Sahabe-i Kiram ahir zaman dehşetinden sürekli Cenabı Hakka sığınırlarmış. Rivayetler çok açık. Bir kısım hadislerde de ahir zamanın dehşeti çok net olarak ifade edildiği için dinin her konusunda ziyadesiyle hassas olan sahabe ta o zamanda ahir zaman fitnesinden şiddetle teberri ediyorlarmış.

Biz şu anda içindeyiz. Balık gibi suyun farkında olmadan yaşıyoruz. Tıpkı hadislerdeki gibi sabah Müslüman kalkanın, akşam eve kâfir döndüğü, sabah kâfir kalkanın akşam eve Müslüman döndüğü bir zamandayız.

Fakat dehşetin en dehşetlisi, bu zamanın dehşetini anlamamak gibi görünüyor. Eskiden gayrimüslim ailelerden gelen çocuklar bile Müslüman edilirken, şimdi Müslüman ailede yetişen çocukların bile artık Müslüman olma garantisi yok.

Tehlikenin içinde olan ne yapmalı? Nasıl uyanmalı? Nasıl farkında olunmalı? Bu dehşetli zamanın bize de bulaşan bir parçası varsa Allah muhafaza yeryüzünü ele geçirme davasından daha büyük bir dava kaybedilmiş demektir. Dünyalık hiçbir şeyin ve hiçbir kimsenin hatırına cehenneme girilmez. İnsanlığın en büyük meselesi cehennemden kurtulmak meselesidir.

Elbette sadece Müslüman bu şuurda olabilir. Dinini dünyaya satmakla iftihar edecek kabiliyette olanlar sözümüzden dışarı. Fakat Müslüman da bu zamanın dehşetini anlamakta ülfet hastalığına düşmüş durumda. Ciddi konular arasından kalkmış durumda ahir zamanda olmak hadisesi. Sanki her şey normal, her şey olması gerektiği gibi normal seyrinde işliyor.

Biraz basiret lazım. Biraz akıl lazım. Biraz tefekkür lazım. Biraz ağır ve acı ikaz lazım. Dostun acı sözüne ihtiyaç var. Ahireti kaybetmek korkusuna korku katmak lazım. Bizleri hayal dünyasından uyandıracak gerekirse ağız üzerine tokat lazım. Bizi neden ikaz etmedin sözüne ahirette muhatap olmamak için acı sözleri söylemek lazım. Camideki gayri Müslim durumundan kurtarmak için gerekirse kalpleri kırmak lazım. Çünkü kaybedilen ahiretin telafisi yok. Varsın burada kalpleri kırılsın. Varsın küssünler acı sözden.

Kim bu camideki gayri Müslimler? İslam’ın çok açık olan inanç esaslarına yorum katmaktan çekinmeyen güruhların sözleriyle ve taraftarlıklarıyla cehenneme bileti kesilenler kim? Beş vakit namaz kıldıkları halde, namazları yüzlerine çarpılacak ve imanları kabul edilmeyecek olanlar kim?

Vaktiyle kendisine adalet ve tevhit mezhebi diyerek Allah’ı takdis ettiğini zanneden ve şerrin yaratılmasını Allah’a vermeyen Mutezile’nin, Allah’a şirk koştuğunun, ikinci bir yaratıcı ihdas ederek dinden çıktığının farkında olmaması gibi. Şimdi İslam’ın dairesinde bulunduğunu zanneden ve İslam ile bağı kesilmiş olduğunun farkında olmayan, ahir zaman fitnesinden nasibini alan, ülfet perdesi içinde tehlikenin farkında olmayan, niyeti de belki İslam’a zarar vermek olmayan fakat inanç esaslarında hata yapan hali hazırdaki bazı Müslüman gruplar. Fıkıh konularının aksine İMAN ESASLARINDA YORUM OLAMAYACAĞI halde, İslamiyet ile bağı kesilenleri Müslüman zannetmek hatası. Ne diyelim? Dost acı söyler:

Allah kiminle evleneceğimi bilmez diyen kimsenin İslam ile bir bağı yoktur. Kulu Hızır aleyhisselamın ilmi kadar (Kehf 80) Allah’ın gelecekle ilgili ilmi olmadığına iman eden kimsenin ayetin hakikatini inkâr nedeniyle İslamiyet’le bir ilgisi kalmamıştır. Onu tasdik edenlerin ve Allah gaybı bilmez diyenlerin de İslamiyet’le bir bağları yoktur.

