28 Şubat’ı Kim Temize Çekiyor?

Sözde muhafazakâr kimliğiyle ekranlarda arz-ı endam eden bazı kalem erbaplarının, “eski CHP” güzellemeleriyle halkın hafızasını silmeye çalıştığını görmek mide bulandırıcı. Başörtüsünün mimarlarına methiyeler dizen, ikna odalarının karanlık tarihini aklamaya çalışan bu sözüm ona demokratlardan, açıkça utanıyorum.

Ne yazacak kelimeleri kaldı, ne konuşacak birikimleri… Ellerinde kalan tek “siyasi analiz”, eski CHP ile yeni CHP’yi karşılaştırmak ve 28 Şubat’ın mimarlarına hak etmedikleri methiyeler dizmek olmuş. Bu, politika değil; bu, ahlaki bir çöküştür.

Siyasi hafızanın zayıflatılması, bir toplumu sadece geçmişiyle değil, geleceğiyle de yüzleşemez hale getirir. Bugün bazı sözde muhafazakâr kalemlerin, “eski CHP” güzellemeleri yaparak 28 Şubat’ın karanlık mimarlarına methiyeler düzdüğünü hayretle izliyoruz. Başörtüsü yasaklarının, ikna odalarının, üniversite kapılarında gözyaşına boğulan gençlerin acısını unutturmak isteyen bu çevreler, ne yazık ki geçmişin mağdurları üzerinden yeni bir siyasal makyaj çalışmasına girişmiş durumda.

Bu kesimlerin, eski CHP’yi aklamaya çalışırken kullandığı enstrümanlar, artık milletin vicdanında karşılık bulmuyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin son yıllardaki değişimini göz ardı etmiyorum; Kemal Kılıçdaroğlu’nun özellikle parti içindeki “üstenci” dili törpülemesi bir gerçekliktir. Ancak bu değişimi fırsat bilerek 28 Şubat’ın mimarlarına zemin hazırlamak, siyasi analiz değil; tarihsel bilinçsizliktir.

Recep Tayyip Erdoğan’a en büyük zarar, doğrudan rakiplerinden değil, yakınındaki bu menfaat odaklarından geliyor. Kendi çıkarları için partiye sızmış, halkla irtibatını kaybetmiş, seçmeni küçümseyen bu çevreler, iktidarın en zayıf halkası haline gelmiş durumda. Erdoğan, bu iç zaaflarla yüzleşmeden AK Parti’nin geleceğini güvence altına alamaz.

Bugün yapılması gereken, CHP’nin sağla kurduğu zorunlu ittifakları analiz etmek, belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını sorgulamak ve muhalefetin meşruiyet sınırlarını aşan çağrılarını eleştirmektir. Ancak bazıları için bu daha zahmetli olduğu için, eski CHP güzellemeleriyle kolaycı bir siyasi polemik üretmeyi tercih ediyorlar. Bu tavır sadece sığ değil, aynı zamanda tehlikelidir.

Tarihin acılarını unutturmak kimsenin haddi değildir. Hele ki o acıların hâlâ taze olduğu bir coğrafyada… Bugün susmak, yarın o acıların tekrarına ortak olmak demektir.

Recep Tayyip Erdoğan’a en büyük zararı CHP değil, bu maskeli muhafazakârlar veriyor. Sayın Erdoğan’ın etrafındaki bu menfaat çemberini görmesi artık elzemdir. Sayın Erdoğan’ın bu durumu “görmemesi” bir tercihtir. Rantın peşinden koşan bu çıkar odakları, cehaletlerini ve ikiyüzlülüklerini ekran ekran dolaştırarak kusuyorlar.

Sayın Erdoğan!

Sırça köşklerinden nutuk atan, milletten kopmuş, rant ve koltuk derdine düşmüş bu menfaat şebekesine artık bir dur deyin. Bu kibirli, korkak ve halktan kopuk AKP’liler yüzünden, Ak Parti özünden uzaklaşıyor. Halktan kopan her parti gibi, bu da ANAP’ın akıbetini yaşar, kimse şaşırmaz.

Ve unutmayın:

Bir millet, en çok kendi içinden çıkanlar tarafından kandırıldığında kaybeder.