06.09.2021, 14:11

Devlet organları 'tıbbi zorbalıkla' uğraşmaz!

Ülkemizde ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) Acil Kullanım Onayı ile mRNA aşısı olurken, ABD Yüksek Mahkemesi geçen günlerde aşının kamu sağlığına faydası olmadığı yönünde  vermiş olduğu kararın da dikkate değer olduğunu düşünüyorum. Gerçi hukukun ayaklar altına alındığı anayasaların çiğnendiği bir dünyada ne kadar dikkate alınacak onu da bilmiyorum.

Yine de bu şartlar altında Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’ndeki 21A15 Nolu Dava’dan, İNSANLIK lehine bir karar çıktı. Mahkeme 10 Ağustos 2021 tarihindeki kararında, “Dikkatli inceleme sonucunda davalı olan Hükümetin aşıyı zorunlu kılmasında veya zorunlu aşı uygulamasında kamu sağlığını koruma amacı ile yaptığına dair bir hüküm ve çıkar bulunamamıştır.” dedi.

Mahkeme davanın tıbbi iddia özetinde; Şu anda mevcut olan Acil Kullanım Onayı  COVID19 aşılarının hiçbirinin SARS-CoV-2 veya COVID-19'un yayılmasını önlediğine dair bir kanıt yoktur. Ama SARS CoV-2'nin yayılmasının aşılamaya rağmen gerçekleştiğine dair kanıtlar vardır. Bu nedenle karar metninde, aşılı ve aşısız kişileri ayırmanın bilimsel bir gerekçesi  olmadığına yer aldı.

Hukuki olarakta; Başarılı bir doktor-hasta ilişkisi için bilgilendirilmiş rızanın/reddin korunması gerçekten çok önemlidir. Aşılama zarar verme riski taşır ve invaziv(*) bir tıbbi prosedürdür. Eyalet veya federal olarak finanse edilen bir kurumun, tıbbi zorbalıkla meşgul olması veya bu tıbbi prosedürü hastalara zorlaması, bedensel bütünlük ve mahremiyet haklarının doğrudan ihlalidir.

Beden bütünlüğünün temel hakkı Anayasa'da tanınmıştır. Hiçbir hak, her bireyin kendi şahsına sahip olma ve onu kontrol etme hakkından daha kutsal tutulamaz veya ortak hukuk tarafından daha dikkatli bir şekilde korunamaz, açık ve tartışılmaz bir hukuk yetkisi olmadıkça, başkalarının tüm kısıtlamalarından veya müdahalesinden muaf olduğu belirtildi.

21. yüzyılda halk sağlığını korumak, kişisel özgürlüğe saygının korunmasıdır. Acil bir durumda bile, hızla yayılan bulaşıcı bir hastalık ve etkili bir aşı olduğunda, devletin hiç kimseye zorla aşı yapmasına veya ilaç vermesine izin verilmiyor. Anayasal alternatif, hastalığı başkalarına bulaştırmalarını önlemek için enfekte olmuş ve maruz kalmış kişileri ayrı ayrı [kendi kendini karantinaya alarak] ayırmaktır.

Ayrıca dava metninde dikkat çeken diğer bir hususta, hükümet açıklamaları oldu.  Açıklmaların bütünü değerlendirildiğinde, COVID-19 aşılarının SARS-CoV-2 veya COVID-19'un yayılmasını önlediğine dair bir kanıt olmadığını doğruluyordu. Bu nedenle aşılı ve aşısız insanlar arasında ayrım yapmanın bilimsel bir gerekçesi yoktur. Yine bu kapsamda, Pfizer BioNTech, Moderna ve Janssen (Johnson& Johnson) COVID-19 aşıları için yapılan klinik deneyler, SARS-CoV-2 ile asemptomatik enfeksiyonu veya aşının COVID-19'un yayılması (bulaşması) üzerindeki etkisini gözlemlemek için tasarlanmadığına dikkat çekildi.

Sonuç olarak, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), her aşı için hazırladığı brifing belgesinde “asemptomatik enfeksiyonların semptomatik enfeksiyonlar kadar etkili bir şekilde önlenemeyebileceğini” ve “verilerin aşının etkisini değerlendirmek için sınırlı olduğunu” belirtiyor.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararına, daha detaylı ve tüm referans belgeleri ile buradan erişebilirsiniz.

 (*) İnvaziv Bir mikroorganizmanın bir konağa girme, orada gelişebilme ve konağın vücudunda yayılarak üreme yeteneği.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@