çocuğusun... Benim çoğum gibisin. Sana bir zarar gelecek olsa, kendi çocuğuma gelmiş gibi ağlarım. Senin için canımı bile veririm...”

Hiçbir şey anlamadım... Başımı yine okşayıp gitti o amca... Akşam eve geldim. Babama dedim ki:

“Baba, vefalım ne demek?”

Babam biraz dalgın mıydı, meşgul müydü pek ilgi-lenmedi. "Bilmiyorum ben, neyse ne" dedi.

Sonra tez toparladı aklını. Geri döndü:

“Senin nerden aklına geldi bu soru? Nerde duydun ‘vefalım’ sözünü?”

“Filanca amca söyledi.”

Babam o ismi duyunca biraz daha ilgilendi meseleyle:

“O amca sana ne dedi?”

“Konuyu anlattıktan sonra "Başımı okşadı ve sen benim vefalımın oğlusun" dedi.”

Babam derin bir düşünceye daldı... Şimdiki aklımla anlıyorum ki o an "Ben bu adama ne iyilik etmişim ki?" diye düşünüyor olmalıydı.

Sonra biraz mahcup, biraz "ne enteresan?" der gibi başını öne eğip gülümsedi:

“Hey be adam... Unutmamış gördün mü?” dedi...

Neyi unutmamıştı o amca... Az sonra babam anlata-caktı...

Meğer o amcanın bir evlâdının düğün hazırlığı var-mış. Yıllar önce... Para lâzım olmaz mı düğünde olur elbet. Lakin o yıllarda borç istemek bir züldür insan için... Bankadan kredi çekmek veya kredi kartı kullan-mak gibi bir kolaycılık da yoktur...

Ama babam komşusunun halini tahmin etmiş... Ve yanına varmış. Hoş beşten sonra kimselere belli etme-den, usulca demiş ki:

“Filan ağa... Düğün sahibisin. İhtiyacın olursa ana-mın ak sütü gibi kullan" demiş.

Yani "paraya ihtiyacın var mı?" diye sormamış. Çünkü öyle sorsa idi, "Sağ ol" denirdi. Onurlu haysiyetli hiçbir kimse çok ama çok mecbur kalmadıkça "ihtiyacım var" demez.

"Al şu parayı" da dememiş...

Çünkü paranın adı geçince, parasız olan paralı ola-nın karşısında ezik duruma düşer.

"Ne zaman istersen o zaman ver" dememiş... Çünkü o vakit borç vermiş olduğunu belirtmiş olacaktır. Yardım ettiği kimse borcunu ödeyene kadar bu defa borç stresi yaşayacaktır.

Babam ne demiş peki?

Parayı sarılı bir paket içinde, ne olduğunu kimseye hatta o para verdiğine bile göstermeden vermiştir. Ve-rirken de "anamın ak sütü gibi kullan" diyerek geri vermek zorunda olmadığını, veremese bile helal ettiğini baştan belirtmiş.

Verilen miktar da öyle üç beş lira değil... Bir tomar para... Sanki bir birikimin tamamı... Ama komşunun dar gününe tercih ediliyor. Komşu o kadar önemli...

Babam diye söylemiyorum. Şimdi düşünüyorum da ben de dâhil kaç kimse böyle yapabilir onu da bilmiyorum.

Ve benim sormam üzere bu olayı hatırlayan babam, yaptığı iyiliğin ortaya çıkmasından dolayı mahcup ve utangaç...

Niye mi?

Yıllar geçmiş aradan ama bir Allah’ın kulu annem dahi bilmiyor... Ne zamanki ben bu konuyu ve o amca-nın bana yaptığı koruyuculuğu dile getiriyorum o vakit hatırlıyor...

Ve o amca ki, yıllar önce kendisine yapılan bu iyiliği unutmuyor. Hem de kendisine anasının ak sütü gibi verilen paranın üzerine yatmayıp en kısa zamanda ku-ruşu kuruşuna babama geri ödediği halde...

Onun için bir dostluk, bir arkadaşlık, bir vefa örne-ği... Ve o günden sonra o amca babama karşı öyle bir vefa hissiyle dolu ki, çocuğu olduğum için beni kendi çocuğu gibi görüp, bir insan kendi çocuğu için nasıl se-ğirtirse öyle seğirtmişti. Hiç unutmam."

Demek ki burada, önce bir iyiliğin yapılması, sonra da iyiliğin karşı taraftan unutulmaması olayıdır vefa...

İyilik illâ ki para ile olmaz...

Hiç kimsesi olmayan bir hastayı ziyaret de bir iyilik-tir. Bir insanın zor zamanında yardımına koşmak da bir iyiliktir.

İş arkadaşının sıkıntılı veya hasta olduğu bir dö-nemde onun yerine de işine koşmak bir iyiliktir.

Öğrencisine derste kolaylık gösteren öğretmenin yaptığı da bir iyiliktir. Hastasına iyi davranan dokto-run yaptığı da bir iyiliktir.

"Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır" atasözün-de bir insana bir fincan kahve ısmarlamak da bir iyiliktir. Ve bu iyiliğin kırk yıl hatırda kalması öngörülmüş-tür.

“Filan kimse bana kahve ısmarlamıştı,” diyerek onun hakkında yukarıdaki örnekte olduğu şekliyle vefa göstermek, yani o iyiliği unutmamak gerektiği vurgu-lanmaktadır.

İdeal bir karakter için bir kahveye kırk yıl vefa duygusu duymak gerekiyorsa, varın diğer iyiliklere ne kadar vefa duygusu beslemek gerektiğini siz hesap edin...

Bugün vefanın kalmadığından söz edenler yoksa yanılmakta mıdır?

Ya da gerçekten mi vefa kalmamıştır?

Aslında bu soru gerçekten tartışılması gereken bir durumdadır. Ve bence vefa duygusu kalmamıştır ama vefa duygusunu doğuracak olan iyilik kalmadığı için vefa duygusu da kalmamıştır.

Yani bir fincan kahveye kırk yıl hatır kalmamasının sebebi, artık bir fincan kahvenin dahi kimse tarafından kimseye bir menfaat olmadan ikram edilmediği içindir.

Menfaat gereği ikram edilen kahvenin de hatırı olmaz. Çünkü zaten o menfaat ile karşılığını almaktası-nızdır.

Kimse kimseye karşılıksız iyilik etmez ise kimse de kimseden vefa görememektedir.

Bu durumda kaybeden bir taraf değil iki taraftır.

Dolayısıyla insanlık kaybetmektedir.

Peki, karşılıksız iyilik ne demektir?

Bunun en güzel formülünü "Allah rızası" ile açıklayabiliriz.

Allah rızasında dostluk ve arkadaşlıkta şifre nedir?

Önce "ben" değil, önce "sen"dir.

Herkes bu duyguya sahip olduğunda vefasızlık diye bir duygu da olmayacaktır.

Selametle kalın...

Yorumlar (3)
Metin Süerdem 12 ay önce
Eline diline sağlık benim vefalı kardeşim.
Ali Çakmak 12 ay önce
Yüreğine, kalemine sağlık. Saygılarımla.
Lenka 12 ay önce
Bu, kamuoyuna kolay kredinin% 2 faiz oranında verildiğini bildirmek için, aşağıdaki iletişim bilgileriyle şimdi sadece ciddi kişilerin kaydolması gerekmektedir.

Whats'App Numarası: +12247574068
12°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 23 Ocak 2021
İmsak 06:47
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:53
Akşam 18:16
Yatsı 19:40
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Sivasspor 19 24
13. Rizespor 19 24
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Burnley 18 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 20 34
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 20 13