Olan-biten diye bir kavram var malum... Olup olup bitiyor mu? Olan olurken bitiriyor mu? Kararsız kalmamak mümkün görünmüyor...

Olan-biten sarmalında geçip gidiyor herşey... Aklımızdan geçenlerle gönlümüzden geçenler arasında eşgüdüm ararken... İçimiz geçiyor belki... İçimiz geçti diye bir an yerçekimine eşlik eden göz kapaklarımız yüzünden içimizden de geçmişler m'ola? Kâr-zarar tahterevallisinden öte bir kavrayış lazım gelirken... Geçimsiz öznelerle geçişli fiiller arasında bir yerde geçmiş olsun dileklerini kabule mecbur kalmak da sinir bozucu!

Olan olur, biten biter... Bu kadar sürat hakikaten yeter! Hazzetmediğimiz hızla yüz-göz olmak nasıl da incitici... "Bul karayı al parayı" oyunundan esintiler eşliğinde geçiştiriliyor muyuz? Neye üzülüp neye sevineceğini şaşıranın duygusuzluk illetinden şikayetkâr olması tabii değil mi? Hoş... Şikayete değil de kâra bakar olmuşuz. Aynalarda hapsolunmuş şikâra bakar olmuşuz!

Ol deyince olduranı hesaba katmayan muhasip elinde, olan-biten beyhudelik tacını takmasın ne yapsın? Dön baba dön... Bu şirret denkleminde hem beygir hem de dolapsın! Su sesinin dinginliği de kifayet etmez bu sinsi yüksünmeye...

Olan-biten için çokça laf etmek mümkün... Söylemlerin eylemsizliğine sarmalanmış münafıklık psikolojisi lafla yürüyen peynir gemisi ile seksen saniyede devr-i âlem ededursun... Keskin bakışın törpülendiği bir atölyeden başka nedir ki içine tıkıldığımız atmosfer? Adım başı bir -izm... İnsan sormadan edemiyor. Aceb hangisi bizim? Ezberimizi besleyen test tekniği hazretlerinin töresince cevap tabi ki "e" şıkkı: Hiçbiri!

Oldu-bitti! Aslında hiç olmamıştı. Hakikaten bu hiç olmadı. Olmadığını takvim yapraklarının ayak izini, ileri yahut geri takip ederek müşahede etmek mümkün... Bağların bozulduğu günlerde pekmez kaynatma telaşı ne kadar keyifli ise... Arada kaynayıp giden bilimum mevzu o kadar keyifsiz! Hem... Ehl-i keyif mi kaldı? Şimendifer istim vurdu. Kampana çoktan çaldı!

Olan-biten... İkilem içre yanık bir tefekkür türküsü belki... Türkü deyince hafife alındığı için alınan bir mevzuu... Giderek alınganlaşmanın muharriki bu belki... Neyse... Olan-biten içinde bu sayıklamalar da olup bitmiş olsun... Dahası mı? Daha ne olsun?