"Hatırası Aziz İnsanlar" isimli YouTube kanalına konuk olan usta Hattat Ali Hüsrevoğlu, hayat hikayesini, hat sanatına başlama serüvenini ve medeniyet tasavvurumuzu anlattı. Mescid-i Nebevi'de 5 yıl boyunca yaptığı eşsiz çalışmalarla tanınan Hüsrevoğlu, günümüz gençliğine ve yetkililere tarihi hatırlatmalarda bulundu.
- Osmanlı'dan Cumhuriyete Kutlu Miras
Çocukluk yıllarının Afyonkarahisar Sandıklı'da geçtiğini ve el sanatlarıyla iç içe bir ailede büyüdüğünü belirten Hüsrevoğlu, bu kutlu sanata olan merakının camilerdeki yazıları taklit etmesiyle başladığını söyledi. Kendi hocası olan merhum Hattat Hamid Aytaç'ın zorlu dönemlerdeki direnişine değinen Hüsrevoğlu, hocasının tarihe geçen şu sözlerini aktardı: "Harf inkılabı olunca herkes dükkanını kapattı, ben kapatmadım. 'Allah beni bu sanatı Osmanlı'dan Cumhuriyete taşımak için vazifelendirdi' derdi ve buna tam inanırdı."

- Mescid-i Nebevi'ye Nakşedilen Türk İmzası
Medine-i Münevvere'de tam 11 yıl geçiren Hüsrevoğlu, Mescid-i Nebevi'nin yeni bölümlerindeki tüm yazıları Müslüman Türk milleti ve üzerlerinde emeği olan herkes adına kaleme alma şerefine nail olduğunu vurguladı. Osmanlı döneminde Mescid-i Nebevi'nin kıble duvarını eşsiz bir nizamla yazan Abdullah Zühdi Efendi'nin sanatına olan büyük hayranlığını dile getiren usta hattat, bu mekana hizmet etmenin kelimelere sığmayacak bir bahtiyarlık olduğunu ifade etti.

- "Erken Yaşta Yabancı Dil Soykırımdır"
Devlet yetkililerine seslenerek mevcut eğitim sistemi üzerine eleştirilerde bulunan Hüsrevoğlu, anaokulu seviyesinde başlayan yabancı dil eğitimine şiddetle karşı çıktı. Türkçenin korunmasının bir beka meselesi olduğunu vurgulayan sanatçı, şunları kaydetti: "Anaokulunda çocuklarımıza İngilizce öğretiliyor. Bu korkunç bir şey. Bu çocukların Türkçe düşünme veya Türk gibi düşünme imkanları silinmiş oluyor. Bu bir soykırımdır! 'Türkiye'de dil meselesi din meselesidir', eğer biz Türkçeyi kaybedersek ilk kaybedeceğimiz şey dinimiz olacaktır."
Hattat Ali Hüsrevoğlu kimdir? Hayatını okumak için tıklayınız...

- "Evlerimizde Hilye-i Şerif Olmalı"
Medeniyetimizde resim ve heykel yerine hat sanatının ön planda olduğunu hatırlatan Hüsrevoğlu, Müslüman Türk evinin nasıl olması gerektiğine dair de önemli ölçüler verdi. Avrupa ile kendi medeniyetimizi kıyaslayan Hüsrevoğlu, "Resim Avrupa'nın ruhudur, yazı da bizim ruhumuzdur. Bize ait ne arıyorsanız yazılarımızda bulabilirsiniz" diyerek her Müslüman Türk evinin duvarında Allah'ı tanıtan Ayet-el Kürsi ve Peygamber Efendimizi (s.a.v) anlatan Hilye-i Şerif levhalarının mutlaka asılı olması gerektiğini belirtti.

- Cami Hayatın Merkezidir
Son olarak cami mimarisine ve İslam toplumunda caminin konumuna değinen Ali Hüsrevoğlu, caminin yalnızca bir namazgah değil, hayatın ve şehrin merkezi olduğunu söyledi. İlk mescitlerin aynı zamanda üniversite, parlamento ve meşveret alanı işlevi gördüğünü belirten Hüsrevoğlu, günümüzde de Büyük Çamlıca Camii örneğinde olduğu gibi ilim, sanat ve sosyal hayatı barındıran külliye modelli camilere ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi





