Âh Gazze!

Zulmün bomba olup yağdığı belde! Herşey laftan ibaret olup kalıverdi yine dilde... Otopsi masasına döndürülen coğrafyanın garibiyiz hep birlikte...

Her ne yana baksam... Ölüyoruz... Öldürülüyoruz! Tuzhurmatu'da, Kerkük'te, Halep'te, Türkmen Dağında, Kaşgar'da, Urumçi'de ne olduysa... Oluyorsa... Senin de payına katmer katmer o düşüyor. Âh Gazze! Basiret komada, dirayet firari, tesanüdse güz güneşinde üşüyor!

Sahi... Haftalara serpilmiş can kayıp sayıları nasıl da vakay-ı âdiyeden oluverdi. Kanıksattılar cümle aleme ince işçilikle icra ettikleri soykırımı... Soysuzlara ne söylesen boş... Koş ey şehid bebek... Hazreti Peygamberin yamacına koş! Şikayet et bizi...

De ki: "Ya Resulullah senin bu ümmetin tıpkı haber verdiğin gibi efendim... Lağım akan derelerin önünde çer-çöp misali... Milyarlık bir sus-pus arasında mazlum olduk çarnaçar... Davacıyım Ya Nebi!"

Âh Gazze! Bize bel bağlama sen... Artık anla artık biz diye bir şey yok! Tumturaklı sözlere, karavana çıkışlara bakıp acaba demekten sakın... İman ile sebat et... Bunca fenalık ayyuka çıkarken korkarım helakımız yakın!

Kasap ile pazarlık yapan koyun olur mu? Kedi mamasıyla beslenen arslan kükrer mi? İğdiş edilmiş idrakler, felah menziline yeter mi? Dedem Korkut lisanıyla kapılar kilit tutar mı? Fıtrat yürürlükten kalkmadıkça sinek fili yutar mı?

Necip Fazıl'ın bahsettiği, zamana pusu kuran zamandayız kesin! Âh Gazze! Alnımıza kara çalındığını mümkün mü kimse bilmesin? Aciziyette ittifak eylemişiz nicedir. Soykırımcının söylediği gerçekmiş meğer... Kur'an'da anlatılan müslümanlar olduğunda düşünürüz demişti teres!

Âh Gazze! Sadece buğzetmek kaldı. Lakin buğzun buzu dindirmez ki bu ateşi! Matadorun eğlenerek yavaş yavaş katlettiği boğayı, ağzının suyu akarak izleyen tribünlerden ne farkı var ki dünyanın? 8 milyar suç ortağı... Malum sükut ikrardan gelir.

Vebâl... Girdap misali herkesi içine çeke dursun... Kimin umurunda? Elbet bulunur... Herkes bu aymazlığa bir bahane uydursun...

Lakin kaderin sevki en büyük imtihanı yanaştırmakta gönül limanına... Bedel... Ödenecek mi? Ödettirilecek mi? Ödü patlayan zalime... Anladığı dilden konuşmayıp... Hâlâ susmak olur mu? Sustukça ölüyoruz... Öleceğiz... Bu ur dalbudak sarmaya ahdetmişken... İzzetini yitirmek pahasına kan kusmak olur mu?

Din ve milliyet ayırdetmeksizin biçip geçmeye davranan bu orağı savuran kolun hakkından gelemeyen insanlık... Daha da zelil olduğunda iş işten geçmiş olacak... O vakit manzara tek... Tek... Tek... Diyerek... Mezbahane misali... Al sana tek dünya!

Gazze sahillerinde karaya vuran vicdan... Ölü taklidi yapan her yürekten iğreniyorsa kızılmaz!

Aklın ve sabrın yay gibi gerildiği bu demde... Kelam ve kalem beyhude değil mi? Bu tarumar olmuşlukta yazı da yazılmaz!

Hissiyat ayyuka çıkıp haykırır cümle aleme:

Ya devlet başa ya kuzgun leşe!