Değerli Kardeşlerim,

Hayatın bitmek bilmeyen koşuşturması içinde insan bazen durup nefes almak, kendini yoklamak zorunda kalıyor. Geçen günlerde eşimle yaptığımız kısa ama derin bir sohbet, uzun zamandır zihnimin bir köşesine ittiğim bir hakikati yeniden uyandırdı:

Geçici dünyanın konforu için ömrümüzü tüketirken, ebedî hayat için neden bu kadar kayıtsızız?

Hepimizin hayatı birbirine benziyor…

Biraz daha geniş bir ev, daha modern bir mutfak, daha konforlu bir araba… Daha sessiz çalışan bir klima, daha şık bir koltuk, daha gösterişli bir yaşam peşindeyiz...

Güzeli istemek yanlış değil.

Yanlış olan, bu isteklerin bizi Rabb'imizden uzaklaştırmasına izin vermek.

DÜNYAYA GÖSTERDİĞİMİZ HASSASİYETİ AHİRETİMİZE GÖSTERMİYORUZ

Bir ev alırken neler yapıyoruz?

Ekspertiz çağırıyoruz, deprem raporu istiyoruz, kredi çekiyoruz, yıllarca borçlanıyoruz. En ince ayrıntıyı bile saatlerce düşünüyoruz.

Peki, ebedî hayatımız için aynı titizliği gösteriyor muyuz?

Evin duvarına süreceğimiz boyayı seçerken gösterdiğimiz özeni, kabre götüreceğimiz amelleri seçerken göstermiyoruz. Evin dekoru için saatler harcıyor; ama kalbimizin dekoru olan iman, merhamet, namaz ve güzel ahlâk için dakikaları bile çok görüyoruz.

Ev için stres yapıyoruz, araba için borçlara giriyoruz, taksitler peşinde koşuyoruz; ama son yolculuğumuzun tek aracı olan tabut aklımıza bile gelmiyor.

Bugün hevesle aldığımız o arabalar, yarın bizi kabre bırakıp geri dönecek.

Bugün özenle seçtiğimiz mobilyalar, yarın kefenimizin içine sığmayacak.

Bugün ödemeye uğraştığımız taksitler, yarın yanımızda olmayacak.

Ama unutma:

Namazımız yanımızda olacak,

Sadakamız yanımızda olacak,

Kırdığımız gönlün vebali yanımızda olacak,

Gönül aldığımız anların sevabı yanımızda olacak.

Bugün insanlar kredi hesaplıyor, faiz hesaplıyor, metrekare hesaplıyor… Ama ahirette kendisi için hazırlanacak yurdu hiç hesap etmiyor.

Rabbimiz Kur’an’da buyuruyor:

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir; asıl yurt ahiret yurdudur.”

Biz ise fani olanı büyütüyor, bâkî olanı erteliyoruz.

Bir kardeşim geçen gün şöyle dedi:

“Abi, 3+1 ev için 15 yıl borçlandım.”

İçimden şöyle geçirdim: Keşke insanlar ev için değil, istikamet için 15 yıl sebat etse…

Bir 15 yıl istikamet, bir ömürlük cennet köşküdür.

Bir araba almak için milyonlarca borçlanıyoruz. Vergi, kasko, bakım… Aylarca yeni masraflar bitmiyor.

Bir çizik olsa moralimiz bozuluyor; küçük bir arıza bile günümüzü mahvediyor.

Peki hiç düşündük mü? Son yolculuğumuzun aracı tabuttur.

Ne markası var ne modeli… Kimse “tabutum yeni olsun” demiyor. Ama dünyalık arabası için gecesini gündüzüne katıyor.

Bu nasıl bir çelişki? Bu nasıl bir gaflet?

Bir düşünelim:

Evin boyası dökülür, yapılır.

Araban eskir, yenilenir.

Mobilyanın modası geçer, değiştirilir.

Ama

Kabirde çürüyen bir ömür geri dönmez!

Kaybedilen bir namaz geri gelmez!

Ziyan edilen yıllar bir daha verilmez!

Çocuğumuzun geleceği için yıllarca plan yapıyoruz; ama kendi kabir yolculuğumuz için plan yapmıyoruz. Sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz.

EBEDÎ KÖŞKLER İÇİN EMEK VERME ZAMANI

Dünya evleri için nasıl çırpınıyorsak, bir gün de şöyle çırpınalım: “Rabbim, ahirette bana bir köşk nasip et.”

Bu köşkü kazanmak için:

Bir namaz yeter,

Bir sadaka yeter,

Bir dua yeter,

Bir yetim başı okşamak yeter.

Unutma kardeşim: Dünya evleri kiralıktır; ahiret evleri ise bizim gerçek mülkümüzdür.

Daha lüks bir ev uğruna huzurumuzu,

daha pahalı bir araba uğruna ömrümüzü,

daha gösterişli bir hayat uğruna ahiretimizi tüketiyoruz.

Hâlbuki:

Dünya avuç içi kadar, ahiret sonsuz bir okyanus…

Dünya geçici bir gölge, ahiret bitmeyen bir sabah…

Gelin bugün bir karar verelim:

Dünya için çalışacağız ama ahireti unutmayacağız.

Evimizi güzelleştireceğiz ama gönlümüzü ihmal etmeyeceğiz.

Arabamız yeni olsun ama kalbimiz eskimesin.

Dünya borçlarıyla uğraşalım ama ahiret hesabını ertelemeyelim.

Çünkü fani olan geçer; bâkî olan kalır.

DÜN EBEDÎ ÂLEME UĞURLADIĞIMIZ HAFIZ HASAN POYRAZ AMCA’YA RAHMETLE!

Dün, Çekmeköy’ün kurucu belediye başkanı Ahmet Poyraz başkanımızın muhterem babasını, yoğun bir cemaatin şahitliğiyle Marmara İlahiyat Camii’nden ebedî âleme uğurladık. Hafız Hasan Amca’yı; imanıyla güzelleşmiş, kalbi temiz, mütevazı ve gerçekten örnek bir insan olarak tanıdım. Rabbim çıktığı bu sonsuzluk yolculuğunu nur eylesin; makamını cennet, menzilini âli ve mübarek kılsın. İlâhî rahmeti üzerine olsun; sabrı ve huzuru da başta Ahmet Başkanımız olmak üzere tüm ailesine ihsan eylesin.

Selam ve dua ile…