Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Adalet Zirvesi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında uluslararası adalet sistemi üzerinden BM'ye tepki gösterdi. Dünyaya seslenen Erdoğan, "Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz." dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;

Zirvenin başarıyla ev sahipliğini yapan Adalet Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini gönülden tebrik ediyor, organizasyona emeği geçen tüm kardeşlerime ayrıca tebriklerimi ve takdirlerimi iletiyorum.

Suudi Arabistan'a askeri kuvvet konuşlanacak mı?
Suudi Arabistan'a askeri kuvvet konuşlanacak mı?
İçeriği Görüntüle

Adalet güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir, mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet insanlığın ortak hedefidir. Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Uluslararası barış ve güvenlik, adalet olmadan sağlanamaz. Bugün itibar erozyonuna uğramış bir sistemle karşı karşıyayız. BM adil ve sağlıklı değil. Uluslararası hukuk neredeyse tamamen askıya alınmış durumda. Uluslararası iradenin yansımadığı bir BM sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez.

ADALET SİSTEMİNE TEPKİ
Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz. Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi.Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli ve öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez.
Soruyorum, dünya genelinde sayısı 60.000'i ancak bulan bir avuç elitin 4 milyar insandan üç kat daha fazla servete, gelire ve imkâna sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaları savaşların takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda sistemde bir sorun yok diyebilir miyiz? Sistemdeki yapısal sorunları enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hepimiz yaşamıyor muyuz?

"HÜRMÜZ'DEKİ TIKANIKLIK, ONCA ÇABAYA RAĞMEN AYLARDIR BİR TÜRLÜ GİDERİLEMEDİ"
Bakınız, şurası çok önemlidir. Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık, onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi. Rusya ve Ukrayna arasında dört buçuk yılı geride bırakan savaş, her ay binlerce can kaybıyla hâlen devam ediyor. Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, bölgemizin ve dünyanın daha pek çok yerinde neler yaşandığını hepimiz görüyoruz. Hepsinden önemlisi, Gazze'de tam üç yıldır tüm dünyanın gözleri önünde insanlar vahşice öldürülüyor. Siviller acımasızca şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın, 74.000'den fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar yerle yeksan edildi. Üniversiteler, hastaneler, ibadethaneler vuruldu. Binlerce çocuk elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybetti. Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü.

"TÜRKİYE SIKINTI ÇEKER AMA İNSANLARA SIRTINI DÖNMEZ"
Üzülerek ifade etmek isterim ki bu acı manzara karşısında uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini, yargı ve yaptırım mekanizmalarının olması gerektiği şekilde işletilmediğini görüyoruz. Türkiye, gerek Uluslararası Adalet Divanında açılan davaya müdahillik başvurusu yaparak gerek İsrail'le ticari işlemlerini tamamen durdurarak gerekse Küresel Sumud Filosu'na yönelik silahlı saldırının asıl faillerine kırmızı bülten çıkartarak tavrını çok net biçimde ortaya koymuştur. Kıymetli misafirler, şunu bugün bir kez daha ve altını çizerek dile getirmek durumundayım. Bu, tüm dünya için bir insanlık testidir. Hepimiz için bir samimiyet testidir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez.

"SUÇ İŞLEYİP ADALETTEN KAÇABİLECEĞİNİ SANANLAR KENDİLERİNİ GÜVENDE HİSSETMEMELİDİR"
Sınır aşan suçlar ve organize suç örgütleriyle mücadele konusuna da değinen Erdoğan, teknolojinin gelişmesiyle suç coğrafyasının küreselleştiğini anlattı. Elektronik para kuruluşları, kripto varlıklar, soğuk cüzdanlar ve sosyal medya gibi araçların suç örgütleri tarafından etkin biçimde kullanıldığına dikkat çeken Erdoğan, "İster adi suçlu, ister uyuşturucu tüccarı, ister terör ve organize suç örgütü üyesi olsun hukukun dışına çıkan hiç kimseye dünyanın hiçbir yerinde rahat ve huzur olmamalıdır. Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir." diye konuştu.

Türkiye'nin suçluların iadesi konusundaki kararlılığını rakamlarla ortaya koyan Erdoğan, "Sadece 2026'nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik. Uluslararası adli iş birliğinde haklı taleplere karşılık verilmesi esastır. Türk adaleti er ya da geç ama gereğini mutlaka yapacaktır."