MTTB Erzurum Üniversitesi mezunları Derneği olarak arkadaşlarımızla Çanakkale'ye bir gezi tertipledik. Önce Kazdağları içerisinde bir otelde konakladık. Nefis manzaralı bir yer idi. Temiz havayı teneffüs ettik. Doğal yaşama ortamına tanık olduk.

Konaklayacağımız otele giderken ve gelirken Muhteşem Çanakkale Köprüsü'nden geçmek nasip oldu. Tek kelime ile, muhteşem bir eser. Allah başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, emeği geçen herkesten razı olsun. Ecdada yakışır bir eser olmuş. Tüm yatırımlara karşı çıkan insanımızın bu eserleri görmesi gerekir, diye düşünüyorum.

Çok fazla söz söylemeye gerek yoktur. Görmek lazım...

Bu mekanları ziyaret ederken, Mehmet Akif Ersoy'u anmadan geçmek olmaz... İşte o zaman yazılan şiirlerin anlamı bir kez daha artar... Kaybettiğimiz binlerce insanın her birinin ayrı, ayrı hikayesi var. Kınalı kuzlar, Seyit Onbaşılar... Çünkü söz konusu VATANDIR... Gerisi teferruattır...

Son gün şehitlikleri ziyaret ettik...

Bazı dostlarımız önceden şehirle ilgili bilgisi olmasına rağmen; şehitlikler hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değillerdi. Rehberimiz önderliğinde kendilerine doyurucu bilgiler aktarıldı.

Bu yolculuğumuzda; bize, rehberlik yaparak hem bilgilendiren hem duygulandıran hem fikir alışverişinde bulunduğumuz rehberimize teşekkür ediyoruz. O mekanları, en azından değerini bilerek anlatan, açıklayan, duygulandıran, tavrını hiç unutmayacağız. Zaman, zaman gelen rehberlerin, bilgi eksikliğinden yahut bir manzarayı anlatıyormuş gibi; duygu yoksunluğundan, yapılan sunumlarından rahatsızlığımızı ortak olarak, deklere ettik... İşi bilen bir rehberle hem ziyaretiniz anlamını bulur hem de; daha net bilgiler alırsınız...

Ülkemizde yaşayan, özellikle genç nesillerimizin, bu coğrafyada yaşanmış en acı savaş olarak bilinen; Çanakkale, savaşının geçtiği yerleri görmesini dilerim. Bazı belediyelerin, sürekli olarak; oraya insanımızı ziyaret amaçlı, taşıdıklarından haberdarım. Özellikle ziyaret mevsimi zamanında değişik belediyelerimizin buraya turlar düzenlediğinden haberimiz vardır. Ülkenin değişik şehirlerinden Kilometrelerce yolu kat ederek buraya ziyaret amaçlı turlar düzenleniyor. Hatta bu turlardan bazıları MEB desteği ile, öğrenci turları olarak gerçekleşmektedir.

Tüm genç neslimizin bu toprakları ziyaret etmesi gerekir. Orda yaşananları öğrenirken, o havayı da teneffüs etmesi şarttır. O, atmosferden etkilenmesi gerekir.

Son zamanlarda ziyarete açılan sahra Hastahanesi müzesi, herkesi derinden etkilemektedir. Orada neler yaşandığının en güzel delilidir.
Abdulhamit Han tarafından yaptırılan tabyalar boğazın önemini arz ediyor. Çünkü dedesi Fatih taaa  o yıllarda tehlikeyi görerek boğazın her iki tarafına kaleler yaptırmıştır. Boğaza takılan gerdanlık gibi halan Fatihin ileri görüşlülüğünü ispat etmektedir.

Yatan şehit mezarları, Osmanlı coğrafyasının, harmanlanmış, hali gibi duruyor... Filistin'den, HAMA'DAN, Bosna'dan, Balkanlardan,  Osmanlı coğrafyasının,  her yerinden omuz omuza çarpışan yiğitler, şimdi yan yana yatıyorlar... Hem de bunun ne demek olduğunu bilmeyen, şu an günümüzde yaşayan; kafası karışık adamlara rağmen... Biz, buradayız, bu topraklar için; can verdik...

O kadar çok destan yaşanmış ki, hangisini anlatalım...

Bu şehitlerin isimleri belirtilirken; kimilerinin isimlerinin yanında şehirleri ve hatta ilçelerinin de isimleri belirtilmektedir.

Savaşın, nasıl olduğuna, neler yaşandığına değinmeyeceğim... O olaylar, yaşandı ve geçti. Bizim bu savaştan neler çıkarmamız gerektiğini, düşünmemiz gerek. O günün en büyük donanmasına sahip olan İNGİLTERE ve FRANSA ortaklığı karşımıza; her zaman olduğu gibi dikilmiştir. Yanlarına sömürgeleri olan insanları da alarak...

Hem o sömürgeler ki; içerisinde Müslümanlar, bile var... Nereye, kimle savaştığını dahi bilmeden, cepheye getirilen insanlar... Sonrasında olan, yaşanan ibretlik binlerce hadiseler...
Boğazlar, bizim düşmanlarımızın, her zaman iştahını kabartan yerler, olma özelliğini korumuştur. Hala, o boğazlardan tüm gemilerinin, nasıl geçtiği herkesin malumudur. Kısacası, o iştahları henüz geçmemiştir. Bu gidişle geçeceğe de benzemiyor...

Savaşın yaşandığı yerde; savaşan tarafların mezarlıkları var... Bizim şehitliklerimiz var... Anlatılanlara ve edindiğimiz bilgilere göre; kimi şehitlikler, sembolik... Yani,  savaşın geçtiği, toprağın her karışında; insan kemikleri ile karşılaşabilirsiniz. Kayıp, çok büyük...

İşte, onlardan bir tanesi de Anzak Koyu... Evet, Kasım ayının ortalarında; dedelerinin mezarlarını ziyarete gelmeleri, bizi şaşırtıyor. Bu savaşın yıl dönümlerinde geldiklerini, biliyorduk... Ancak, rehberimizin ifade ettiğine göre; Mevsimin her anında bu manzarayı görmek, mümkünmüş... Bu coğrafyada yaşayan insanımıza, duyurulur...

Yazılacak, o kadar şey var ki; anlatacak o kadar şey... Ancak, bir şairin sözünü hatırlatıyorum;'' Sözün bittiği yerdeyiz...''

Ey neslimiz, insanımız, geleceğine ait hedefleri olan gençliğimiz; geliniz, görünüz, o havayı yaşayınız...
Belediyelerimiz, bu yolculuklar için; her zaman katkı vermelidirler...

Bu arada bize bu yolculukta destek veren, bizi teşvik eden Fatih Belediye Başkanı Sayın Mehmet Ergün Turan beye çok teşekkür ediyoruz.

Evet, ÇANAKKALE boğazındaki; Mehmetçik adeta, gelen geçen herkese şu gerçeği sözleri ile haykırıyor;  

Dur yolcu!

Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir...

Vatanımızın her karış toprağının, ne kadar önemli olduğunun, bir delilidir... Kıymetini bilelim...