Ayetlerde cinlerin varlığı çok açık geçtiği halde (Zariyat 56) (Nas 6) onları yabancı insanlar, maharetli insanlar gibi yorumlayanın İslamiyet’le bir bağı yoktur. Kuran’dan bir ayeti inkâr etmek dinden çıkmak olduğu halde, zannını vahiy zanneden bu insanlara takılanların, niyetleri ne olursa olsun bu halleri ile akıbetleri cehennemdir. Ama bu safsataları, Kuran’a muhalif bu fikirleri camide dinliyor olmaları çok ilginç değil mi?

Adem’in de babası vardır diyen kimsenin, Adem Aleyhisselamın topraktan yaratıldığını (Ali İmran 59, Bakara 30, Hicr 26, Raman 14, Saffat 11, Secde 7, Mü’minun 12, Enam 2, Taha 55, Rum 20, İsra 61, Araf 12, Sâd 76) ifade eden ayetleri inkar ettiği için İslamiyet’le bağı kalmamıştır. Evrim denen masalı bilimsel kabul edip Kuran’ı ona uydurmaya çalışan zevatın itikadı yorumlayan aklı, bu dinin müntesibinin aklı değildir. İnanç esaslarının yorumu olmaz. Ancak dün de olduğu gibi, bugün de olduğu gibi, yarın da olacağı gibi inanç esaslarını mevcut bilimsel kabul edilen masallara uydurmak için, elbiseden değil de bedenden kesmek anlamına gelen yorumları dinin aslı gibi ileri sürüp, şu ana kadar yanlış bilinen Kuran’daki anlayışı düzelttim imasıyla safsataya esir olanların İslamiyet’le bağı yoktur. Canlının hafızaya sahip olduğunun keşfedildiği 1950’lerden önce uydurulan bu evrim masalının, o keşifle hiçbir tutar tarafı kalmadığı halde, ne canlının nasıl beslenme, çoğalma, gelir gider dengesini koruma gibi asli özelliklerle var olduğunu ve ne de canlı değişimi için DNA’nın ilgili bölgesindeki atom dizilişinin nasıl olması gerektiği gibi olduğuna ve dizileceğine dair tek bir neden gösterilmediği halde, Kuran’ın açık ifadesini yorumlamaya çalışmak bu din müntesibinin davranışı değildir.

Cebrail parti kursa ona oy vermem diyen kimse, Cebrail’in sadece Emri İlahiyi tebliğle vazifeli olduğunu ve Cebrail’in sözünün Allah’a ait olduğunu bilmeden söylüyor olması nasıl mümkün değilse, vahiyden başka hiçbir şeyi tebliğ etmeyen (Necm 3-4) Peygamber aleyhissalatü vesselamın sözüne müsaadenle uymayacağım diyen birinin de İslamiyet’le bir bağı yoktur. Bir Müslüman bu sözü söyleyemez. Peygamber aleyhissalatü vesselama itiraz edebilme düşüncesinin zerresi bile bu dinden olmadığına delil olur. Hiç kimsenin hatırına cehenneme girilmez.

Kur’an bize yeter diyerek aslında gerçek Kuran’cı olduklarını ima eden, Peygamberi devre dışı bırakarak kendi yorumunu peygamber sözünün üstünde tutan ve konuşmamış bir peygamberin varlığına iman etmiş insanların, Kuran’daki açıkça peygambere tabi olun (Ali İmran 31) ayetine muhalefet ederek, ayette sadece Kuran’a uyun ifadesi geçmiş gibi yorumlayanların da yaptıkları yorumların İslamiyet’le bir bağı yoktur.

Daha İslam’da kurban yoktur, horoz da kurban edilebilir, namaz bu Müslümanların başına bela edilmiştir, salâvat peygambere yağcılıktır diyenleri saymadım. Bu insanlar belki namaz da kılıyorlar, lakin İslam dininin mensubu değillerdir.

İnsanın en ciddi olası gereken yer hak dinin meseleleridir. Burada yapılan hatanın akıbeti cehennemdir. Bu kadar kolayca dini yorumlamak, hiçbir tehlike görmemek iman bulunan kalbin işi değildir.

Elbette bu durumların daha dehşetlisi kıyamet yaklaştığında, bu safsataların takipçileri tarafından gerçekleştirilecektir. Öyle ki yorumlaya yorumlaya İslam’ın adından başka bir şey kalmayacağı rivayetlerden anlaşılıyor ki, Allah arzın ruhu hükmünde olan İslam’ın tabisi kalmadığında nasıl önceki zalim kavimleri yok etmişse, hiçbir Müslüman kalmadığında da arzı yok edecektir.

Korkuyorum üstadım diyor Zübeyir ağabey Bediüzzaman hazretlerine. O da diyor ki; korkma Zübeyir, titre…