Toplumdaki her türlü çürümenin dinin varlığına bağlanma eğilimini eleştiren Kavlak; hırsızlık, gasp, dolandırıcılık ve kadın cinayetleri gibi suçların arkasında İslam'ın değil, aksine dini değerlerin ve vicdani otokontrolün hayattan tasfiye edilmesinin yattığını savundu. Yazıda, sekülerleşme ve haz odaklı tüketim kültürünün insanı ilahi bağlarından kopararak suç sarmalına ittiği vurgulandı.
Suçun kaynağı din mi, yoksa dini değerlerin birey ve toplum hayatından çekilmesi mi?
Ekranlardan ve sosyal medyadan pompalanan "anlık haz" kültürü, toplumsal ahlakı ve vicdanı nasıl tehdit ediyor?
"Yakalanmadığı sürece her şey mübahtır" anlayışı, cezaevlerini dolduran adi suçların ve şiddet sarmalının asıl müsebbibi olabilir mi?
Doç. Dr. Ahmet Kavlak’ın 'Dinsiz ahlak oluyor muymuş?' başlıklı yazısını okumak için tıklayınız...




